Warning: file() [function.file]: Couldn't resolve host name in /home/yuruyus/public_html/yuruyus-info.org/wp-content/themes/trendwebportal/functions.php on line 217

Warning: file(http://xml.altinkaynak.com.tr/altinkaynak.xml) [function.file]: failed to open stream: operation failed in /home/yuruyus/public_html/yuruyus-info.org/wp-content/themes/trendwebportal/functions.php on line 217
Emperyalistler Kimseye Boşuna Yardım Etmezler! | Yürüyüş Dergisi
Örnek Resim

Anasayfa > GÜNDEM > Emperyalistler Kimseye Boşuna Yardım Etmezler!

Emperyalistler Kimseye Boşuna Yardım Etmezler!
Son Güncellenme : 26 Eki 2014 16:14

Yuruyus-logo-kMİLLİYETÇİLİĞİN YARATTIĞI KÖRLÜK EMPERYALİZMLE İŞBİRLİĞİNİ MEŞRULAŞTIRIYOR!
İNKAR, UZLAŞMA, TASFİYE!

Emperyalistler Kimseye Boşuna Yardım Etmezler!

“ABD Merkez Kuvvetleri Komutanlığı (CENTCOM), Türkiye ile Suriye sınırındaki Kobane’de, IŞİD’e karşı çatışan Kürt güçlerine havadan, silah, mühimmat ve tıbbi malzeme attıklarını açıkladı. CENTCOM’un verdiği bilgilere göre, Irak bölgesel Kürt yönetiminden sağlanan 27 konteynerlik silah, mühimmat ve tıbbi malzeme, 3 ayrı C-130 kargo uçağı ile Kobane’de IŞİD’e karşı çatışan Kürt güçlere havadan atıldı.”

Emperyalistler uzun süren görüşmelerden kendi politikalarına destek almadan, BOP’nin bir parçası olmayı kabul ettirmeden hiçbir yardımda bulunmazlar… Bu yardımların karşılığını fazlasıyla almak isteyecekleri de kesindir. Bu halkın daha fazla kanının dökülmesinden başka bir şey değildir. Kürt halkının kurtuluşunu değil, emperyalizmin kölesi olmasını getirecektir.

Emperyalist İşbirlikçiler Kimseyi Boşuna Kollamazlar!

“Irak Başbakanı Haydar Ebadi, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile görüşerek Kuzey Irak’ta PKK’ye karşı operasyon yapmamalarını istedi.

Parlamentoda konuşan Ebadi’nin “PKK şimdi bizimle birlikte terörist örgütlere karşı savaşıyor. Türkiye’den, Irak sınırında PKK’ye yönelik saldırılarını durdurmalarını istedik. Biz bu konuyu daha önce de telefon yoluyla Türkiye Başbakanı ile konuştuk” dedi.

Emperyalizmin işbirlikçisi Ebadi bunu söylemekle Ortadoğu’da PKK’nin emperyalizmle girdiği ilişkileri de ortaya koymaktadır. PKK’nin uzun süredir Amerika ile de görüştüğü, Sincar dağlarındaki ilk görüşmeleri ve bunun devamının geldiği uzun süredir konuşulan ve bilinen bir gerçektir. Kaldı ki, PYD’nin de PKK ile ideolojik, politik ve örgütsel bütünlük içinde olduğunu kendileri bizzat açıklamaktadırlar. Bu yanıyla da Ebadi’nin açıklaması kimin hangi safta yer aldığı gerçeğini daha açık ortaya sermektedir.

Amerika’nın başını çektiği emperyalist güçlerin Büyük Ortadoğu Projesi ni (BOP) hayata geçirme operasyonu genişleyerek devam ediyor. Emperyalistler bu operasyon çerçevesinde Kürt milliyetçi hareketi ve onun kuyruğuna takılıp sürüklenen kişi ve örgütleri de kendilerine yedeklemeyi başardılar.

Düne kadar BOP’un en önemli ayağını Ilımlı İslam modeli oluştururken bu modelin çökmesiyle birlikte emperyalistler de yeni araçları devreye soktular. En başta da IŞİD denilen canavarı piyasaya sürdüler ve onun sayesinde her kesimi kendi etraflarında toparlamaya ve halkların gözünü boyayıp kendi politikalarını hayata geçirmeye çalışıyorlar.

Kürt küçük burjuva milliyetçiliğinin peşinden sürüklenenlerden biri de Ahmet Kahraman. Kahraman, 11 Ekim 2014 tarihli Özgür Politika Gazetesi’ndeki köşesinde şunları söylüyor:

“Kobanê, bebeği katleden, kadın, erkek Kürdün başını kesen katillerin muhasarasındayken, dünya uzaktan seyirciydi. Bunların yanında, “Hewar” sesine gelen tek ülke Amerika ve direnenlere verdiği destek paha biçilmez değerdeydi. Kimsenin değil, kendi adıma, “moral destek için teşekkürler Amerika” diyorum.

(Teşekkür derken, 1960’ların durağında uyuyanların, Osmanlı rüyalı IŞİD’çıların vandallığını örtme çabasındakilerin, “Emperyalizm” demelerini duyar gibiyim. Onlara, Kürtlerin canını yakan, yerlerini, yurtlarını başlarına yıkan asıl emperyalizmin kim olduğu cevabı bir başka güne)”

Kürtlerin “Hewar” sesine gelen tek ülke Amerika’ya “teşekkür” ediyor. Kobanê neden saldırıya uğradı, saldıran kim, saldıranı besleyip büyüten kim, Kobanê ve bir bütün olarak bölgeyi kan gölüne çeviren bundan güçlenen kim, “Kobanê’nin düşmesi öncelikli kaygılarımızdan değil” diyerek Kobanê halkını saldırganlarla başbaşa bırakan güç kim, PYD önlerinde biat edip de açıkça işbirliğine yanaşmadığı sürece desteğini ağırdan alan ve IŞİD’in önünü açan kim? Tüm bu soruların cevaplarına bakmayıp bir de parantez içine “emperyalizm” demeyin sakın bana gibi bir not düşünce ve de emperyalist diyenleri IŞİD yandaşı gibi damgalayınca her şey hallolacak zanneden bir zihniyet.

Deve kuşu misali, emperyalizm demeyince emperyalizm gerçeği değişecek sanki. Emperyalizm demeyince Amerika’nın saldırganlıkları unutulacak; Irak unutulacak, Ebu Gureyb unutulacak, katledilen, tecavüze uğrayan onca insan, sarfedilen onca yalan unutulacak. Dünyanın her yanında döktükleri kanlar unutulacak. Ve emperyalizm demeyince, dünyaya herkes sizin gibi emperyalistlerin sunduğu gözlüklerle bakacak. O gözlükler ki, emperyalizm gerçeğini unutturuyor, o gözlükler ki, katil Amerika’ya teşekkür ve minnet dolu baktırıyor insana!..

Bu gözlüklerle Kürt halkının yanında olamazsınız. Emperyalizm tarihinin hiçbir döneminde halkların çıkarına tek bir şey yapmamıştır. Hele de Amerika!.. Dünyanın katil diye andığı Amerika. Kürtlere çok şey yaptı diye mi düşünüyorsunuz? Barzani iktidarına yapmıştır evet, fakat onu da kendisi için, Ortadoğu’daki ikinci İsrail üssü yaptığı için yapmıştır. Ve yine Kürt halkına değil işbirlikçi Barzani, Talabani yönetimine yapmıştır. Şimdi aynı biçimde yeni üsler peşindedir. Bunu görmeyip, oradaki tüm gelişmeleri emperyalist efendilerin anlattığı gibi anlamaya, yorumlamaya başladığınız anda zaten gerçeklerden koparsınız.

Ahmet Kahraman ve onun gibi düşünenlerin durumu da budur aslında. Emperyalistlerin verdiği gözlükle bakıyorlar her şeye, onların yorumları, onların haberleri ve onların anlattıkları, temel doğrular haline gelmiş. Böyle olunca da Amerika’ya teşekkür etmek utanılacak bir durum olmaktan çıkıp minnet borcu, söylenmezse ayıplanılacak bir şey haline geliyor.

Dünyada da, Kürdistan ve Ortadoğu’da da sınıflar gerçeği hala değişmedi. Evet, emperyalizm gerçeği de değişmedi. Bunun değiştiğini söyleyenler en hafif deyimiyle kördürler. Ahmet Kahraman emperyalizmin ne olduğunu anlatacakmış bize. Ne anlatır bilmiyoruz ama Amerika’nın kanlı tarihini değiştirmek, onu olduğundan farklı göstermek için çok çırpınması gerektiği ve sol yanını tümden kesip açıkça ve tüm benliğiyle Amerika’dan yana olduğunu ilan etmesi gerektiği kesindir.

Ahmet Kahraman elbette bu düşünce tarzında yalnız değildir. Bu düşünce tarzı aslında Kürt küçük burjuva milliyetçi hareketten yayılan ve ona bulaşan herkese de sirayet eden bir düşünce tarzıdır.

Bu bir çürümedir. Solun, Kürt milliyetçilerinin kuyruğuna takılarak hep birlikte yaşadıkları ve her geçen gün daha da derinleşerek emperyalizmle işbirliği noktasına vardırdıkları bir çürümedir. Hep söylüyoruz ve bir kez daha tekrar ediyoruz; direnmeyen çürür. Bugün emperyalist politikalar karşısında direnmek yerine emperyalizmle işbirliği içine girmek için can atanlar bu çürümeyi derinleştirenlerdir.

Amerika İle İşbirliği BOP Ortaklığıdır!

Özellikle son iki aydır Kürt küçük burjuva milliyetçi hareket ve onun çevresindekiler IŞİD bahanesiyle Amerika ile doğrudan bir ilişki içine girmek için adeta can atmaktadırlar.

Bu konuda bir yandan gizli görüşmeler sürerken diğer yandan ise gerek emperyalisler cephesinde ve gerekse de Kürt milliyetçi hareket çevresinde halkları emperyalizmle girilecek ilişkiye hazırlama manevraları hız kazandı. Bu konudaki en önemli araç ise IŞİD terörizmi oldu. Emperyalistlerin yarattığı ve besleyip büyüttüğü IŞİD bir anda emperyalizmin can düşmanı gibi yansıtılıp bu canavara karşı herkesin bir araya gelmesi çağrıları kapladı ortalığı. IŞİD’e karşı en etkili savaşan gücün Amerika olduğu da ayrı bir koldan propaganda edilmeye başladı. Öyle bir propagandaki Ahmet Kahraman gibi geçmişi solcu, bugünü milliyetçi bir kafa kalkıp Amerika’ya teşekkür edecek kadar kendinden geçebildi.

Bu hafta içinde yapılan görüşmeler de görüşmelerin yarattığı sonuçlar da bir bir ortaya çıkmaya başladı.

Önce İngiltere başta olmak üzere diğer Avrupa emperyalistleriyle yapılan görüşmeler açığa çıkmaya başladı. Kürt milliyetçi hareketin yayın organlarında ve ajanslarında yansıyan bu yönlü haberler Amerika ile de görüşmelerin eli kulağında olduğu şeklinde yansıtılmaya başlandı.

Amerika ile ilişkiler konusunda daha 29 Eylül 2014 tarihinde ANF’de çıkan yazısında Cahit Mervan şunları söylüyor:

“İngiltere, batı dünyasında ABD’nin en yakın stratejik ortağıdır. Hatta İsrail’in özel durumunu ve Kanada’nın ‘komşu’ olmasını bir tarafa bırakırsak, İngiltere ABD ile ‘tek’ stratejik ortaktır. İngiltere, bölgesel ve uluslararası birçok konuda Avrupa Birliği devletlerinden çok, ABD ile içli dışlıdır. Karikatürlere konu olacak kadar bu böyledir.

Bu nedenle Salih Muslim’in Londra ziyareti Kürt-ABD ilişkileri açısından da önem arz etmektedir. Muslim’in Londra ziyareti bir bakıma ABD ile dolaylı görüşmeyi de içeriyor. (.)

Bugüne kadar ABD Federal Kürdistan yönetimi dışında kalan bütün diğer Kürtleri dışlayan bir politika izledi. Fakat Şengal istilası sonrası Kürdistan Özgürlük Savaşçıları’nın ortaya koyduğu tutum ve en son DAIŞ çetelerine karşı Kobanê’de akıllara durgunluk veren direniş, eski politika ve anlayışa ağır bir darbe vurdu.

En azından ABD’nin bundan birkaç yıl önce ‘ortak düşman’ ilan ederek yarattığı ‘PKK algısı’, kamuoyu açısından hızlı bir değişime uğradı. Bu algı eridi, gitti. Sahada ise zorunlu nedenlerden dolayı da olsa, ABD bir anda kendisini DAIŞ’a karşı deyim yerinde ise PKK’nin ‘yanında’ buldu.”

İşte milliyetçi bakış açısı için Amerika ile bir şekilde ilişkiye girebilmek bu kadar da önemli. İngiltere ile görüşme başlayınca arkasından Amerika ile de görüşmenin önü açılıyor. Bu ne kazandırır, halka yararı nedir bunlar tartışma dışındadır. Emperyalistlerin dünyasında milliyetçi kafada kendini ona göre biçimlendiriyor. Halkı düşünmek, halka göre politika belirlemek ve halkların geleceğini düşünmek yok. Onun yerine güçlünün yanında durarak, kendini güçlü gösterme çabası var.

Bir başkası M.Ali Çelebi ise Özgür Gündem Gazetesi’nde şunları söylüyor:

“Obama planı eğer ciddiyse o zaman ciddi güçlerle, DAİŞ’e karşı savaşan güçlerle ittifak yapmaları gerekiyor. YPG iki yıldır DAİŞ’e karşı savaşıyor ve başarı kazandı. Finans meselesini kesmek istiyorlar. Hava saldırılılarıyla da DAİŞ’i bitiremezsiniz. Havadan vurursun kaçar başka yere. Bunlar ciddi tedbirler değil. Yerde doğru bir ittifak gerekir. Yerdeki güçlerle ittifak ederek DAİŞ’i o topraklardan çıkartabilirsiniz.” (18 Eylül 2014, Özgür Gündem)

Obama planı, DAİŞ’in bitirilmesi… Amerika veya diğer emperyalistler gerçekten bunu istiyorlar mı? Bugüne kadar ortaya konan ve artık çocukların dahi anladıkları ve bildikleri Amerika ile IŞİD’in işbirliğini görmez mi bu yazıları yazanlar? Elbette görüyorlar, Kürt milliyetçi hareket bir bütün olarak da görüyor aslında gerçeği. İşte Cahit Mervan’ın yazısının başka bir yerinde söyledikleri:

“Altını çizmekte yarar var. ABD ve koalisyon güçleri DAIŞ mevzilerini ister bombalasın, ister bombalamasın bu işin sonucunu Kobanê ve Kürdistan Direniş Güçleri’nin tutumu ve savaş kabiliyeti belirleyecek. Bu kesinlikle böyledir.”

Evet, sonucu belirleyecek olan elbette halk güçlerinin direnişidir. Fakat bunları söyleyen Cahit Mervan yazısının bütünü içinde bunları dile getirmiş olsaydı ve yazının ana ekseni bu olsaydı kuşkusuz doğru bir şey söylemiş olurdu. Fakat Cahit Mervan son paragrafındaki iki cümleyle alttan Amerika’ya bir tehdit yollamak dışında bir amaç taşımıyor. Çünkü yazının bütünü Amerika ile ilişkilerin önemine dairdir, bunu ne kadar da istediklerini ortaya koyar niteliktedir. Bu sadece bu yazara ait bir düşünce değildir. Kürt milliyetçi hareketin tüm yazarları ve yayınları esas olarak bu doğrultuda yazmaktadırlar. Önderleri bu yönde konuşmaktadırlar.

Sonuç ise artık çıplaktır. Ya da başka bir deyişle nihayet muratlarına ermiş bulunmaktadırlar. Artık açıktan Amerika’nın desteğini kazandılar. Artık Amerika tarafından açıkça silah, mühimmat ve tıbbi yardım gelmektedir. Türkiye oligarşisi de koridor açtı ve bunu açıkça da ilan etti.

Hatta öyle ki elbirliğiyle halkları ne kadar süre kandırdıkları da ortaya çıktı bu arada.

Rudaw ajansından yansıtılan bir haberde PYD sözcüsü Newaf Xelil şöyle bir açıklama yapıyor: “ABD ile 2 yıldır görüşüyoruz Türkiye’yi üzmemek için söylemiyoruz”.

Evet, iki yıldır görüşmeler gizli saklı yapılıyor ve artık gelinen noktada işbirliği kesinleştirilmiş ve halk da bir ölçüde buna hazırlanmıştır. PYD ile ilişkilerin uzun süredir devam ettiği bir şekilde basına yansıyordu ancak hep reddedildi. Bunu hem PYD açıklamadı hem de Amerika kabul etmedi. Sonuç işbirliğinin kesinleşmesi noktasına gelindi. İşbirliği IŞİD’e karşı olarak yansıtılsa da bunun esas olarak Suriye yönetimine, Esad yönetimine karşı olduğu, olacağı artık kimse için sır değildir. Amerika’nın bu konudaki tavrı ve beklentisi uzun süredir biliniyor, görülüyor. Amerika da bunu saklamıyor. Ancak adı bugün IŞİD’e karşı olmak olarak konuluyor.

Emperyalistler uzun yıllardır hayata geçirmeye çalıştıkları Ortadoğu başta olmak üzere giderek tüm dünyayı kendilerine göre düzenlemenin projesi olan BOP’ni bu sayede hayata geçirmenin de adımını atmış bulunmaktadır.

Bugün IŞİD’in yarattığı vahşete karşı çıkmak ve buna direnmek elbette saldırıya uğrayan tüm halklar açısından meşru ve vazgeçilmez bir haktır. Ancak bunu emperyalistlerle birlikte yapmak emperyalistlerin BOP’nin ortağı olmaktan başka bir anlamı yoktur. Çünkü, IŞİD denilen canavarı hep söylediğimiz gibi emperyalistler yaratmışlardır. Herkesi canavarla korkutarak yanında saf tutmaya çağıran Amerika ve diğer emperyalistlerin amacı görülmez de değildir. Çok açık ve belirgindir. Özellikle Türkiye oligarşinin bu konuda oynadığı rol adeta kör gözlere bile ayandır. Kaldı ki Amerika’da bölgedeki Türkiye oligarşisinin politikalarını “stratejik ortaklık” adıyla onayladığını defalarca açıklamıştır. Türkiye oligarşisinin ise Amerika’nın istekleri dışında tek bir politikası olmadığı, olamayacağını da bilmeyen yoktur.

Buna rağmen üç maymunları oynayarak halkları aldatmaya çalışmak tam bir aymazlıktır.

Halkların can düşmanı olan IŞİD’e karşı olmak adına onun yaratıcısıyla birlikte olmayı savunmak ve dahası onunla işbirliği içine girmek Ortadoğu’da ve Kürdistan’da dökülecek kanların da ortağı olmaktır. Gerek Kürt milliyetçi hareket ve gerekse de onun kuyruğuna takılan tüm kesimler açısından durum budur.

Emperyalizmle işbirliği içine girmek halkların düşmanı olmaktır. Kürt milliyetçi hareketler emperyalistlerle işbirliğinden vazgeçip yüzünü halka dönmelidir. Kürt, Türk, Arap, Ezidi, Süryani, Müslüman, Hristiyan tüm halkların ortak düşmanı emperyalistlerdir.

Hiçbir mazeret, hiçbir burjuva politik oyun gerçeklerin üstünü örtemez. Emperyalizm gerçeği de, Ortadoğu’daki IŞİD ve Amerika gerçeği de bilinen açık gerçeklerdir. Bu gerçekleri tersyüz ederek, halkları aldatmaya çalışarak bir yere varılamaz. Emperyalizmin lanetli tarihinin ortağı olmak, onun suç ortağı olmak bugün varılan en uç noktadır. Kürt halkının kaderi emperyalistlere bağlı değil, kendi ellerindedir.

Bu da Marksist Leninist Komünist Olanı…

Kürt milliyetçilerin bakışı ve emperyalizmle işbirliği içine girmeleri açık ve nettir artık… Bunu bilmeyen görmeyen yoktur… Onların kuyruğuna takılan ve kendilerine komünist sıfatını yakıştıranlar da vardır… Bir de onların dediklerine ilişkin haberlere bakalım:

HDP eşbaşkanı FigenYüksekdağ, “IŞİD’in Şengal’e gerçekleştirdiği ilerleyişinden sonra, bütün gelişmeler bize şunu gösteriyordu; Bu ilerleyişe, saldırganlığa dur demek gerekiyordu. Bu saldırganlığa son verecek asli güç Türkiye devletidir, biz bunu iktidara söyledik, uyarılarımızı yaptık” diyen Yüksekdağ, bütün çağrı ve uyarılarına rağmen siyasi iktidarın, sorumluluğuna denk bir duruş sergilemediğini söyledi. Yüksekdağ, “İktidar, ‘Türkiye IŞİD’e destek veriyor’ tezlerini çürütecek hiç bir kanıt ortaya koyamadı” dedi.

Evet, haber bu… İşte bu da milliyetçi olmayan, komünist olanın bakışı… Türkiye oligarşisine gerekli uyarıları yapmışlar, IŞİD’i durduracak tek güç Türkiye devleti imiş… Neden? Halkların direnişinden, mücadelesinden bu kadar mı uzaklaştınız… Yüzünüzü emperyalistlere ve işbirlikçilerine bu kadar dönünce elbette onların dışında bir çözüm, çare göremiyorlar… Yazık!… AKP iktidarı her gün yeni faşist yasalar çıkarırken, bir protesto gösterisinde bile 40’a yakın insanı katlederken ML, komünist bakış çareyi yine de AKP’de görüyor… yani daha açık bir deyişle çareyi faşizmde görüyor, emperyalizmle girilen ilişkilerde görüyor…

PYD’den İstenenler Açık ve Nettir!

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun açıklamaları yansıdı geçen gün basına… Kobane için koridor açılacağını açıklarken aynı zamanda PYD’nin yeni misyonunun ne olması gerektiğini de açıklıyor… Her ne kadar bugün PYD ve Amerika bunu açıkça dile getirmeseler de Çavuşoğlu bir gerçeği de ortaya koymakta sakınca görmüyor:

“Biz Kobane’den Türkiye’ye gelmiş insanların, kaçmak zorunda kalan insanların tekrar Kobani’ye dönüp huzur içinde yerleşmelerini istiyoruz. Burada takip edilmesi gereken bazı hususlar da var. Bunlardan biri PYD’nin Suriye’ye yönelik amaçları, Özgür Suriye Ordusu’ndan farklıdır. Demokratik bir Suriye emelinden farklı olarak sadece Suriye’nin belli bir bölgesini kontrol etme amacı gütmektedir. Aynı IŞİD gibi. Dolasıyla bunun Suriye’nin geleceği, sınır bütünlüğü ve demokratik bir yapılanması için bir tehdit olduğunu düşünüyoruz. PYD bu emellerini sürdürdükçe Özgür Suriye Ordusu’nun da desteğini alamaz. Türkiye’nin desteğini de alamaz. Bunu açık bir şekilde başından beri söylüyoruz. Dolayısıyla PYD’nin ve diğer unsurların da buradaki politikalarını değiştirmesi gerekiyor. Bu emellerinden vaz geçmesi gerekiyor”

İşte bugüne kadar PYD’ye dayatılan ve gelinen noktada da kabul edildiği artık açık olan gerçekler.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.