Örnek Resim

Anasayfa > EMEKÇİLERDEN > Duymazliktan, Görmezlikten Gelmeyeceğiz!

Duymazliktan, Görmezlikten Gelmeyeceğiz!
Son Güncellenme : 09 Kas 2014 22:34

DUYDUĞUMUZU, GÖRDÜĞÜMÜZÜ… DUYMAZLIKTAN, GÖRMEZLİKTEN GELMEYECEĞİZ!

YANIBAŞIMIZDAKİ ATANMASI YAPILMAYAN ÖĞRETMEN ARKADAŞLARIMIZIN             MÜCADELELERİNDE YERİMİZİ ALACAK, KENDİ TALEPLERİMİZ GİBİ SAHİPLENECEĞİZ!

Ya birlikte kazanacak, zaferleri birlikte kucaklayacağız. Ya da parça parça bölünerek gücümüzün üstündeki saldırıları büyük kayıplarla karşılayacağız.

Aynı düşman tarafından halkın tüm kesimlerinin aynı şekilde baskı ve zulüm uygulayarak sömürüldüğü bir ülkede sömürüye karşı birlikte mücadele edilmemesi düşmanın işine yarayacaktır. Üzerimizdeki baskının, sömürünün daha da artmasına neden olacaktır. Bunun için birleşecek ve kazanacağız.

Bütün halkı biraraya getirme ısrarından vazgeçmeden önümüze çıkan engelleri yine onlarla birlikte aşmak gerekir. Tek tek bireylerin ya da kesimlerin kurtuluşları mümkün olmaz birlikte olmayınca…

Hepimiz haklarımızı gasp eden, emeğimize, alınterimize el koyan, vahşice saldırılarla kölece, insanlık dışı yaşam dayatanlara karşı mücadele etmiyor muyuz? O zaman neden işçi-memur, gençlik, işsiz, gecekondu halkı, aydın-sanatçı, esnaf, çocuk-kadın-erkek gücümüzü birleştirip, egemenlerin karşısına dikilmeyelim?

Meclislerimizde hatta bulunduğumuz her yerde anlatmalıyız, bu sorunları tek biz yaşamıyoruz, maaşı yetmeyen sadece biz değiliz, bu ülkede halkın büyük bir kesimi açlıkla başbaşa yaşamaya çalışıyor. Bunun tek sorumlusu emperyalizm ve onunla işbirliği yapan bizi yöneten oligarşidir. Ortak düşmanımızdır bu ikisi, neden bizimle aynı koşulları yaşayanlarla beraber mücadele etmiyoruz, neden önce kendimiz sonra diğer ezilen halk kesimleri güçlerimizi birleştirmiyoruz? İşte bu sorunlarımızı meclislerimizde tartışacağız. Meclislerimiz en yoksul memurları örgütleyeceğimiz, düşmanın kim olduğunun gösterildiği ve mücadelede kimlerle birlikte olacağımızın gösterildiği, öğretildiği yerler olacaktır. İşte en yakınımızda atanması yapılmayan öğretmenler duruyor. Bu noktada biz memurlar ne yapacağız? Bırakalım işçi, öğrenci diye kendi aramızda bile bizi bu düzen bölüyor, parçalıyor.

En yakınımızda olan atanması yapılmayan öğretmenlerimizin sorunlarını görmezlikten gelebiliyor, sahiplenme konusunda adımlarımızı atayım mı atmayayım mı diye düşünebiliyoruz.

Neyi düşündüğümüzün farkında olmalıyız… Düşünecek şey dayanışmayı büyüteyim mi büyütmeyeyim mi, yarın bu saldırı bana da yapılır mı yapılmaz mı? Nasıl olsa bugün bana değil şimdi okları üzerime çekmeyeyim… Ben atanması yapılmayan öğretmen değilim ki zaten, sonra benim hakkımda da işlem yaparlar sen atanması yapılmayan öğretmen bile değilsin ne işin var… OLAMAZ.

Böyle düşünmek devrimci demokrat memur emekçilerin olamaz.

BİZE DÜŞEN GÖREV;

Hak ve özgürlükler mücadelesinde birbirimizi yalnız bırakmamaktır!

Yarın biz de sokaktaki işsiz,

Yarın biz de sokaktaki atanması yapılmayan öğretmen,

Yarın biz de evi yıkılacak bir gecekondulu,

Yarın biz de çocuğu uyuşturucu bağımlısı bir aile,

Yarın biz de çocuğunu bile okutacak okul bulamayan veli,

Yarın biz de sürgüne gönderilmiş bir memur,

Yarın biz de direnişte bir grevci… olabiliriz…

Bizim işçi ve emekçilerin, bizim yani halkın bizden başka dostu yoktur! Kendi yerimizi de, düşmanımızı da unutmayacağız!

Duyduğumuzu, gördüğümüzü duymazlıktan, görmezlikten gelmeyeceğiz.. Yanıbaşımızdaki atanması yapılmayan öğretmen arkadaşlarımızın mücadelelerinde yerimizi alacağız. Kendi taleplerimiz gibi sahipleneceğiz!


Alternatif Biziz, Halka Öğretecek Halktan Öğreneceğiz

İstanbul’da Halkın Öğretmenleri, 26 Ekim günü Kıraç Cemevi’nde, Gönüllü Eğitim Toplulukları dahilinde verecekleri kurslarla ilgili veli toplantısı düzenleyerek çalışmalarını anlattılar. Toplantıda veliler, Halkın Öğretmenlerine okullarda toplanan paraların yasal olup olmadığını ve TEOG’la ilgili sorular sordular. Yapılan toplantıda derslerin 1 Kasım’da başlayacağı duyurusu da yapıldı. Toplantıya okuma yazma öğrenmek isteyen 3 kadın da katılarak kayıt yaptırdı. 2 ila 9. sınıflara giden öğrencilere, seviyelerine göre Matematik, Türkçe, Fen, Fizik dersleri verileceği, satranç ve flüt ders kayıtlarının sürdüğü anlatılan toplantıya 20 aile katıldı.


 

Halkın Öğretmenleri, Düzene Uygun Kafalar Yetiştirmek İçin Değil; Düşünen, Üreten Gençlik İçin Mücadele Etmelidir

El emeğimizi çalan, kol gücümüzü kar için sömüren bu düzen beynimizi de istemektedir. Tam teslimiyetin verimliliği artıracağını, emeği çalınanın buna sesini çıkartmadan var gücüyle çalışacağını hayal ederler. Boş da durmazlar. Beynimizi isterler… Almak için de gerici-bilimsel olmayan bir eğitim sistemi ile saldırırlar.

Bu saldırıda, öğretmenlerin yeri büyüktür. Devlet memuru niteliğindeki öğretmenler, düzene uygun kafaların yetiştirilmesinde aracıdır. Marx’ı öğretmek yasaktır okul kitaplarında ama Osmanlı padişahlarının katliamlarından övgüyle bahsedilir. Gerçekler ters yüz edilir.

İşten atılma, sürgün, esnek çalışma, disiplin cezası gibi baskı ve tehdit araçlarıyla iktidarın eğitimci tipine giren öğretmenler mesleklerinin özüne ihanet içerisine sürüklenirler.

Laboratuvar-bilgisayar yüzü gösterilmeyen, bilimin gerçekleri yerine idealizmin safsatalarının öğretildiği eğitim sistemine karşı halkın öğretmenleri bu halkın çocuklarını yetiştirme görevine devrimci bir sorumlulukla bakmalıdırlar.

Bilgi, sınıfsal bir kavramdır. Bir sınıfın elinde tehlike olan bilgi, diğer sınıfın elinde hayat kurtarıcı olabilir. Bu yüzden öğretmenler, kimin, neyin bilgisini halk çocuklarına öğreteceklerine karar vermelidirler.

Bilginin sınıfsallığını Nazım Hikmet, 1935 yılında yazdığı “Gel de İnan” başlıklı bir yazıda güzel bir örnekle anlatıyor.

“Ansiklopedik sözlükler vardır. Bunlar her dilde çıkarılırlar. Gençler bu kitapları okuyacaklardır da birçok anlamlar, tanınmış adamlar hakkında bir düşünce elde edeceklerdir. Oysaki bu kitapların çoğu yazıldığı devrin ve onu yazanın o anlam, o adam için beslediği özel düşüncelerden başka bir nesne değildir. İşte örnek diye, suya sabuna pek de dokunmaması gerek olan bir adam için Alman ve Fransız ansiklopedilerinin yazdıklarından bir iki sözü aşağıya geçiriyorum:

Alman ansiklopedisinden: ŞARLMAYN: Saksonların, ileri medeniyetin ve en temiz soyun düşmanıydı.

Fransız ansiklopedisinden: ŞARLMAYN: Ortaçağın en büyük adamıdır. Her yanda sonu yenmekle biten bir yığın kavgalara girişmiş, imparatorluğun ayrı ayrı soylarını birleştirmek için çalışmıştır.

Bundan yüz yıllarca önce ölen bir imparator için iki ulusun iki ansiklopedisi bu kadar ayrı düşünceler yazdıktan sonra, günlük işler için, bilgi, milgi örtüsü altında yutturulmak istenenlere gel de inan.”

Bilgi kaynağı kimin elindeyse onun çıkarları esastır.

Peki halkın öğretmenleri kimin bilgisini öğretecek?

Celalileri başıbozuk-isyancı olarak mı anlatacaklar, halk kahramanı olarak mı?

Yavuz Sultan Selim’in büyük bir padişah olduğunu mu anlatacaklar, Alevilerin katili olarak mı?

Marx ve Engels’i hiç anlatmadan geçecek mi, yoksa tüm dersleri Marx ve Engels’in toplumlar tarihine dayanarak geliştirdiği diyalektik materyalizmin üzerine mi oturtacaklar?

En genç, en temiz beyinler emanet ediliyor öğretmenlerin eline. Bu beyinlere sahip çıkmak, aynı zamanda emeğine sahip çıkmaktır. Halkın öğretmenleri, emeğine sahip çıkmalıdır. Soyguncu, talancı, yalancı, vatan haini iktidarın savaşçısı olmamalıdır.

Eğitim yeni toplumun temelidir. Eğitim olmadan yeni insan da olamaz. Bu yüzden öğretmenleri düzeni sorgulamaya, gençliğin geleceğine sahip çıkmaya, düzenin gerici, anti-bilimsel eğitimine karşı mücadele etmeye çağırıyoruz. Yoksul mahallelerinde yoksul halk çocuklarını eğiterek başlayabiliriz. Gönüllü Eğitim Topluluklarını kuralım, işletelim…

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.