Örnek Resim

Anasayfa > KÜLTÜR - SANAT > Sanatçıyız biz

Sanatçıyız biz
Son Güncellenme : 21 Ara 2014 16:13

TİYATRO VE TİYATROCULARIN ONURU

TARİHE VE GELECEĞE SAHİP ÇIKMAYI GEREKTİRİR!

AKP iktidarı hayatın her alanını olduğu gibi sanat alanını da gerici-faşist ideolojinin hakimiyetine alabilmek için her fırsatı değerlendirmekten vazgeçmiyor. Herhangi bir uygulamayı gündeme getirdiklerinde tepkilerin büyüklüğüne göre önce geri adım atıyor, ardından yine bir fırsat bulup yeniden ve bu kez daha pervasız biçimde saldırıyor.

Geçmişten bugüne devletin sanatla ilişkisi çelişkilerle dolu olmuştur. Sanatın devlet desteğine bağımlılığını her iktidar kendi çıkarları için kullanmak istemiştir. Ancak bürokratlar, sanatçıların etkinliğini yine de yok edememiştir.

AKP eğitimden basına, sağlıktan trafiğe, çalışma hayatının her dalına müdahale ederek kendi dinci-gerici-faşist düşüncesine uygun kültür yaratmak için yeni düzenlemeler yapıyor. Bunları yaparken tepkiler karşısında sokak kabadayılarının dili ile azarlıyor, adeta sövüp sayıyor. Devlet tiyatrolarının, opera ve balenin, orkestraların, kısaca devletin bünyesinde çalışan tüm sanat kurumlarının kapatılacağı, özelleştirileceği, AKP’nin kendisine uygun bulduğuna destek vereceği bir düzenleme adım adım hayata geçiriliyor.

İstanbul Şehir Tiyatroları 100. yıl kutlamaları AKP’nin sanata sanatçıya saldırılarının ardından bir gövde gösterisi gibiydi. Şehir Tiyatroları’nın da artık hangi oyunu oynayacağı ya da oynamayacağı, hatta hangi oyunu nasıl oynayacağı önceden verilen metinlerle ve son provaların görüntü çekimleriyle denetlenecek. Genel Sanat Yönetmenliği’ne getirilen Erhan Yazıcıoğlu bu işleyişe aday olmuş. Ve Kadir Topbaş nezdinde AKP’nin gövde gösterisine dönüşen 100. yıl Galası’nda Kadir İnanır, Erdal Özyağcılar, Perihan Savaş, Zihni Göktay, Cihan Ünal, Sezai Yılmaz, Çiğdem Tunç gibi halkın dizilerden sinemadan tanıdığı ve demokrat olarak bildiği isimler bizzat katılarak AKP’nin bu politikalarına yedeklenmişler… AKP de Osmanlı gibi, halkı karşısına alan, itaat edecek kullar olarak gören zihniyetle kendi kadrolarını üretene kadar hep devşirmelerle sürdürüyor işini. Tiyatrolar ile ilgili tartışmalar sürerken tiyatrocular bu tartışmalar içinde bölük pörçük ve ortak tavır şekillendiremiyorlar.

Sanatçı ”Hiç mi iyi bir şey yapmıyor hükümet!” demeye başlıyorlar önce, ve sonra ”Diğerleri daha iyi olmayacak” ile zorbayı meşru görüyor.

Oysa Haziran Ayaklanması’nda yanyana omuz omuza oldukları halkı artık tanımış olmalılar. Gücün kaynağının halkla bütünleşmek olduğunu anlamış olmalılar. Yüzünü halka döndüğünde aşılmayacak dağ, yıkılmayacak kale olmadığını bizzat yaşamış olmalılar.

Bu devlete bağımlı olmak sanatçının kaderi değildir. Devlete bağımlılık nasıl köleci ilişkiyi getiriyor, sanatı da sanatçıyı da kişiliksizleştiriyorsa, yüzünü halka dönmek de o kadar özgür, paylaşımcı, hemen her sorunu birlikte çözerek gerçeğin sesi olan ürünler üretmenin zeminidir. Bunun içindir çağrımız: tiyatrocular, şairler, sinemacılar… biraraya gelmeli, sanat meclislerinde sorumlulukla, duyarlılıkla, sorunlarınızı birlikte tartışıp birlikte çözerek yürümeliyiz yolumuza. Halkın sarıp sarmaladığı sanat ve sanatçı asla yıkılmaz…

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.