Örnek Resim

Anasayfa > DÜNYADAN > Paris’te ve Dünyada Dökülen Tüm Kanların Sorumlusu Emperyalistlerdir

Paris’te ve Dünyada Dökülen Tüm Kanların Sorumlusu Emperyalistlerdir
Son Güncellenme : 18 Oca 2015 19:34

Paris’te ve Dünyada Dökülen Tüm Kanların Sorumlusu Emperyalistlerdir!

HAYIR, İNSANLIK YÜRÜMEDİ, İNSANLIĞI KATLEDENLER YÜRÜDÜ!

Hiçbir eylem, hiçbir olgu kendisini yaratan koşullardan bağımsız olarak değerlendirilip ele alınamaz. Charlie Hebdo Katliamı emperyalistlerin yarattığı adaletsizliğin ürünüdür.

Fransa’da bir karikatür dergisi olan Charlie Hebdo’yu basarak çalışanlarının katledildiği eylemi Yemen El Kaide’si üstlendi… Üç yıl önce Muhammed’in karikatürünü yaparak Müslümanların tepkisini çeken derginin yönetim bürosunu basan iki kişi dışarıdan müdahale eden polislerle birlikte on üç kişiyi öldürerek çekildi.

Yapılan eylemin hemen ardından Türkiye dahil bir çok ülke yöneticileri peş peşe yaptıkları açıklamalarla eylemi kınarlarken, Fransız polisi de sıkıyönetim uyguladığı bazı bölgelerde sürek avı başlatarak büyük bir operasyon ve dergi baskınını aratmayan kanlı bir operasyonla üçü eylemci olmak üzere yedi kişiyi katlettiler.

Eylemi Yaratan Koşullar

Karikatür dergisine yapılan eylemi basın özgürlüğü ve eylemin adaletsizliği üzerinden değerlendirmek eksik ve yanlış bir sonucu da getirecektir. Hiçbir eylem, hiçbir olgu kendisini yaratan koşullardan bağımsız olarak degerlendirilip ele alınamaz. Bu nedenle Fransa’daki eylemi de yaratan koşullar ile birlikte ele almak gerekir.

Bunların başında gelen, eylemin hedefini de belirleyen olaylardır… Bir karikatür dergisi hedef alınmıştır. Hedef alınma nedeni de çok nettir; Muhammed’e hakaret içeren karikatür yayınlamak…

Solun çeşitli kesimleri de dahil olmak üzere birçok kesim bunun düşünce özgürlüğü olduğunu ve isteyenin istediği düşünceyi savunabileceğini söyleyerek ele almaktadırlar. Gerçekten öyle mi?

Sınıflı toplumlarda “düşünce özgürlüğü” ya da “basın özgürlüğü” gibi kavramların altı boştur. Burjuvazinin egemenliğinde olan kapitalist sistemde basın yayın organlarının nasıl burjuvaziye hizmet ettiğinin örneklerini burada saymaya kalksak herhalde koca bir kitap dolar. Emperyalizmin hemen her saldırısının ön açıcısı ya da suçlarının perdeleyicisi olarak her zaman basın yayın organları kullanılmıştır. Kitleleri yönlendirmenin, beyinlerini bulandırmanın ve teslim almanın en önemli ve etkili aracı olarak kullanılmaktadır basın yayın organları. Ve özellikle de büyük basın yayın kuruluşlarının hiçbirisinin emperyalist tekellerden bağımsız olmadığı da bir gerçektir. Patronları tekeller olan bu kuruluşların patronlar, tekeller aleyhine çalışamayacağı da bilinir.

Bu karikatür dergisinin tekellerle bağı ve kimin adına iş yaptığını şu an için bilmiyoruz. Ancak yaptığının kime hizmet ettiğini ve nasıl bir mantığın ürünü olduğunu biliyoruz.

Sosyalist ülkelerde 1990’lı yılların başında yaşanan yıkımların ve karşı darbelerin ardından “zafer” ilan eden emperyalistler “yeni dünya düzeni”, “tek kutuplu dünya” teorilerini ortaya atıyorlardı. Sınıf mücadelesi gerçeğini gözlerden gizlemek ve emperyalist sömürü ve saldırganlığı meşru temellere oturtmak için peş peşe döneme uygun teoriler ortaya atıyorlardı.

Bu sürecin burjuva ideologları Fukiyama ve Huntington’un tezleri emperyalist politikaları ortaya koyan tezlerdir. Fukiyama “Yeni dünya düzeninde çelişkiler ortadan kalktığı için sınıf mücadelesi öldü” derken, Huntington da “Artık sınıf mücadelesi olmayacak. Küreselleşen ve zenginliğin bollaştığı dünyada medeniyetler arası çatışmalar olacak” diye onu tamamlayan tezler öne sürmüştür.

1993’te ABD Dışişleri Bakanlığı danışmanlarından Samuel Huntington “Medeniyetler Çatışması” ismiyle geçen tezlerinde aslında emperyalistlerin nasıl bir rota çizecekleri ve hedeflerinin ne olacağını da belirlemiştir.

“Dünya politikasının gelecekteki ana ekseni… ‘Batı ve diğerleri’ arasındaki çatışma ve Batılı olmayan uygarlıkların Batı gücüne ve değerlerine verdiği karşılıklar olacak gibi görünmektedir” diyen, Huntington Batı’ya dahil olmak istemeyen veya olamayan diye tanımladığı “diğerleri”nin aralarında güçbirliği oluşturduklarını belirttikten sonra “bu işbirliğinin en dikkat çeken biçimi Batı’nın çıkarlarına, değerlerine ve gücüne meydan okumak üzere ortaya çıkan Konfüçyüs-İslam bağlantısı” diyerek hedefi belirlemekte ve ardından da emperyalist güçlerin ve kuşkusuz ABD’nin hedeflerinin ne olacağını, olması gerektiğini belirliyor: “Konfüçyüsçü ve İslami devletlerin askeri güçlerinin büyümesini sınırlamak; Doğu ve Güneydoğu Asya’da Batı’nın askeri kapasitesinin azaltılmasını yavaşlatmak ve askeri üstünlüğünü muhafaza etmek.”

Yine bir başka Amerikalı ideolog, Thomas M. Barnett bu söylenenleri daha da açık hale getiriyor: “Asya’da Kuzey Kore ile savaşa ve Çin’in Tayvan’a karşı saldırganlığını caydırmaya hazırız. Terörizme karşı küresel savaş nedeni ile Amerika, Afrika içinde her yerde savaşa hazır olmasına rağmen, İran Körfezi’ne sadece Irak için değil aynı zamanda İran, Suriye ve Suudi Arabistan’a da kalıcı değişimi getirene kadar girdiğimiz için, kendimizi oralarda [Afrika ve Asya’da] göstermek istemiyoruz.”

İşte belirlenen bu politikalar emperyalistlerin dünyaya, özellikle de Ortadoğu’ya “demokrasi götürme” adına yola çıkışlarının da temelini oluşturuyor. Tezlerde ortaya atılan ve hedef olarak belirlenen yerler müslüman ülkeler, Çin, Kuzey Kore olarak belirleniyor. Bunun arkasından bir yandan askeri operasyonlar yapılırken diğer yandan ise ideolojik saldırılar askeri saldırılarla paralel harekete geçirildi. Basın yayın organlarının bu ideolojik saldırılardaki rolü de belirleyicidir.

Bu saldırı nasıl yapılmaktadır? Bu saldırıların son dönem öne çıkan bir biçimi özellikle halkları aşağılama ve halkların değerleriyle alay etme üzerine kuruludur. Tüm emperyalist ükelerde, özellikle de Avrupa’da artan ırkçı saldırılar ve yabancıya düşmanlık temelinde gelişen politikaların dayandığı temel burasıdır.

Avrupa ülkeleri işçi ve emekçilerin on yıllar süren mücadeleleriyle kazandıkları haklarını bir bir gasp ederken öte yandan ise fabrikalarını daha ucuz işgücü bulabildikleri ülkelere taşıyarak da kendi ülkelerinde işsizliğin hat safhaya çıkmasına neden oldular. Emperyalistler, Ortadoğu, Afrika, Çin ve Türkiye gibi yeni sömürge ülkelerde işgücünün daha ucuz olması nedeniyle fabrikalarını söküp buralara taşıyarak kendi ülkelerinde işsizliğin artmasına neden oldular. Bu gerçekleri saptırmak ve sınıf mücadelesi gerçeğinin üzerini örtmek için kullandıkları en önemli araç ise halklar arası düşmanlıkları körüklemek olmuştur. Ülke içinde ırkçılığı yaygınlaştıran emperyalistler “batı değerleri” adını verdikleri kendi yoz emperyalist kültürlerinin tüm dünyada hakim duruma gelmesini isterken “medeni olmayan” diye adlandırdıkları tüm kültürleri de aşağılama ve yok etme savaşına girişmişlerdir.

Halkları Aşağılayan Propaganda Emperyalizme Hizmet Ediyor

Emperyalistler ve onların yönlendirmesinde hareket edenler halkların inançlarıyla, kültürleriyle alçakça alay ediyorlar. Sadece yılbaşından beri Avrupa’da 30’un üzerinde cami yakıldı… Emperyalistler bütün Avrupa ülkelerinde ırkçılığı körüklüyor, halklar arası düşmanlık yayıyor… Neden?

Çünkü; Avrupa’da işçi sınıfının kazanılmış tüm hakları bu politikalar sayesinde gasp edilebilmektedir. Kendi ülkelerindeki işsizliğin nedeni de göçmenlere yüklenmektedir. Böylece Avrupalı işçiler, göçmenlerle birlikte olacakları yerde “işimizi elimizden alıyorlar, sizin yüzünüzden işsiz kalıyoruz” diyerek birbirine düşman ediliyor. Emperyalist tekellere yönelecek öfke göçmenlere yöneliyor. Bütün Avrupa ülkellerinde bu temelde göçmenlere olan düşmanlık, ırkçılık, aşağılama devlet eliyle örgütleniyor… Müslüman halkın en hassas olduğu değerlere saldırarak da bu düşmanlık hızla büyütülüyor.

Öte yandan ise Avrupa’da çağdaş, ileri demokrasi vardır; doğuda özellikle de Müslüman ülkeler medeni olarak da gerici, anti demokratiktir propagandasını yayıyorlar… Bu ülkeler üzerinde her şeyi yapmaya kendilerine hak görüyorlar… Ortadoğu ülkelerini işgal etmeyi kendilerine hak görüyorlar ve bununla da kendi ülke halklarını kandırıyorlar… Demokrasi götürüyoruz, diyorlar… Ve bu ülkelerin kendi demokrasileri için, halkları için tehdit olduğunu söylüyorlar…

Müslüman halkları sürekli aşağılayan propagandayla da bunu besliyorlar.

İşte karikatürlerle ortaya çıkan gerçek de bu aşağılamanın bir yansımasıdır. Dini eleştirmek, bu yönde düşünce belirtmek değildir yapılan. Doğrudan bir halkın, Müslüman halkın değerlerinin aşağılanmasıdır. Din üzerine yapılacak bir tartışmaya kimsenin bir diyeceği olamaz ve yıllardır da bilimsel temelde bunlar yapılmaktadır. Ancak aşağılama ve rencide etme temelinde yapılanları basit bir eleştiri olarak ele almak safdillik değilse nedir? Emperyalistlerin genel politikasından bağımsız düşünelemeyecek gerçeklerdir bunlar. Daha önce Danimarka’da da benzer bir karikatür yayınlanmıştır. Bu karikütürü yayınlayan Danimarka gazetesi Jyllands-Posten’in kültür editörü Flemming Rose’un “medeniyetler çatışması” düşüncesini yayan Amerikan kuruluşlarıyla ilişkileri olduğu sonradan ortaya çıkıyor. Bu kişinin karikatürleri, Muhammed’in resmedilmesi konusundaki “otosansürü test etmek” için istediği belirtiliyor. Tepki toplanacağı biline biline yapılan bu davranışın amacı aşağılamaktır. Provokasyon yaratarak kendi saldırganlıklarını meşrulaştırma zemini oluşturmaktır.

Sonuç olarak;

1- Fransa’daki saldırıyı “düşünce özgürlüğü” adı altında ele almak doğru değildir.

2- Bu saldırının gerçek sorumlusu halklar arasında düşmanlık tohumları ekmeyi, Ortadoğu ülkelerini aşağılamayı ve Ortadoğu ülkelerine “demokrasi, medeniyet götürme” adı altında yaptığı saldırganlıkları meşrulaştırmaya çalışan emperyalistlerdir. Bu emperyalistler sadece ülkelere saldırmıyor, halkları aşağılayarak kendi ülkelerinde de ırkçılığı yaygınlaştırıyor, yabancıya düşmanlığı körüklüyorlar.

3- Dünyanın dört bir yanında halkların kanını döken vahşet tablosunun yaratıcısı emperyalistlerden başkası değildir. Ve adaletsiz eylem çizgisi olsa da dünyadaki hiçbir örgütün yaptığı eylemin vahşeti Fransa dahil tüm emperyalistlerin dünya çapında, Ortadoğu ve Afrika’da yaptıkları saldırılardaki vahşetten daha vahşi olamaz.

4- Pazar günü Paris’te büyük bir kitle gösterisi yaparak sözde “terörü” lanetleme adına yapılan gösterideki gerçek amaç “medeniyetler arası çatışmanın” önüne geçmek değil, sınıf mücadelesi gerçeğini gizleyerek “batılı değerlere” yönelen “terör tehdidini” lanetlemek üzerine kuruludur. Bu da emperyalist tezleri güçlendiren yaklaşımdan başka bir şey değildir. Buna katılan Türkiye oligarşisinin sözcüsü AKP de söylemi ne olursa olsun gerçekte “batı değerleri” denilen emperyalist değerlerin uşağıdır… Saldırı sonrası yaptıkları açıklamaları ve Fransa’ya yaltaklanma çabaları da bu uşaklığın göstergesidir.

5- Karikatür yaparak eleştirme denilen yaklaşım hiç de masum değildir. Bu, bu şekilde bir katliamla mı cevaplandırılmalıydı? Elbette bunu söyleyemeyiz. Yaşanan tepki ne kadar haklı ve meşru bir temele dayanıyor olursa olsun adaletli olmak ve eylemde seçicilik önemlidir. Fakat bunu devrimci örgütler dışında başka bir yerde görmek mümkün değildir. Hele de islamcı örgütler bu konuda oldukça kötü bir sicile sahiptirler… Emperyalistlerin kolayca kullandıkları ve yönlendirdikleri örgütlerdir. IŞİD de, El Kaide de böyle örgütlerdir… Uzun yıllar emperyalistlerin kullandığı ve halen de kullanmaya devam ettiği örgütlerdir. Kimi zaman kendi başlarına eylem yapsalar da bunlar da emperyalistlerin genel anlayışının dışında değildir. Ve esas olarak yarattıkları sonuçlarıyla emperyalistlere hizmet ederler. Emperyalist ideolojiden gıdalarını aldıkları için de onlar kadar vahşi ve onlar kadar adaletsiz olabilmektedirler.

6- Eylemlerde kılı kırk yararak halkı gözeten, suçlu-suçsuz ayrımı yapan ve gerçek anlamda adaletli olan sadece ve sadece devrimcilerdir. Cephe’nin tüm tarihi adeletli olmanın örneğidir.

7- Bugün “terörü lanetleme” adı altında karikatür dergisine yapılan saldırıyı kınayanların içinde yer alarak tavır belirleyenler, niyetleri ne olursa olsun, emperyalist politikalara hizmet etmekten öte bir sonuç yaratamazlar.

8- Emperyalistlerin sınıf mücadelesi gerçeğini örtmeye çalışan her türlü saldırganlığının karşısında halkların birlikteliğini ve kardeşliğini geliştiren politikalar izlemeli; halkları aşağılayan, horlayan emperyalist ideologların propaganda aygıtlarının karşısında tavır alınmalıdır.

9- İslamcı örgütler, emperyalistlerin aşağılayıcı politikalarına karşı çıkmak istiyorlarsa bunu karikatür vb. dergilere saldırıyla, halka zarar veren eylemlerle değil, doğrudan emperyalist hedeflere yönelen eylemlerle göstermelidirler.

10- Halklara yönelen tüm saldırıların baş sorumlusu, dünyanın en vahşi, saldırgan gücü olan emperyalistlere karşı birleşelim, savaşalım, halkların kurtuluşunu sağlayalım…

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.