Örnek Resim

Anasayfa > HABER > Av. Engin Gökoğlu ile Röportaj

Av. Engin Gökoğlu ile Röportaj
Son Güncellenme : 14 Haz 2015 14:09

Av. Engin Gökoğlu: Kolumu kıran işkenceci polislere dava açılmadı,
İŞKENCEYE DİRENDİĞİMİZ İÇİN BİZE AÇILDI!

Faşizmin adaleti işkencecileri koruyor. Hırsızları, katilleri koruyor… Bunun yeni bir örneği; Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından Engin Gökoğlu’na saldırıp kolunu kıran polisler hakkında yapılan suç duyurusu dikkate alınmazken, işkenceye karşı direndiği için Av. Engin Gökoğlu hakkında açılan davadır. Konuyla ilgili Engin Gökoğlu ile yaptığımız röportajı yayınlıyoruz.
***
Yürüyüş: Öncelikle uğradığınız saldırı ve hakkınızda haksız açılan dava için geçmiş olsun diliyoruz. Polisin saldırısı sonucu kolunuzun kırıldığı olayı ve olayın nasıl geliştiğini anlatır mısınız? Siz neden olay yerindeydiniz? Ve kolunuzu neden kırdılar?
Engin Gökoğlu: Haziran Ayaklanması’nın yıldönümü olan 31 Mayıs 2014’te ÇHD’li avukat arkadaşlarımızla birlikte yapılan protesto eylemlerine katılmıştık. Polis protesto eylemlerine katılan halkımıza yine pervasızca saldırmış çok sayıda yaralı vardı ve gözaltılar yapılmaktaydı.
Saldırılar daha saat 19:00’a geldiğinde başlamıştı. Halkın Güvenpark’ta anma ve toplantı yapmasını engelledi. Bu sırada polis insanlara saldırdı ve yaraladı. Bizler avukat arkadaşlarımızla Güvenpark’ta Ethem Sarısülük’ün vurulduğu yerde mum yakıp karanfillerle oturan grubun yanındaydık. Polis bu gruba da müdahale etmek isteyince engel olmak istedik. Polis aralarında yaşlıların, engellilerin olduğu bu gruba da saldırdı. Polisin amiri konumundaki kişiyle konuştuk. Bizi tanıyorlardı, tanıdıkları için bizi de açıkça hedef gösterip, gözaltına almakla tehdit ettiler. Sonrasında tartışma devam ederken arkadan gelen bir işkenceci polis kolumu ters bir şekilde geriye doğru çevirerek kırdı. Bunu bilinçli şekilde yaptılar. Sonra üzerime çullanıp gözaltına almaya çalıştılar. Görüntü ve fotoğraflardaki polisler işkence yaparak, sürükleyerek gözaltına aldılar. Buna izin vermeyen büromuz avukatı Barkın Timtik’i de gözaltına aldılar. Aynı şekilde 2 avukat arkadaşımız daha benzer işkencelerle gözaltına alındı.

Yürüyüş: Anladığımız kadarıyla siz saldırıya uğradığınız ve haksız yere polis aracında tutulduğunuz halde, mağdur olan size dava açıldı. Bu durumu bir avukat olarak hukuki buluyor musunuz?
Engin Gökoğlu: Saldırıya uğradıktan sonra sürüklenerek Av. Barkın Timtik’le birlikte bir polis aracının içine atıldık. Aracın içine girmek istemedik. Araç kapıları kapatılıp içine biber gazı sıkıldı. 2 saat bu şekilde aracın içinde tutulduk. Araç içinde polislerin hakaretlerine maruz kaldık. Yaşadığımız olaylara ilişkin şikâyette bulunduk. Fakat bizler hakkında dava açıldı. Bu yapılanların hukukla, yasayla hiçbir ilgisi yoktur. Faşizmde hukuk bir örtüdür. Faşizm kendi koyduğu yasalara dahi uymaz. Hukuk, halkı baskı altına almak, egemenlerin çıkarını korumak içindir.
Bu sistemin yasalarına göre avukatlar, ağır cezalık bir suçüstü hali yoksa gözaltına alınamaz. Fakat uygulamada öyle midir? Hayır! Faşizmin hukuku olmaz, faşizmin hukuktan anladığı baskı yasaları, işkenceler, katliamlar ve bunları aklama mekanizmalarıdır. Bu dava bizi sindirmek, korkutmak için açıldı, hukukla ve yasayla dahi hiçbir alakası yoktur.

Yürüyüş: Halktan bir insan olarak açılan davayı adaletli buluyor musunuz?
Engin Gökoğlu: Elbette hayır. Durum mevcut yasalara bile aykırıdır. Sömürünün olduğu bir ülkede eşitlikten, adaletten bahsetmek zaten mümkün değildir. Sonuçta yasama, yürütme ve yargı da halkın değil, bir avuç egemenin çıkarı, huzuru ve rahatı için çalışmaktadır. Yasalar zenginler için çıkarılır, mahkemeler hırsızları, katilleri korur. Halk bu aygıtlar aracılığıyla sindirilir. Bu durumun onlarca örneğini son yıllarda sıkça yaşadık. Bu ülkenin yöneticileri bile yargı mekanizmasına güven duymadıklarını açıkça söylemektedirler. O halde biz halk olarak bu yargıya nasıl güvenebilir, nasıl adaletli bulabiliriz?

Yürüyüş: Hukuki ve adaletli değilse bu haksız durum karşısında ne yaptınız? Ne yapacaksınız?
Engin Gökoğlu: Hemen olayın ertesi günü savcılığa başvurarak, olay günü devrede olan MOBESE kayıtlarının ve işyeri kamera görüntülerinin muhafaza altına alınmasını istedik. İşkence yaparak, haksız gözaltı işlemi yapan polisler ve amirleri hakkında suç duyurusunda bulunduk. Elimizde bulunan fotoğrafları ve tanık listemizi de savcılığa sunduk. Ancak işlenen suç somut delillerle ortadayken işkenceci polisler hakkında herhangi bir dava açılmadı. Tam aksine biz sanık durumuna getirildik. Zaten bugün düzenin yargı sisteminden hiç kimse adalet beklememektedir. Halkımız mahkemeleri adaletin tecelli edeceği yerler olarak değil, sürünme yerleri olarak görmektedir. Mesela “seni mahkemelerde süründüreceğim” lafı bu durumu iyi ifade eder. Bizler bu hukuk sistemine karşı mahkemelerden sokaklara her alanda mücadele ediyoruz. Düzenin hukukunu teşhir ediyoruz. Adaleti bu sistemin polisinin, savcısının, hâkiminin yerine getiremeyeceğini anlatıyoruz. Adalet dönemsel çıkarılan “paketlerde” ya da saraylarda değildir. Tipik bir alışkanlık var: sonuç alınamayan, işi sadece mahkeme ile sınırlı tutan bir bakış açısı. Adaletsizliği ve hukuksuzluğu düzenden bağımsız görme anlayışı, “aslında adalet var ama biz ulaşamıyoruz” anlayışı. Sürekli duyarız; bu yargılamayı Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğiz, Yargıtay’a taşıyacağız ya da AİHM’e gideceğiz. Biz bunların hiçbirini adalet mekanizmaları olarak görmüyoruz. Elbette haklar ve özgürlükler bize bu düzenin bahşettiği şeyler değil, bu yüzden haklarımızı sonuna kadar kullanıyoruz. Her türlü olanağı kullanarak hukuki başvurular yapıyoruz ancak bunlara özel bir önem atfetmiyoruz. Biz her zaman halkın direnme, meşru savunma ve adalet hakkından yanayız. Biz de bu haklarımızı her zaman kullanacağız.

Yürüyüş: Siz, size yapılan muameleyi adalet, hak, hukuk bağlamında nasıl yorumluyorsunuz?
Engin Gökoğlu: Bizimle birlikte, haklarında dava açılan 87 kişi de, haklarında dava açılmayan binlerce kişi de kazanılmış ve anayasaya da yazdırdıkları haklarını kullanmışlardır. Ancak kitlesel işkenceye ve haklarının gasp edilmesi muamelesine maruz kalmışlardır. Toplumsal adaletsizlik işte budur. Bu durum aslında halkımıza her gün uygulanan devlet terörü ve şiddetinden bağımsız değildir. Devlet bu işkence ve hak gasplarına belki yasal, hukuksal bir kılıf bulabilir ama biz halk olarak bunu asla meşru ve adil olarak kabul edemeyiz. 16-17 yaşında kardeşlerimizin sokak ortasında dövülerek, işkence yapılarak, kurşunlanarak katledilmesinin neresi adil, meşru ve haklıdır. Bizler ezilenlerin adaletini ve yasalarını tanıyoruz, kabul ediyoruz. Çünkü gerçek adalet, halkın adaletidir.

Yürüyüş: Siz bir avukatsınız. Hak savunucususunuz. Aynı adaletsizliklerle karşılaşan halkımıza bu durumlar karşısında ne yapmalarını önerirsiniz? Bunun hukuki ve meşru dayanakları nelerdir?
Engin Gökoğlu: Öncelikle halkımızdan hiç kimseye düzenin mahkemelerini gerçek bir alternatif, bir çözüm mercii olarak önermiyorum. Çünkü düzenin mahkemeleri yoksulları değil, mülk sahiplerini koruyor. Çok basit hakları alabilmek için açılan davalar senelerce sürmektedir. Ancak bu demek değildir ki kazanılmış hak ve özgürlüklerimizi düzenin insafına terk edelim. Mahkemeler de bizim için bir mücadele mevziisidir. Fakat halkımız tüm sorunlarını ancak kendisi çözebilir. Halk meclisleri, halk mahkemeleri bunun uygulama alanları olabilir. Örneğin tarihimizden Alevi Halk Mahkemeleri bu konuda ileri bir örnektir. Halkımız burjuvazinin, faşizmin yasalarıyla asla sınırlı değillerdir. Bizi bu alana asla hapsedemezler. Biz insanlığın, halkın yasalarıyla hareket etmeliyiz, onurumuza sahip çıkmalıyız. Bir yerde baskı varsa orada direnme de olmalıdır. Şiddet varsa meşru savunmada olmalıdır.

Yürüyüş: Hakkınızda açılan dava hangi suçlamayla açılmış, neden? Biraz iddianameyi değerlendirir misiniz? Sonuç olarak ne olacağını düşünüyorsunuz?
Engin Gökoğlu: İddianamede polise direnme, 2911 sayılı yasaya muhalefet suçlamaları yöneltiliyor… İddianame 87 kişiye ceza vermek amacıyla açılmış durumda. Hukuksal hiçbir dayanağı yok tamamen yavuz hırsız mantığıyla suç bastırma düşüncesiyle hazırlanan bir polis fezlekesi. Sonuç her halükarda lehimize olacaktır. Düzenin hukuk sistemini yargılama fırsatımız olacaktır. Onları bir kez daha mahkûm edeceğiz.

Yürüyüş: Yürüyüş Dergisi olarak uğradığınız saldırının her boyutuyla teşhir edilmesinin önemli olduğuna inanıyoruz. Son olarak sizin eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?
Engin Gökoğlu: Bitirirken ben size de geçmiş olsun diyorum… Geçtiğimiz hafta siz yeni bir saldırıya uğradınız ve kapılarınız, duvarlarınız kırıldı… İşkencelerden geçirildiniz ve tutuklanan çalışanlarınız oldu. Derginize yapılan her türlü baskı ve teröre rağmen sesimize ses kattığınız için sizlere ve tüm çalışanlarınıza teşekkür ediyorum.
Duruşmanın yapılacağı 2 Ekim 2015 günü Ankara 40. Asliye Ceza Mahkemesi’nde saat 09.00’da görülecek duruşmamıza tüm halkımızı bekliyoruz.
Teşekkür ederim… Kolay gelsin…

 

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.