Örnek Resim

Anasayfa > HABER > Mücadelede yitirdiklerimiz

Mücadelede yitirdiklerimiz
Son Güncellenme : 21 Haz 2015 12:00

Bağımsızlık Demokrasi Sosyalizm Mücadelesinde Yitirdiklerimiz

29 Haziran – 5 Temmuz

 

“Kendimi mücadelenin en güzel ve önemli bir yerinde görüyorum. Önemli bir süreçten geçiyoruz ve ben de büyük bir direnişin içindeyim. Yani mücadelenin tam ortasındayım.” Zehra Kulaksız

 

Zehra KULAKSIZ:

3 Mart 1978 Rize doğumludur. İstanbulʼda büyüdü. Lise yıllarında mücadeleye katıldı. 1997ʼde İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümüʼne girmesiyle mücadelesini İYÖ-DER içinde sürdürdü. Giderek gençlik örgütlenmesinde sorumluluklar üstlendi. Gençliğin önderlerinden, yol göstericilerinden biri olarak 29 Haziran 2001ʼde ölümsüzleşti.

Eyüp BEYAZ:

Hapishanelerde süren katliamın sorumlusu, uygulayıcısı Adalet Bakanlığı’na karşı giriştiği feda eylemi  sırasında, AKP iktidarının emrindeki ölüm mangaları tarafından katledildi. Ardahan Çıldır İlçesi Gölbelen Köyü doğumlu Eyüp Beyaz, 25 yaşındaydı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Giresun Eğitim Fakültesi mezunu

bir öğretmendi. 1999’da henüz öğrenciyken devrim mücadelesine katıldı. Mezun olduktan sonra da halkının öğretmeni olarak devam etti kavgasına. Gençlik örgütlenmesi içinde sorumluluklar üstlendiği dönemde defalarca gözaltına alınıp işkencelerden geçirildi. Hep başı dik çıktı. Öğrenmeye açık, fedakar, mütevazi yapısı, militan kişiliğiyle daha ileri görevlere hazırdı. Silahlı birlikler içinde istihdam edildi. Oligarşi onu ele geçirmek için özel ekipler kurmuş, adını, resmini afişe etmişti. Ama o yeraltı faaliyetlerini serinkanlılık ve disiplin içinde sürdürdü. Son üstlendiği görevde, 1 Temmuz 2005’te cüretin, fedakarlığın, adaletin adı olarak hesap sormak için yola çıktı. Zalimlerin en çok korudukları üslerine girerek, üzerine doğrultulan namlulara meydan okuyarak ölümsüzleşti.

İbrahim KARAKUŞ, Talip GÜLDAL, Yüksel KARAN             

“İşkence ve Faşist Teröre Karşı Mücadele Kampanyasının son eylemlerinden biri olarak Topkapı’da geniş katılımlı bir korsan miting düzenlenir. Bu eylem sırasında polisin ve jandarmanın ateş açması sonucu çatışma çıkar. Eylemin güvenliğinden sorumlu olan Devrimci Sol militanları, ateşe karşılık verirler.

İbrahim Karakuş, bu çatışmalar sırasında şehit düştü. Aynı çatışmada Talip GÜLDAL da şehit düşerken, Yüksel Karan da ağır yaralandı. Yüksel, uzun süre komada kaldıktan sonra şehit düştü.

Ali Arap ÜNVER:

Ali, lise yıllarında başlayan devrimci mücadelesini üniversitede de Dev-Gençli olarak sürdürdü. Bursa’da sivil faşistler tarafından kurulan bir pusuda katledildi.

Gökhan ÖZOCAK:

19 Aralık katliamı’ndan sadece 5 gün önce alnına kızıl bandını takan bir direnişçiydi. Katliama, sonrada iktidarın tahliye rüşvetine karşı, dışarıda da alnındaki kızıl bandı çıkarmayarak cevap veren direnişçilerin, ilk şehitlerinden oldu. 29 Mayıs I960 İzmir doğumlu Gökhan, Bornova Yetiştirme Yurdu’nda kaldığı yıllarda  devrimci mücadeleye ilk adımlarını attı. Dev-Genç içinde yer aldı. İzmir’de Devrimci Sol’un ilk örgütleyicilerindendi. 1979’da Ödemiş ve Mamak hapishanelerinde bir sure tutsak kaldı. Çıktıktan sonra İzmir’de gençlik alanında politik ve askeri sorumluluklar üstlendi. 12 Eylül cuntasının gelişinden kısa süre sonra tutsak düştü. ‘86’da tahliye olduktan bir süre sonra Devrimci İşçi Hareketi içinde mücadeleye devam etti. 1993’te yeniden tutsak düştü. 12 Eylül yıllarından tanıdığı Buca Hapishanesi’ndeydi yine. Yine direniş saflarındaydı. 4 Temmuz 2001’de direniş bayrağını taşıyarak ölümsüzleşti.

Halil İbrahim BAYRAKTAR:

DEV-GENÇ saflarında mücadele etti. “İşkenceye ve Faşist Teröre Karşı Mücadele” kampanyası çerçevesinde Çemberlitaş’ta düzenlenen bir gösteri sırasında askeri tim tarafından katledildi.

Muammer KARAN:

1978 Temmuz’unda, İstanbul, Kartal’da faşistler tarafından kurşunlanarak katledildi.

Ferhan PEKER

1 Mayıs mahallesinde örgütlü devrimci halkın bir parçasıydı. Gecekondu halkının elektrik sorununu çözmeye çalışırken, elektrik çarpması sonucunda Temmuz 1978’de aramızdan ayrıldı.

Ali KALKAN

Halkının bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm mücadelesinde yer aldı. Bunun karşılığında işkencelerden geçirildi. Cunta hapishanelerinde tutsak kaldı. Gözaltındayken ve tutuklu kaldığı süre boyunca gördüğü işkenceler sonucunda yakalandığı hastalık nedeniyle tahliye olduktan kısa bir süre sonra, Temmuz 1986’da onu kaybettik.

Yüksel MUNZUR             

1980 öncesi Liseli Dev-Genç içerisinde yer aldı. Cunta öncesinde tutsak düşerek Alemdağ hapishanesinde kaldı. Cunta sonrasına da uzanan tutsakığının ardından 1984’te İTÜ İnşaat Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü’ne girdi. Bu dönemde Öğrenci Derneği çalışmalarına katıldı. Gençliğin kitlesel mücadelesinin içindeydi. Devrimci hareketin bir taraftarı idi. Yüksel’i 1989 Temmuz ayında İstanbul’da geçirdiği bir trafik kazasında kaybettik.

 Georgi DİMİTROV:

2 Temmuz 1949 – Bulgaristan halkının, on yıllarca krallığa, Alman faşizmine karşı sürdürdüğü savaşın önderiydi. Ama o yalnız Bulgaristan halkının değil, dünya halklarının mücadelesinin önderlerinden biri de oldu; çeşitli ülkelerin devrimci örgütleri, 1935’te onu Komintern’in Genel Sekreterliği’ne seçtiler. 1945’te onun önderliğiyle kurulan Vatan Cephesi, Bulgaristan’da iktidarı ele geçirdi. Bulgaristan Halk Cumhuriyeti’nin kurucusu, sosyalizmin inşasının başkanı olarak görevlerini sürdürdü. Dimitrov, 2 Temmuz 1949’da muzaffer bir devrimci olarak ölümsüzleşti.

 

AnilariMirasimiz-Logo

 TOPKAPI KORSAN MİTİNGİ (1980)

 Devrimci Sol’un 1980 yazında başlattığı “İşkence ve Faşist Teröre Karşı Mücadele Kampanyasının son eylemlerinden biri olarak geniş katılımlı bir korsan miting düşünülmektedir. Bu eylem aynı zamanda Nihat Erim’in cezalandırıldığı kampanyanın doruğu olacaktır.

Sadece Avrupa Yakası Mahalli Bölgeler örgütlenmesinin gerçekleştireceği korsan miting, silahlı bir kitle gösterisi biçiminde olacaktı. Mahallelerden geniş bir kitle katılımının öngörüldüğü bu eylemde kitle güvenliğini de mahalli bölgelerin FTKSME’leri sağlayacaktı.

Eylem Topkapı Garajı’nın önünde büyük bir kitle gösterisi olarak gerçekleştirilecekti. Ancak eylem bununla sınırlı da değildir, çok yönlüdür. Gösterinin ana gövdesini oluşturacak olan yaklaşık 1000 kişi, Topkapı’daki dört yolda sloganlarla, konuşma ve devrim andı ile gösteri yaparken, bütün yollar tutulup yakılacak, bu sırada Topkapı Surları’na büyük boyutlarda pankartlar ve Devrimci Sol bayrağı asılacaktır. Ayrıca garaj bölgesi içindeki bütün polis noktalan ve jandarma enterne edilip, polis noktaları yakılacak ve silahlarına el konulacaktır. Bunlar yapılırken, aynı zamanda eyleme yönelik dışarıdan -özellikle de Edirnekapı Yurdu’na yerleşmiş bulunan jandarma komandolarından- gelebilecek olan müdahale ve saldırıya karşı yollarda özel güvenlik alınacaktır. Tüm bunlar için yaklaşık 40 kişi silahlı güvenlik alacaktır.

Eylemin başlamasına 15-20 dakika kala, eylemi başlatmakla görevli arkadaş, eylemin başlaması için işaret vermeden önce eylem alanını son bir kez daha kontrole çıkar. Çevrede her zamankinden çok fazla ekip otosu ve silahlı polis vardır. Bir olağanüstülük olduğu açıktır. Bunlar jandarmayla birlikte bölgede önlem almaktadırlar. Gösteriye katılacak kitlenin hemen tamamı oradadır. Yer yer kümelendikleri için de dikkat çekmektedirler. Öyle ki, çevredeki esnaf dahi şüphelenmiş, birşeyler olacağının beklentisiyle dikkat kesilmiştir.

Eylemin başlama işaretini verecek olan arkadaş, bu gözlemlerini eylemi örgütleyen mahalli bölgeler üst sorumlusuna aktarır. Ya eylem hemen başlatılmalı ya da iptal edilmelidir. Bu düşüncesini açıklarken güvenlik alacak yoldaşların bir kısmının ve güvenlikten sorumlu yoldaşın henüz gelmediğini ve bu nedenle de eylemin iptal edilmesi gerektiğini de belirtir. Üst sorumlu, eylemin başlamasına on dakika kala eylemin iptal edilmeyeceği yönündeki kararını iletir. İletilen karar üzerine eylem başlatılır.

İlk slogan sesiyle birlikte polis ateş açar. Eylemin güvenlik görevlileri polisin ateşine karşı ateşle cevap verirler. Ancak daha önceden polis kilit yerleri tutmuş olmasının avantajıyla çatışmaktadır. Elverişsiz koşullarda çatışmayı kabul etmek zorunda kalan yoldaşlarımızdan İbrahim Karakuş ve Talip Güldal, ilk çatışmanın şehidi olurlar. Eylemin inisiyatifi kaybedilmiştir. Bu da eylem kitlesinin dağınıklığına yolaçmış, geride güvenlikten sorumlu yoldaşlarımızla polis ve jandarmalar kalmıştır. Bu durum karşısında geri çekilme kararı alınır ve uygulamaya geçilir.

Geri çekilenlerden iki yoldaş bir arabaya el koyup, çatışarak uzaklaşmak isterler. Amaçlan, bütün dikkatleri üzerlerine çekip diğer yoldaşlarımızın eylem alanından çekilmeleri için zaman kazandırmaktır. Arabanın içinden ateş ederek Edirnekapı yönüne giden yoldaşlarımıza Edirnekapı yurduna yerleşmiş bulunan jandarma taburundan da ateş açılır. Polis çemberinin dışına çıkmış bulunan bu yoldaşlarımızdan Yüksel KARAN G-3 mermileriyle başından vurulur. (Bu yoldaşımız da, aylarca komada kaldıktan sonra şehit oldu.) Diğer yoldaşımız elinden yaralanmış olmasına karşın Aksaray’a kadar arabayı kullanır. Aksaray’da Yüksel’in öldüğünü düşünerek arabayı terkeder.

Polis ve jandarmayla eylem bölgesinde girilen diğer çatışmalarda bu üç şehidin dışında halktan bir insan ölmüş, beş kişi de yaralanmıştır.

(…) Polis bir süredir kitle eylemlerine, gösterilerine karşı daha vahşi, pervasız bir saldırı taktiği izlemektedir. Topkapı korsan mitingi, bir yanıyla da polisin kitle gösterilerini eylem biçimi olmaktan çıkarmayı amaçlayan planını da bozacaktır. Polis bu amacına ulaşmak için kitle gösterilerine silahla saldırırken, yapılacak eylem bu oyunu bozmaktan öte kitleleri silahlı gösterilere, çatışmalara da hazırlayacaktır.

Eylemin olumsuz bitişinin akşamı, İstanbul’un gecekondu semtlerinde şehit düşen iki Devrimci Sol militanının öfkesi egemendir. Semtlerde o gece meşaleli gösterilerle şehit yoldaşlar anılır, hesaplarının sorulacağına dair ant içilir. Hesabın sorulmasında gecikilmez de…

Eylemin ertesi günü, Devrimci Sol savaşçıları, biri bizzat Topkapı korsan mitinginde silahla ateş ettiği belirlenen, diğeri de Siyasi Şube’de görev yapan iki polisi cezalandırmışlardır. Cezalandırılan polislerin üzerine İbrahim KARAKUŞ ve Talip GÜLDAL’ın kanlarının yerde kalmayacağını belirten bir bildiri bırakılır. Cezalandırmaların duyulmasıyla birlikte bir gece önce yasa bürünen semtlerde o günün öğle sonrasında bu kez coşkulu sloganlar yükselmektedir.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.