Örnek Resim

Anasayfa > EMEKÇİLERDEN > Tarih Bir Kez Daha Direnenlerin Zaferini Yazdı!

Tarih Bir Kez Daha Direnenlerin Zaferini Yazdı!
Son Güncellenme : 05 Tem 2015 13:00

“Asıl Mesele Mücadeleye Başlama İradesini Göstermek”

Eskişehir’de ingilizce öğretmeni olan Hatice Yüksel adalet istediği için görevinden uzaklaştırılmıştı… Bu adaletsizliğe karşı da direnen Yüksel direnişinin 30. gününde zaferi kazandı. Yüksel ile yaptığımız röportajı yayınlıyoruz…

***

Yürüyüş: Direnişiniz zaferle sonuçlandı, sizi ve Kamu Emekçileri Cephesi’ni zaferiniz nedeniyle kutluyoruz. Zaferi nasıl kazandığınızı anlatır mısınız?

Hatice Yüksel: Teşekkür ederim. Çadır direnişimin 30., açlık grevimin 10. gününde, 26 Haziran’da Eskişehir Milli Eğitim Müdürlüğü’ne çağırılarak, görevime iade edildiğimi tebliğ eden yazıyı aldım. Hakkımda yürütülen soruşturma tamamlanıncaya kadar güvenlik bahanesiyle uzaklaştırılmıştım. Aylardır bilinçli şekilde bitirilmeyen soruşturma henüz savunma aşamasına yeni gelmişken işime döndüm. Bu da elbette bu keyfiyete karşı yürüttüğümüz direnişin ve mücadelenin sahiplenilmesinin sonucuydu. Direniş boyunca bana ve arkadaşlarıma güç veren haklılığımızdan aldığımız meşruluktu. Çok iyi biliyoruz ki bu ülkede nereye baksan adaletsizlik görüyorsun, benim yaşadığım durum bunun yalnızca bir örneğiydi. Ve adaleti mahkemelerde, davalarda kazanamadığımızın da örneklerini sayısız kez yaşadık. Buna olan tepkimiz ve adaleti kazanma kararlılığımız direnişi diri tuttu. Zaferin kazanılmasındaki en önemli etken sahiplenmeydi. Kamu Emekçileri Cepheli arkadaşlarım süreci benimle birlikte yaşadılar. Asla tek kişi olmadım, birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için diyerek hep birlikte omuzladık mücadeleyi. Sahiplenme yalnızca kendi arkadaşlarımla sınırlı da kalmadı. En başta da halkımızın adalet duygusuna güvenerek başlamıştım direnmeye ve bu güvenin boşuna olmadığı bir kez daha kanıtlandı. Tanımadığım pek çok insanla tanıştım bu süreçte, dayanışma içinde olduk. Örneğin, çadırın önünde zabıta durduğunda hiç karşılaşmadığım insanlar koştu geldi sorun olma ihtimaline karşı. Türkiye halkları olarak, öyle çok karşılaşmışız ki adaletsizliklerle, herkes kendisinde bir şeyler buldu ve mücadelenin bir ucundan tuttu. Böylece hep birlikte, adalet mücadelesinde bir kazanım daha elde ettik.

 

Yürüyüş: Süreç burada bitti mi, davalarınızla ilgili bilgi verir misiniz?

Hatice Yüksel: Süreç henüz tamamlanmadı. Hakkımda yürütülen soruşturma devam ediyor ve soruşturmanın sonunda ne olacağı belli değil, sürgün ihtimaliyle karşı karşıya kalabilirim. Durumumda soruşturulacak herhangi bir şey yok, demokratik, meşru bir hakkımı kullandım. Bu nedenle soruşturma sonucunda böyle bir cezalandırılma kabul edilemez. Dolayısıyla, mücadelem de bitmiş sayılmaz. Sürgün edilmem durumunda mücadele etmeye devam edeceğim. Ayrıca katıldığım basın açıklamasıyla ilgili davam sürüyor. 3 Temmuz’da ikinci duruşması görülecek.

 

Yürüyüş: Bu direniş size neyi öğretti?

Hatice Yüksel: Direniş sürecinde öğrendiğim pek çok şey oldu. Gücümüzün daha çok farkında olmamız gerektiğini, mücadele ederek her sorunun üstesinden gelebileceğimizi öğrendim öncelikle. Bizlere sürekli zayıf olduğumuz, hukuksuzluklarla savaşamayacağımız dayatılıyor. Oysa, bizler emekçiler olarak haklıyız ve bu haklılık inanılmaz bir güç ve mücadele azmi sağlıyor. Normal şartlarda yapamayacağımızı düşündüğümüz pek çok şey, mücadele sürecinde zor gelmiyor.

Örneğin, çadır direnişi sürecinden bahsedebilirim. Günlük yaşam içerisinde yastığı, yatağı yadırgadığım için arkadaşlarımda bile kalmazken, mücadele içerisinde bir çadırda kalmak zor gelmiyor. Bir öğünü atlayınca açlığın çok ağır basmasına rağmen günlerce aç kalmak sıkıntı yaratmıyor.

Mücadeleye inanmak tüm yaşanacak sorunlardan öncelikli oluyor diyebilirim.

Öğrendiğim bir diğer şey ise, mücadele edenin asla yalnız kalmayacağı. Daha önce de bahsettiğim gibi, herkesin adaletsizlikten nasibini aldığı bir toplumuz. Doğal olarak direnmeye başladığında insanlar sahipleniyor ve sürece dahil oluyor. Bu da direnişi büyütüyor, direniş büyüdükçe de motivasyon artıyor.

Kısacası, asıl mesele mücadeleye başlama iradesini göstermek. Başladıktan sonra, direniş gücünü ortaya koyuyor ve sorunların çözümü düşünüldüğü kadar zor olmuyor.

Yürüyüş: Atanması yapılmadığı için intihar eden, disiplin cezaları yüzünden işten atılan, sürgün yiyen pek çok eğitim emekçisi var. Bu hak gasplarına karşı, can kayıplarını engellemek için ne öneriyorsunuz memurlara?

Hatice Yüksel: Bunlar çok sık karşılaştığımız durumlar ne yazık ki. Bizlere düzenin memurları olmamızı, verilen angarya işleri yapıp kendi dünyamız dışına çıkmamamızı dayatmaya çalışıyorlar. En doğal hakkımız olan çalışma hakkımız sınavlarla, mülakatlarla gasp ediliyor, birbirimize rakip gösteriliyoruz. Bunların temel sebebi korkuları aslında. Gücümüzden korkuyorlar, korkmakta haklılar da. Biz çoğuz, haklıyız ve doğal olarak güçlüyüz de. Tüm bunları çözmek için tek yolumuz direnmek, mücadele etmek. Umutsuzluğa kapılmak, teslim olmak sorunlarımızı çözmüyor. Mücadele ederek, örgütlü olarak gücümüzü kullanmalı ve adaletsizliğe karşı durmalıyız. Yalnız değiliz, bizlere benzer sorunlar yaşayan pek çok insan var. Bazen o ilk adımı atmak, önünde durulması mümkün olmayan bir gücü ortaya çıkarıyor. Birlikte, dayanışmayla hak gasplarını, can kayıplarını engelleyebiliriz.

Zaferlerimize Yeni Zaferler Ekliyoruz

Yaşasın Direniş Yaşasın Zafer!

Eskişehir Adalar’da Hatice Yüksel’in çadır direnişinin zafer kutlaması 26 Haziran’da yapıldı. Çadırın hemen yanında yapılan kutlama programı “Halkın Ekmeğidir Adalet” şiiriyle başladı. Şiirin ardından Hatice Yüksel süreci anlatan basın açıklamasını yaptı ve sözü Nuriye Gülmen’e bıraktı. Nuriye Gülmen, Osmangazi Üniversitesi’ndeki işinden atılma sürecini anlatarak, işine dönene dek mücadele edeceğini, yakın zamanda bir çadır direnişiyle mücadelesine devam edeceğini söyledi. Ardından Kamu Emekçileri Cephesi adına Akman Şimşek söz alarak, bu ülkede adaletin mahkemelerde değil ancak ve ancak mücadeleyle sağlanacağını, bu nedenle bu çadır direnişinin bir örnek teşkil edeceğini ifade etti. “Kerem Gibi” şiirinin okunması ardından müzik programına geçildi. Şarkılar, halaylar ve marşlardan sonra çadır dayanışma ile toparlandı.

 

Hatice Öğretmen Direndi Kazandı

Basın açıklamasına katıldığı için görevinden uzaklaştırılan Hatice Yüksel açığa alınmasının 79 uncu, çadır direnişinin 30 uncu, açlık grevinin 10 uncu gününde zafere ulaştı. 25 Haziran’da göreve iadesiyle ilgili resmi yazı İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde kendisine tebliğ edildi. Akşam saat 18.30’da yapılan basın açıklamasıyla zafer kamuoyuna ilan edildi. Davul zurna eşliğinde türküler söylenip halaylar çekildi. Cuma sabah 10.00’da Beylikova’da görev yaptığı Atatürk Ortaokulu’na topluca gidilerek göreve başladığında yanında olundu.

 


 

Adaletsizliğin Hüküm Sürdüğü Bir Ülkede Adalet Ancak Direnilerek Kazanılır!

Yaşasın Direniş Yaşasın Zafer!

Kamu Emekçileri Cephesi kazanılan direnişle ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamada: “Devrimci Kamu Emekçisi Hatice Yüksel, meşru demokratik ve hatta anayasal hakkını kullandığı için; AKP’nin Eskişehir valisi Güngör Azim Tuna tarafından 8 Nisan 2015 tarihinde görevinden uzaklaştırıldı. Yasalarda dahi basın açıklaması yapmak ve katılmak suç değildir. Ama Eskişehir Valisi keyfi olarak bunu “suç”muş gibi değerlendirdi. Amacı halkı baskı altına alarak, susturmak ve boyun eğdirmekti. Ülkeyi yönetemedikçe, halka saldırıyorlar. Yönetememe krizinin intikamını halktan çıkarıyorlar. Hatice öğretmeni de aynı zihniyetle korkutup, sindirip, susturmak istediler. Sendika kuramaz denildi ama onlar kurdular. Sokağa çıkamaz dediler ama onlar binler olup sokağa aktılar. Onlar haklı, fiili, meşru mücadeleye inananların yolundan yürüdüler” denildi. Hatice öğretmenin de tıpkı Devrimci Kamu Emekçileri Cephesi şehitleri gibi direniş geleneğini yerine getirdiğini vurguladı. Açıklamaya şöyle devam edildi: “Bu gelenek Elmas Yalçınlar, Hüsniye Aydınlar, Fidan Kalşenler, Ahmet Savranlar, Satı Taşlar ve niceleri yaratmıştır. Hatice öğretmen de yolumuzu açanlardan aldığı güçle direndi ve kazandı. Hak verilmez, alınır. Direnişlerle elde edilen her hak bedellerle kazanıldı. Tıpkı Hatice öğretmenin yaptığı gibi. Bu direniş yoldaşları başta olmak üzere, halkın birçok kesimi, kendi güçleri ve kendi yaratıcılıklarıyla dayanışma ve sahiplenme içerisinde olmuştur. Kazanılan zafere de ortaktırlar” denildi.

 


 

İşçi Katliamların Hesabını Soracağız!

Devrimci İşçi Hareketi Ankara Yüksel Caddesi’nde 26 Haziran’da işçi katliamlarına yönelik eylem yaptı.

Yapılan açıklamada şunlara değinildi: “Her ay olduğu gibi şimdi de Türkiye de yaşanan işçi katliamlarını kınamak için buradayız.

Türkiye de en çok ölümlü kazaların olduğu iş alanı inşaat ve madenlerdir. En son, iki gün önce bir inşaat işçisi olan Emrah Kundur Kâğıthane’de bir plaza inşaatında asansöre sıkışarak katledilmiştir. Bu katliamlar bir tesadüf değildir. Faşist iktidar ve patronlar tüm işçi katliamlarından ve işten atılmalardan sorumludur. Bursa da sendikalara rağmen direnerek haklarının bir kısmını alan işçiler işten çıkarılmakta. Ford, Türk Traktör ve Tofaş’ın ardından Mako firmasında çalışan 80 işçi de dün işten çıkarıldı.

Hakkımızı yiyen ve bizi her gün madende, olmadı inşaatlarda o da olmadı tarımda çalışırken katleden faşist iktidardan hesap soralım. Çalışırken ölmemek için, direndiğimiz için, işten atılmamak için örgütlenelim. Adalet talebimizi daha güçlü haykırmak için meclisleri kuralım” denildi.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.