Örnek Resim

Anasayfa > DÜNYADAN > Avrupa’da Yürüyüş

Avrupa’da Yürüyüş
Son Güncellenme : 20 Ağu 2016 21:09

 

ALMANYA ENTEGRASYON POLİTİKASININ İFLAS ETTİĞİNİ İTİRAF EDİYOR

Fransa ve Belçika’da IŞİD saldırılarıyla birlikte Avrupa’da güvenlik konuları, yeni hak ve özgürlük gaspları yasallaştırılmaya çalışılıyor.

Irkçı ve yasakçı zihniyetiyle bilinen Meziere, teröre karşı yeni önleyici tedbirler adı altında, bir asimilasyon politikası olan entegrasyon girişimlerinin iflas ettiğini itiraf ediyor.

Almanya’nın İçişleri Bakanı, CDU (Hristiyan Demokratlar Birliği)’lu Thomas de Maiziere, 11 Ağustos 2016’da Berlin Deklerasyonu adı altında, terörü önlemek için yeni önlemler paketi düşüncesini açıkladı.

Almanya’da şu an CDU ve SPD koalisyon hükümeti olmasına rağmen, Maiziere kendi koalisyon ortaklarıyla da görüşmeden, kendi düşüncelerini partisinin önerisi olarak kamuoyuna açıkladı. Bu şekilde, SPD’yi de baskı altına alma niyeti ortadadır. Ancak sonuçta kendi aralarındaki sorunlar, biz göçmenler için bir avantaj yaratmamaktadır. Sonuçta, bu haliyle de konunun gündeme gelmesi, Alman hakim sınıflarının önümüzdeki süreç içinde istedikleri bu yasal değişiklikler, bir şekilde hayata geçirileceğini de göstermektedir. Çünkü bugüne kadar, Almanya’da hak ve özgürlüklerimizin kısıtlanmasıyla ilgili bütün yeni yasalar, bu şekilde gündeme gelmiş ve sonra da üç aşağı beş yukarı değişikliklerle hayata geçirilmiştir.

 

Maiziere’nin “Önlemler” Paketinde Neler Var?

Maiziere’nin dile getirdiği “teröre” karşı yeni önlemler paketinde neler var:

Çifte vatandaşlığın geri alınması,

Doktor ve hekimlerin susma hakkının iptali,

Yabancıların silah ruhsatı almasının kısıtlanması,

Burka ve başörtüsünün yasaklanması.

 

Kimlerin Çifte Vatandaşlık Hakları Gaspedilecek?

Çifte vatandaşlık haklarına sahip olan diğer Avrupa ülkelerinden gelenler, Rusya vb doğu ülkelerinden gelenler, Türkler ve Araplar gibi müslüman ülkelerden gelen insanlar var. Ancak, söz konusu çifte vatandaşlık haklarının geri alınması, şu an sadece Müslüman kökenli halklara yöneliktir.

Bir sonraki adım da Ruslar, Polonyalılar vs. olacaktır.

 

Doktorların Susma Hakkı

Her ne kadar, halen tüm tıp fakültelerinde Hipokrat yemini, diploma almak için önemli bir adım olsa da, pratik içinde zaten bu yemin geçersizdir. Çünkü doktorların sağlık hizmeti sunması için, sigorta şirketleri ve kapitalizmin kar işletmesi halindeki hastanelerin, bürokratik mekanizmaları zaten yeterince engel yaratıyordu. Doktorun kendisi hasta-doktor arasındaki “sır”rı saklasa da, hastaneler ve sigorta şirketleri zaten böylesi bir sırrı hiç tanımamaktadırlar.

Diğer yandan, zaten daha öncesinden de “terörist” olduğu belirtilen hastalarla ilgili “sır”lar da iptal edilmişti. Şimdi ise, bu hak tamamen ortadan kaldırılmak ve tüm Müslümanlar potansiyel “terörist” sayılmak istenmektedir.

 

Başörtüsü Yasağı  Asimilasyonun İflasıdır

Almanya ve diğer emperyalist ülkelerin yabancılara yönelik eski politikası, entegrasyon adı altında yürütülen asimilasyon politikasıydı. Şimdi ise, artık Müslümanların asimile olmayacağını görmektedirler. Çifte vatandaş olunsa da, ‘kendini Türk mü, Alman mı hissediyorsun’ sorusunun cevabı ezici bir şekilde, kendilerini Alman gibi hissetmemek olmaktadır. Alman ırkçıları da şimdi kendisini Alman gibi hissetmeyenleri, Alman vatandaşlığından atmak ve başörtüsü gibi yasaklarla da tamamen ötekileştirip yasal yaptırımlar uygulayarak, sınırdışı etmenin yollarını açmaktadırlar.

Bu katilleri Avrupa kendisi yaratmıştır. Avrupa kendisi bu IŞİD’çi canileri yaratıp Ortadoğu halklarının başına bela olarak yollamıştır. Ama şimdi bunlar geri dönmeye başlayınca da korkmakta ve korkusunu bastırmak için tüm Müslüman azınlıkları cezalandırarak önlem almaya çalışmaktadır.

 

Milliyetçilerin ve                  İslamcıların                     İlkeleri Yoktur

Milliyetçiler ve İslamcılar amaca varmak için, her şeyi mübah görürler.  Dünyada bugüne kadar halka karşı işlenen suçlar, katliamlar, işkenceler, soykırımlar hep bu iki ideoloji tarafından hayata geçirilmiştir. Ve bu politikaların yaratıcısı da hep emperyalizm olmuştur.

Almanya’nın da baskılarla varacağı bir çözüm yolu yoktur. Tek çözüm yolu, ırkçı politikalara, sömürü ve zulüm düzenlerine son vermektir. Bunun için halk kurtuluş hareketlerine yönelik saldırı ve imha politikalarını sonlandırmak zorundadır.

DHKP’nin 14 Eylül 2001 tarihli, 13 sayılı bülteninde;

“ABD, kendisini vuran öfkenin nedenlerinin, niçinlerinin tartışılmasını önlemek için terör demagojileri ile yeni bir baskı dalgasını geliştirip, o yıkıntılar üzerinden imparatorluğunu pekiştirme hesabı yapıyor. Hala kontrol kuramadığı bölgeleri işgale, bombalamaya hazırlanıyor. Tüm dünyayı yine kendi istediği çerçevede tartıştırmak, kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmek, gerçeği gizlemek istiyor” deniyor.

 

Hayır! Herkes “Terör” Yaygarasını Bir Kenara İtip Gerçekleri Görmeli ve Tartışmalıdır

  1. 11 Eylül; ABD ideolojisinin, tekellerin tüm dünyaya dayattığı ideolojinin çöküşüdür. O ideolojinin halkları isyan noktasına getirdiğinin en yüksek ifadesidir. Halklar o ideolojinin egemen olduğu bir dünyada, ABD imparatorluğunun hakimiyeti altında, açlık ve sefalet içinde yaşamak istemiyor.
  2. “Terör”, “vahşet”, “savaş”, “kan”, “intikam” demagojileri hiçbir şeyi açıklamaz. Evet; sivil, masum insanlar ölmüştür. Yanlıştır. Sadece devrimciler eylemlerinde sivilleri ayırırlar.

Bunu mahkum edelim. Ne var ki, 11 Eylül’ün anlamı bu tartışmayla anlaşılamaz.

11 EYLÜL’Ü ANLAMAK İÇİN GERÇEKÇİ OLUNMALIDIR, BİLİMSEL OLUNMALIDIR. Bilimi, tarihi, sosyolojiyi hatırlayın. En basitinden, kendi hayatına son verecek kadar büyük bir öfke nasıl birikti? Kim biriktirdi dağlar gibi bu öfkeyi? Kendi yaşamını feda eden insanlar karşısında “asarız, keseriz” tehditlerinin hiçbir anlamı yoktur.

Asarsın, kesersin, Afganistan’ı ya da başka bir ülkeyi kana boğarsın. Ya sonra?

Şiddet şiddeti doğurur. Bu çok basit, herkesin bilmesi gereken bir gerçektir.

3- Evet 11 Eylül’ü herkes düşünmek zorundadır. Amerika ne yaptı ki, insanlar kendi hayatlarını da ortaya koyarak böyle bir eylem yapıyorlar? Amerikan imparatorluğunun her gün, her saat aşağıladığı “çulsuzlar” onlar işte. Emperyalizmin sömürmek, ulusal onurlarını, kimliklerini yok etmek için her şeyi yaptığı halklar onlar. Ve o yoksullar kendi hayatlarını koyarak yapıyorlar bunu.

Bundan daha büyük bir isyan olur mu? Protesto yapmış duyulmamış, “açım” çığlıkları atmış duyulmamış, “ülkemi bombalama, bağımsızlığımı yok etme” demiş duyulmamış. Daha bir hafta önce “Irkçılık konferansı”nda tüm dünya ezilen halklarının çağrılarına kulaklarını tıkamış… Ve sonuç ortada.

Daha ne yapabilir insanlar sesini duyurmak için?

Herkes gerçeği tartışmak, düşünmek zorundadır.

GERÇEK: MİLYARLARCA İNSAN AÇ, TÜM DÜNYA FERYAT HALİNDE

ÇAĞRI: BİZ DÜNYANIN EZİLEN HALKLARI, EKMEK VE ADALET İSTİYORUZ’…

DHKP’nin onbeş yıl önce yayınladığı bülten sadece 11 Eylül saldırılarının açıklamasının yanı sıra, asıl olarak bugünün Avrupa’sının yeni bir IŞİD saldırısı olacak diye tirtir titremesinin ve çözümünün de analizini yapmıştır.

Bir sorunu çözmenin en bilimsel yöntemi şudur; önce sorunun ne olduğunun tespitinin doğru yapılması gerekmektedir. Avrupa’da bugün önlem alınması gereken ciddi bir aşırı İslamcılık tehlikesi vardır.

Her sorunun çözümü kendi içindedir.

O halde, önce bu aşırı İslamcılık olayının nasıl başladığı çok önemlidir. Bunu yaratan, emperyalist asimilasyon politikalarıdır, ayrımcı, ırkçı politikalardır. Bugün, açıkça emperyalist kültür yeni sömürge halkların kültürleri karşısında yenilmiştir. Kendi ülkelerinde iken başörtüsü, türban, burka takmayanlar Avrupa’da bunu çok yaygın olarak kullanmaktadır.

Almanya, ırkçılığı bir devlet politikası haline getirmiş ve Alman Türk’ü, Alman Müslümanlığı yaratma gibi beyhude çabalar içine girmiştir. Çünkü sorunları yaratan zaten bu politikaların kendisidir. Dahası, Alman devleti, Almanya’da yaşayan yabancıların sosyolojik dokusunu değiştirme girişimlerinden derhal çıkmalıdır.

Almanya, 1982’den bu yana Türkiyeli devrimci hareketi yasaklamaktadır. Bir yandan bir halkın devrimci, ilerici güçlerini yasaklayıp onyıllardır takibatlara uğratacaksınız, bir yandan da uysal bir İslam yaratıp, milyonlarca insanı asimile etmeye çalışacaksınız. Diğer yandan da, yoksulluğa mahkum edilen, geleceksiz bırakılan bir tepki kuşağı yaratacaksın ve bu tepkiler de sana hiç zarar vermeyecek… Bu mümkün değildir. İşte IŞİD gerçeği bugün bunun açık bir ispatıdır.

Maiziere’nin “önleyici tedbirleri” de yeni hak gasplarıyla birlikte, ırkçılığın yükselmesi ve ırkçılığa karşı yeni tepkileri yaratmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Nasıl ki, “11 EYLÜL’DE ÖLEN AMERİKALILAR’IN KATİLİ ABD’DİR”; bugün, IŞİD katliamlarında ölenlerin kanlarında da, Avrupa’da ırkçılığını devlet politikası haline getirenlerin elleri var.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.