Örnek Resim

Anasayfa > HABER > Gülsuyu’nda Dergi Dağıtırken Gözaltına Alınanlar Anlatıyor: 

Gülsuyu’nda Dergi Dağıtırken Gözaltına Alınanlar Anlatıyor: 
Son Güncellenme : 20 Ağu 2016 20:49

Gülsuyu’nda Dergi Dağıtırken Gözaltına Alınanlar Kendilerine İşkence Yapan Polisleri Anlatıyor:

“Kaymakamlık’ta Çalışan, Orta Boylu Hafif Kilolu Kel Bir Polis; ‘Bana Burada Gö.cü Derler’ Diyordu

HIRSIZ VE KATİL TAYYİP,  ZULÜM DÜZENİNİ AHLAK DÜŞKÜNÜ POLİSLERİYLE KORUYOR!

AHLAKINIZ DA DÜZENİNİZ GİBİ ÇÜRÜMÜŞ… ASLA AYAKTA KALAMAZ!

Gülsuyu’nda toplu dergi dağıtımı yaparken bir akrep aracı geldi. İçindeki polis silahını çekti ve “kaçmayın OHAL var, vururum” dedi. Biz de beklemedik, yukarı yola çıktık.  Direnince doğrudan gözaltına aldılar ve akrebe iki arkadaşı daha getirdiler.

Gülsuyu Karakolu’na götürdüler bizi.  Araçtan inmedim. Önce “20 saniyen var” diye tehdit etti polis, sonra da ayaklarımdan tutup duvara yasladı ve bir iki yumruk da orada vurdu kafama…Sonra karakolun içinde kameranın olduğu küçük bir odaya soktular hepimizi… Burada üst araması yapmaya çalıştılar. Biz birbirimizi vermemek için direndik ve bu onları epeyce zorladı.

Üst aramasını dar, ardiye odası gibi bir yerde yaptılar. Önce ayakta, ayaklarım yanlara açık, kollarım yukarda arama yapmak istediler. Tıpkı eski 12 Eylül görüntülerinde olduğu gibi.  Bunu başaramayınca sonundaki acil çıkış merdivenlerine sokup yere yatırdılar. Burada da bir kısmı üst araması yaparken 2 tanesi sadece yüzüme ve sırtıma vuruyor, küfür ediyordu.

Sonra bizi nezarete indirdiler. Nezarete götürürken de üst araması yaparken saldıran sivil polis de sürekli vuruyordu. Nezarette kemerimi, ayakkabı bağcıklarımı ve saatimi öncesinde almadıkları için bu iki sivil polis yine vurmaya başladılar.

Aslında bu iki polis sürekli küfür ederek korkutmaya ve söylediklerini yaptırmaya çalışıyorlardı. Sürekli olarak “kemerini çıkart”, “otur lan” gibi psikolojik saldırı altında tutmaya çalışıyorlardı.

Sağlık kontrolüne götürülürken kelepçe taktırmayınca tersten taktılar. Yolda da “orada şov yaparsan…” diye küfürle tehdit ettiler.

Acildeki doktor şerefsizin birisiydi. Üstünkörü baktı, kelepçeleri bile açmıyordu neredeyse…

Cumartesi günü parmak izine götürmeye geldiler; “kendiniz gelirseniz kelepçe takmayız” diye, sonra akreple Maltepe Kaymakamlığa götürdüler.

Yolda bir tane sivil polis sürekli karşı propoganda yapıp durdu…

“Ben de Aleviyim; biz de insana kıymak yoktur, siz PKK’den farklısınız, bakın şimdi biz de Çiğdem gibi gidip çevik kuvvete saldırmak falan yoktur. Devrimci olun, dik duruşunuzu gösterin, gelin aslanlar gibi parmak izinizi verin vs” gibi saçmalıklar anlatıyordu.

Parmak izini Kaymakamlığın 2. katında, merdivenlerin karşısındaki bir odada aldılar.

Önce orada Türk bayraklı tişort giyen birisi “veriyor musun bak bunlar arkadan parmak atarlar vb” diye tehdit etti. Parmak izi vermeyince yere yatırdılar.

Bu sırada Kaymakamlık’ta çalışan, orta boylu hafif kilolu kel bir polis; “bana burada göt.cü derler” diyerek pantolonumu vs indirip taciz etti.

Sonra iki kişi ayak bileklerime bastı,  bir kişi de parmak izi almaya başladı. Yukarıda bahsettiğim sivillerden biri de slogan attıkça yüzüme vuruyordu.

Yaşadığım en işkenceli parmak iziydi diyebilirim.  Arada bir konsatrasyonumun bozulduğu oldu ama sonra sürekli slogan atmaya çalıştım. Her ne olursa olsun slogan aslında direnişi hissetmek demek…

Yine daha öncekilerden farkı; eskiden kollarımızı bükerek alırlardı. Bunda kollarım ters kelepçeliydi ve sadece vuruyorlardı. Birisi parmak izi alıyor, diğerleri de sürekli vücudumun çeşitli yerlerine vuruyorlardı.

Sonra fotoğraf için ayağa kaldırdılar. Bunu da normalde yerde çekerlerdi.  Burada da gövdemi ve kafamı dik tutmaya çalıştılar, buna karşı direndim. Böyle ara ara; “veriyon mu?” diye tehdit edip, ara ara kafamı ve boğazımı sıkıp, koltuk altı, meme ucu gibi hassas yerleri cimcikleyip ara ara da kadın arkadaşlar  üzerinden sapıkça konuşup (bunu, taciz eden aynı polis yapıyordu) tekrarladılar. 3-4 defa sivillerden birisi hayalarımı sıktı, kaymakamlıktaki de; “yatırın yere s… bunu” diye iki üç defa yere yatırmak için blöf yaptılar, sonra da götürdüler.

Bu saydıklarımın çoğu fotoğraf işi de bittikten sonra oldu. Yani aslında bilinçli olarak işkence yapmak için fotoğraf çekiyoruz diye işi uzattılar.

Akrebe götürürken de o tacizci vardı ve sürekli sırtımın ortasına vuruyordu.

Nezarete beni getiren o iki sivil polise bir ara bizim arkadaş merdivenlerin başında  müdahele etmiş.

Bizim arkadaş onlara tekme atmış. Sonra nezarete soktuklarında bunlar yüzüme 2-3 defa vurdu. Sonra da karakol polisleri “kamera var” diyerek bunu uzaklaştırdılar. Bu şerefsiz oradan çıkınca bizim arkadaşa saldırmış, diğer polisler zorla almışlar.

Parmak izinden 5 dakika sonra iki sivil polis geldi. İşbirliği teklif etmeye geldiklerini anladım. Önce boş bir odaya gidelim dediler. Sonra da “gel oturalım” diye nezarete girmek istediler. Yaptırmadım ve “ben şerefsiz değilim” diyerek gönderdim.

Sonrasında saldırı vb. olmadı.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.