Warning: file() [function.file]: Couldn't resolve host name in /home/yuruyus/public_html/yuruyus-info.org/wp-content/themes/trendwebportal/functions.php on line 217

Warning: file(http://xml.altinkaynak.com.tr/altinkaynak.xml) [function.file]: failed to open stream: operation failed in /home/yuruyus/public_html/yuruyus-info.org/wp-content/themes/trendwebportal/functions.php on line 217
Hayatın Öğrettikleri | Yürüyüş Dergisi
Örnek Resim

Anasayfa > GÜNDEM > Hayatın Öğrettikleri

Hayatın Öğrettikleri
Son Güncellenme : 28 Ağu 2016 12:01

HALK NEREDEYSE ORADA OLMALIYIZ

Kınık-Soma havzası, Ege’nin madenci yatağı, Soma’da 307 madenci arkadaşımızın AKP tarafından katledildiği ve hala hesabının sorulmadığı kanlı topraklar burası.

Ve bizler katliam sonrası kurulan Maden İşçileri Dayanışma ve Mücadele Derneği’nin üyeleriyiz. Aynı zamanda bu derneğin üyeleri olarak bu topraklarda ilk madenci direniş çadırını kuran ve halkın desteğiyle zafer kazanan Direnen İmbat Maden İşçileri’yiz.

Kınık, özellikle son 5 senedir zorunlu olarak madencilik sektörüne mahkum edilmiş İzmir’in ilçesidir. Daha önceleri çiftçilikle, hayvancılıkla geçinen insanlarımızı devletin politikası sonucu madenciliğe yönelmiş bulunuyor.

Katliam ve katliam sonrası yaşanan büyük işsizlik, direniş çadırları, geçinme derdi derken bu toprakların bir başka derdi de yazın üç beş kuruş daha fazla kazanmak için ovalarda yevmiyeyle çalışmak…

Kınık-Soma havzası, Ege’nin madenci yatağı, Soma’da 307 madenci arkadaşımızın AKP tarafından katledildiği ve hala hesabının sorulmadığı kanlı topraklar burası.

Ve bizler katliam sonrası kurulan Maden İşçileri Dayanışma ve Mücadele Derneği’nin üyeleriyiz. Aynı zamanda bu derneğin üyeleri olarak bu topraklarda ilk madenci direniş çadırını kuran ve halkın desteğiyle zafer kazanan Direnen İmbat Maden İşçileri’yiz.

Kınık, özellikle son 5 senedir zorunlu olarak madencilik sektörüne mahkum edilmiş İzmir’in ilçesidir. Daha önceleri çiftçilikle, hayvancılıkla geçinen insanlarımızı devletin politikası sonucu madenciliğe yönelmiş bulunuyor.

Katliam ve katliam sonrası yaşanan büyük işsizlik, direniş çadırları, geçinme derdi derken bu toprakların bir başka derdi de yazın üç beş kuruş daha fazla kazanmak için ovalarda yevmiyeyle çalışmak…

Bir madenci olarak hafta sonu tatilimin bir gününü ben de ovada çalışmaya ayırdım. Amaç, Kınık’ta ilk kez yapacağımız yaz okulu için kitle çalışması yapmaktı. Çünkü öğrenciler, yaz oldu mu ovaya çalışmaya giderler. Onları sokaklarda, internet kafelerde, parklarda göremezsiniz. Onları ve ailelerini ikna etmek istiyorsanız ovaya inip İzmir’de insanların dışarıya çıkmaya korktuğu o korkunç sıcakta onlarla birlikte alın teri dökeceksiniz.

Domates tarlasında 14 kişi çalışıyordu. Bunlardan 5’i liseliydi. Ailelerle yapılan sohbetten sonra yaz okulumuzun öğrencileri olacak liselilerle sohbete başladım. Onlara devrimciliği anlattım ki bizim Çepni Alevilerine uzak bir kavram değildir devrimcilik.

Küçük yaşta evlenmek bir gelenek bizim buralarda, onlara anneleriyle aynı kaderi yaşamamaları için bu sömürü çarkına karşı hep birlikte mücadele etmemiz gerektiğini anlattım. Ancak devrimciler bu çarkı kırabilir ve daha özgür, onurlu bir hayat yaşayabilirler diye konuştuk. Liseliler, bu sömürü çarkına teslim olmayacaklarını söylediler. Kitap istediler, “getireceğim” dedim.

Liselilerin aileleriyle aynı zamanda kapı komşusuyuz, akrabayız, iş arkadaşıyız, aynı köylüyüz. Heyecanımız, hüznümüz, coşkumuz birdir bizim. Kinimiz, öfkemiz de öyle. Soma Katliamı sonrası hakkını arayan, işçilerin örgütlenerek hesap sormasını isteyen madenciler olarak çocuklarımızın bizimle aynı kaderi yaşamasını istemiyoruz. Onların doğru düşünen, kendine güvenli, hakkına hukukuna sahip çıkan, üreten, dünyayı tanıyan devrimci düşüncelere sahip insanlar olarak yetişmesi için bu sene bir yaz okulu örgütlüyoruz. Bu bir adımdır.

Pek çok eksiğimiz var, devletin saldırıları var, ama her sorunun çözümü halkta. Onlara gidersek çözüm buluruz. Dağlarda, ovalarda, fabrikalarda, okullarda halk nerdeyse orada olmalıyız. Hiç durmadan haklılığımızı, meşruluğumuzu anlatmalıyız, emek verilen her çabadan sonuç alacağımızı bilmeliyiz. Yeter ki emekçi olalım, yeter ki işimizi coşkuyla yapalım.

Bir madenci olarak hafta sonu tatilimin bir gününü ben de ovada çalışmaya ayırdım. Amaç, Kınık’ta ilk kez yapacağımız yaz okulu için kitle çalışması yapmaktı. Çünkü öğrenciler, yaz oldu mu ovaya çalışmaya giderler. Onları sokaklarda, internet kafelerde, parklarda göremezsiniz. Onları ve ailelerini ikna etmek istiyorsanız ovaya inip İzmir’de insanların dışarıya çıkmaya korktuğu o korkunç sıcakta onlarla birlikte alın teri dökeceksiniz.

Domates tarlasında 14 kişi çalışıyordu. Bunlardan 5’i liseliydi. Ailelerle yapılan sohbetten sonra yaz okulumuzun öğrencileri olacak liselilerle sohbete başladım. Onlara devrimciliği anlattım ki bizim Çepni Alevilerine uzak bir kavram değildir devrimcilik.

Küçük yaşta evlenmek bir gelenek bizim buralarda, onlara anneleriyle aynı kaderi yaşamamaları için bu sömürü çarkına karşı hep birlikte mücadele etmemiz gerektiğini anlattım. Ancak devrimciler bu çarkı kırabilir ve daha özgür, onurlu bir hayat yaşayabilirler diye konuştuk. Liseliler, bu sömürü çarkına teslim olmayacaklarını söylediler. Kitap istediler, “getireceğim” dedim.

Liselilerin aileleriyle aynı zamanda kapı komşusuyuz, akrabayız, iş arkadaşıyız, aynı köylüyüz. Heyecanımız, hüznümüz, coşkumuz birdir bizim. Kinimiz, öfkemiz de öyle. Soma Katliamı sonrası hakkını arayan, işçilerin örgütlenerek hesap sormasını isteyen madenciler olarak çocuklarımızın bizimle aynı kaderi yaşamasını istemiyoruz. Onların doğru düşünen, kendine güvenli, hakkına hukukuna sahip çıkan, üreten, dünyayı tanıyan devrimci düşüncelere sahip insanlar olarak yetişmesi için bu sene bir yaz okulu örgütlüyoruz. Bu bir adımdır.

Pek çok eksiğimiz var, devletin saldırıları var, ama her sorunun çözümü halkta. Onlara gidersek çözüm buluruz. Dağlarda, ovalarda, fabrikalarda, okullarda halk nerdeyse orada olmalıyız. Hiç durmadan haklılığımızı, meşruluğumuzu anlatmalıyız, emek verilen her çabadan sonuç alacağımızı bilmeliyiz. Yeter ki emekçi olalım, yeter ki işimizi coşkuyla yapalım.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.