Örnek Resim

Anasayfa > GÜNDEM > İstiyoruz Yapacağız

İstiyoruz Yapacağız
Son Güncellenme : 28 Ağu 2016 10:52

 “BİZ SADECE BİR ÖRGÜTTEN BAHSETMİYORUZ; SAVAŞ ÖRGÜTÜNDEN BAHSEDİYORUZ…”   

(DURSUN KARATAŞ)

SAVAŞ ÖRGÜTÜYÜZ, HALK İKTİDARI İÇİN SAVAŞIYORUZ-2

Parti-Cephe Geleneğimiz Kızıldere’de Doğdu, 46 Yıl Süren Dişe Diş Bir Savaşla Büyüttük…

 

SAVAŞ ÖRGÜTÜ; SAVAŞA GÖRE ŞEKİLLENMİŞ

KADROLAR, KOMUTANLAR VE SAVAŞÇILARDAN OLUŞUR!

“Yönetici, önder insan; kavramın içeriği gereği bir topluluğu, kitlesel veya askeri eylemi programlayan, planlayan, bunu hayata uygulayan, sonuç alan ve bu sonuçlar üzerinde tekrar değerlendirmeler yaparak, sürekli olarak üreten, kitlelere ve kadrolara hep bir adım ilerisini gösteren, küçük küçük zaferlerden büyük zaferler elde etmesini bilen, önderlik yeteneklerine sahip insandır.

Kendi savaş ve devrim gerçeğimiz içerisinde bir önder yönetici; her şeyden önce Marksist-Leninist tarzda düşünüp yaşayan, devrim davasına her şeyiyle kendisini adamış, onun dışında herhangi bir uğraşı olmayan bir insandır.

Kendini ve dünyayı çözümlemiş, kendisini ülkesinin ve dünya halklarının kurtuluşu için feda etmeyi göze almış, emperyalizmin ve oligarşinin Marksist-Leninistleri yok etme saldırılarına karşı, her ne pahasına olursa olsun, bulunduğu her yerde halk kitlelerine önderlik etmeyi, devrimci savaş doğrultusunda parti örgütleri yaratmayı, devrimin çıkarları için çalışmayı yaşam biçimi haline getirmiş, bunları yapmadığı veya yapamadığı zaman kendine ihanet ettiğini bilen insandır.

O; sabrın, kararlılığın önemini, gerektiğinde hiç kimsenin cesaret edemeyeceği anda tereddütsüz kendisini de feda ederek cüretli olabilmenin gerektiğini bilmek durumundadır.” (Kongre Kararlarından)

 

Yazımızın ilk bölümünde;

“- Savaş örgütü, dünyayı ve ülkeyi tahlil etmiş, kendini bugünün dünyası ve ülkemiz gerçekleri çerçevesinde savaşa göre örgütlemiştir.

– Savaş Örgütü Olmak İdeolojik Netliğe Sahip Olmaktır.

– Savaş Örgütü, Stratejik Hedefinden Hiçbir Zaman Kopmaz…” demiştik.

Savaş örgütünü incelemeye devam edelim.

Savaşa göre şekillenmiş kadrolar, komutan ve savaşçılar olmadan da bir savaş örgütü olmak mümkün değildir. Diğer bir ifade ile:

Bir savaş örgütünün kadroları, komutanları, savaşçıları savaşa göre şekillenmiştir.

Nedir savaşa göre şekillenmek?

Savaşımız, emperyalizme ve oligarşiye karşı Halk Kurtuluş Savaşı’dır. Savaşımız, emperyalist güçlerin ve oligarşilerin niteliği gereği ölümüne bir savaştır. Emperyalizm ve oligarşiler, kendilerine lüks yaşam, sınırsız tüketim gücü ve olanağı veren, tüm bunların daha da ötesinde her istediklerini yapabildikleri, her istedikleri kararı alabildikleri bir güç sağlayan iktidarlarını kaybetmemek için milyonları, onmilyonları sorgusuz sualsiz katletmekten çekinmeyecek bir düşmandır. Bunun örnekleri tarihte yaşanmış ve günümüzde yaşanmaktadır. Savaşımız, bu düşman güce karşı savaşmak ve kazanmak zorunda olduğumuz bir savaştır.

Bu savaşı kazanmak mümkün müdür?

Evet, dünya tarihinde sözünü ettiğimiz düşman gücün yenildiğinin çok sayıda örnekleri vardır. Çarlık Rusya’sında yenildiler. İkinci Paylaşım Savaşı’nda, Çin’de, Doğu Avrupa ülkelerinde yenildiler, Vietnam’da, Kore’de, Afrika ülkelerinde, Latin Amerika ülkelerinde yenildiler. Yani, yenilgi yaşamadıkları kıta yoktur. Yenildiler, çünkü tarihin yasaları yenileceklerini söylüyordu. Yenildiler, çünkü savaştıkları halkların bu dev görünümlü düşmanı yenmekten başka çıkış yolu yoktu. Halklar, yendiler ve gördüler ki, karşılarındaki dev cüsseli kaplan, kağıttan imal edilmişti.

Sıra bizdedir. Savaşacak ve yeneceğiz.

Savaşa göre şekillenmek, savaşmak ve yenmektir.

O halde, savaşa göre şekillenmek, düşmanla savaşabilecek ve düşmanı yenebilecek, bir ruh, coşku, siyasi bilinç ve dinamizme, ideolojik donanıma, düşmanı imha edebilecek askeri donanıma, cürete, kararlılığa ve atılganlığa ve yeri geldiğinde savaşı kazanmak için kendini feda etmekten kaçınmayacak feda bilincine sahip olmak demektir. Ve en önemlisi, savaşa göre şekillenmek, bugün sahip olduğun ve yarın sahip olacağın özelliklerle yetinmemek, sürekli yenilenmek ve gelişmektir.

Diğer bir ifade ile, savaş örgütünün kadroları, komutanları, savaşçıları hatta olabildiği ölçüde sempatizanları ve taraftarları da savaşın yasalarını öğrenmekle ve uygulamakla yükümlüdürler. Kural; savaşın yasalarını öğren, yenilgilerin öğrencisi ol kuralıdır. Savaşın yasaları, savaşın dışında öğrenilmez. Savaşarak öğrenilir. Savaşta zaferler kazanarak ve yenilgiler yaşayarak öğrenilir. Burada esas olan savaşmak ve yenilgilerin öğrencisi olmayı başarmaktır.

Mao, “Pratik Üzerine” başlıklı yazısında savaşı savaş içinde öğrenmeyi şöyle anlatır: “Eğer  bir savaşı yönetenlerin savaş deneyimi yoksa, ilk aşamada belli bir savaşın yönetilmesiyle ilgili kapsamlı yasaları kavrayamazlar. İlk aşamada sadece bir sürü çarpışmaya girip çıkarlar, üstelik de bir çok yenilgiye uğrarlar. Ama bu deneyim (kazanılan savaşlardan ve özellikle de kaybedilen savaşlardan kazanılan deneyim) onların tüm savaşın iç sürecini, yani o belirli savaşın yasalarını kavramalarını, strateji ve taktiklerini anlamalarını ve böylece savaşı güvenle yönetmelerini sağlar.” (Mao, Pratik ve Çelişki Üzerine, Epos Yayınları, Sayfa:76)

Halk savaşının yasaları diyor ki; “Halk savaşı politikleşmiş bir askeri savaştır. Yani sosyalistlerin halk savaşındaki temel mücadele metodları askeri savaş metodudur. Bu savaş klasik savaş metoduyla değil, politikleşmiş askeri savaş metoduyla yürütülür. Bu savaşta, bütün demokratik ve ekonomik amaçlı hareketler, kitle gösterileri vs. bu politikleşmiş askeri mücadeleye tabidir. Çalışma tarzında, devrimcileri revizyonist ve oportünistlerden ayıran temel kriter budur.” (Mahir Çayan- Bütün Yazılar Syf.281 Boran Yayınevi)

Yani silahlı mücadele temel; diğer mücadele biçimleri ona tabidir. Yani illegal mücadele temel, legal alandaki mücadele (demokratik mücadele) ona tabidir. Bu mücadele biçimini temel almayan, bu mücadele biçimine göre kendini şekillendirmeyen, revizyonist ve oportünist bir kafa yapısına sahiptir.

Savaşımızın niteliğini tanımlamak, aslında savaş örgütünün kadrolarını, savaşçı ve komutanlarını tanımlamış olmaktır. O halde, savaş örgütünün kadroları öncelikle, silahlı ve illegal mücadeleyi örgütleyecek bir kafa yapısına, düşünce tarzına, mücadele anlayışına sahip olmalıdır.

Savaşımızın geldiği aşama ve güncel hedeflerimiz hiç unutulmamalıdır. Savaşı kazanmamızın tek bir yolu vardır; “düşmanı şehir merkezlerine hapsetmek, kırda ve şehirde silahlı ekipleri, milisleri çoğaltmak…” Yani, ülkemizin bütün dağlarında olacağız, şehirlerde yoksul halkımızın yaşadığı gecekondu mahallelerinde halk örgütlenmelerimizi büyütüp, Halk Meclisleriyle, halk komiteleriyle, milislerle, düşmanı şehir merkezlerine hapsedeceğiz.

O halde, bir kadro bu hedeflere ulaşmanın önündeki tüm engelleri süratle ortadan kaldırmalıdır. Bunun için önce kendinden başlamalı, kendi kişiliğindeki engelleri ortadan kaldırmalıdır. Kendiyle savaşmalı ve savaşımızın ihtiyaçları çerçevesinde kendini yeniden yaratmalıdır.

Aşur Korkmaz ve Özlem Ercan yoldaşlarımız, kendini yeniden yaratmanın iki örneğidir. Bayrampaşa Hapishanesinde tutsaktılar. Düşman F Tipi hapishaneler saldırısını gündeme getirdiği dönemde, kendilerini yeniden yarattılar. Bulundukları yerden hızla koşmaya başladılar, en önlere geçtiler, 19 Aralık 2000’de düşman hapishanelere saldırdığında, kendilerini feda ettiler. 7 yıl süren Ölüm Orucu direnişimizin akacağı yatağı belirleyen yoldaşlarımızdan oldular. Asla teslim olunmayacak, direniş mutlaka zafere taşınacak. Ve bedenini tutuşturarak kendini feda ederken Aşur yoldaşımız, “gözüm arkada kalmayacak” dedi, hareketi sınırsız bir güvenle yoldaşlarına emanet ederken, son anında aklında vatanımızın bağımsızlığı, halkımızın kurtuluşu ve bu savaşa önderlik edecek olan savaş örgütümüzün geleceği vardı.

Savaş örgütünün savaşa göre şekillenmiş kadroları olacağız, önderlerimiz ve şehitlerimizden aldığımız emaneti zafere taşımak için. Vatanımızın bağımsızlığı, halklarımızın kurtuluşu için. Bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm için.

İkinci olarak, savaş örgütünün kadrosu; ancak, halkı halk savaşı perspektifiyle  örgütlemeyi başardığında, savaşımızın gelişimi önündeki engelleri kaldırmayı başarabilir. Sorun, hemen her konu ve hemen her alanda halkı örgütlemeye gelip dayanmaktadır.

Halkı örgütlemek, savaş örgütünü yenilmez kılar. Amerikan emperyalizmine diz çöktüren Vietnam halk savaşının komutanı General Vo Nguyen Giap, halkın savaşa katılımının önemini şöyle anlatıyor: “Mücadelenin ta başından beri -düşmanlarının sayısından, gücünden ve kaynaklarından bağımsız olarak- bu ilk kadroları yenilmez kılan nedir? Bu halkın desteğidir ve kadrolar gittikçe daha yüksek derecede kitlelerin bu desteğinin hükmü altında olacaktır.” Giap.

Halkı nasıl örgütleyeceğiz?

Düşünce tarzımız devrimci olacak.

Yaşamımız devrimci olacak.

Çalışma tarzımız devrimci olacak.

Düşünce tarzımızın devrimci olması ne demektir? Diyalektik-Materyalizm bilimi düşüncemizi belirleyecek demektir. Yani, 4+3 dediğimiz diyalektiğin dört maddesi ve materyalizmin üç maddesi ile düşüneceğiz ve pratiğimizi bilimsel düşünce yöntemi ile belirleyeceğiz.

Yani, diyalektik materyalizmin bize öğrettiği şekilde;

Her olayı neden sonuç ilişkisi içinde ele alacağız. Kendimiz ve yoldaşlarımızın, hata ve zaaflarına karşı uyanık olacak, bunları neden sonuç ilişkisi içinde ele alıp değiştireceğiz.

Bulunduğumuz birim ve alanda herkesin değiştirilebileceği ve eğitilebileceği bilinciyle hareket edeceğiz. Halkı örgütlemek için emekten kaçınmayacak, asla umutsuzluğa kapılmayacağız.

Halkı örgütlemekte hızlı olacağız, fakat sabırsız olmayacağız. Bileceğiz ki, hiçbir şey bir anda ve emeksiz değişmez. Düşünerek, planlayarak, örgütlü bir şekilde harcadığımız emek mutlaka bir birikim yaratır ve sonuçta çalıştığımız birim ve alanda bir dönüşüm yaratır.

Bileceğiz ki, halkı örgütlemek, bulunduğumuz birim ve alanda çelişkileri doğru tespit etmek, bulunduğumuz birim ve alanı çok iyi tanımakla mümkün olacaktır. Halkı tanımak ve çelişkileri doğru tespit etmek, örgütlenme çalışmamızda atacağımız ilk adım olmalıdır.

Bileceğiz ki, örgütlenmemizi belirleyen halkın maddi yaşam koşullarıdır. Bunun anlamı, öncelikle çelişkinin en yoğun olduğu yerde örgütlenmeliyiz. Çelişkinin en yoğun olduğu yerler, halkımızın en yoksul kesiminin yaşadığı bölgelerdir. O halde öncelikle buralara gideceğiz.

Savaş örgütünün kadrosu, eğer halkı örgütleyemiyorsa öncelikle yaşamına bakması gerektiğini bilecek. Nasıl yaşıyorsak, öyle düşünürüz. Ve pratiğimiz bu düşüncemize göre şekillenir. Başarının birinci yolu yaşamımızı örgütlemektir. Yaşamımızı devrimcileştirmektir.

Savaş örgütünün kadrosu, olaylara, sorunlara bilinemezciliğin, belirsizliklerin yarattığı puslu bir havada bakmazlar, her şeyin bilinebilir olduğu bilinciyle, önce sorunları, olayları anlar, çözümleme yapar ve çözümünü geliştirir.

Devrimci düşüncenin bir savaş örgütü kadrosuna kazandıracakları başlıklar halinde bunlardır denilebilir.

Devrimci yaşam, savaş örgütü kadrosunun çalışma yaptığı alanda, halkı daha baştan yaşamıyla etkilemesi anlamına gelir. Yaşamı devrimci olmayan bir kadro, savaşçı, daha baştan halkı örgütleme gücünü kaybetmiş demektir. Söyledikleriyle yaşamı uyumsuz olan kadro ve savaşçılarımızın halk nezdinde inandırıcılığı olmayacak, halka güven vermeyecektir. Yaşamı devrimci olan kadro, disiplinli ve kurallı çalışma tarzıyla hem halkı örgütlemekte, hem de düşmanın saldırıları karşısında güçlü, dirençli, gizlilik kurallarına uygun örgütlenme yaratmada başarılı olabilecektir.

Ancak, devrimci düşünce ve yaşama sahip olan bir kadronun çalışma tarzı da devrimci olabilecektir. Çalışma tarzımızı belirleyen, sürecimizin özellikleridir. Sürecimiz; her alanda savaşı büyütmek, illegal örgütlenmelerimizi, halk örgütlenmelerimizi büyütme, gerilla ve milis örgütlenmelerimizi büyütme sürecidir. O halde, çalışma tarzımız, bu hedeflerimize göre şekillenecek, demokratik alanda çalışma yaparken bile, illegal mücadelenin örgütlenmesini başaran bir çalışma tarzına sahip olacağız.

Ve tüm hedeflerimize ulaşmak için eğitimin temel işlevini unutmayacağız.

“Silahlı güçlerin savaşma kudretinin kaynağını, siyasi çalışmayı durmaksızın güçlendirmek; bu da temel bir ilkedir. Kadroların ve savaşçıların politik çizgi ve görevlere, askeri çizgi ve görevlere, partinin bütün direktifleri ve devletin yasalarına uyum sağlamaları için politik eğitim ve ideolojik önderliğe özel önem verilmesi; silahlı güçlere Marksizm-Leninizmin aşılanması; ulus bilinçleri ile birlikte sınıf bilinçlerinin yükseltilmesi; yurt sevgisi, sosyalizm ve proleterya enternasyonalizminin zihinlerine yerleştirilmesi; ve bu temelde savaşkanlıklarının ve dövüşmek ve kazanmak kararlılıklarının artırılması…” (Vietnam Ulusal Kurtuluş Savaşı-GİAP)

(devam edecek)

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.