Örnek Resim

Anasayfa > HABER > Mücadelede Yitirdiklerimiz

Mücadelede Yitirdiklerimiz
Son Güncellenme : 20 Ağu 2016 21:12

 

Bağımsızlık Demokrasi Sosyalizm Mücadelesinde Yitirdiklerimiz
29 Ağustos – 4 Eylül

  

Kemal Altun

1960 Samsun doğumludur. 30 Ağustos 1983’de Almanya’nın Türkiye’ye iade politikasını ölümü seçerek protesto etti.

Cemal Kemal Altun, faşist terörün tüm halka saldırdığı dönemde, o safına Devrimci Sol içinde belirledi. Ankara’da Dev-Genç içinde mücadele etti. MHP’li Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak’ın Devrimci Sol tarafından cezalandırılması eyleminden dolayı aranmaya başladı.

Bu dönemde yurtdışına çıkarak Almanya’ya gitti. Ne var ki 12 Eylül faşizmiyle işbirliği içindeki Alman hükümeti, onun Türkiye’ye iadesini gündeme getirdi. İade kararı için yapılan mahkemede, mahkemenin iade yönünde karar vereceği belli olunca, duruşma sırasında mahkemenin penceresinden kendini atarak, Almanya’nın mültecilere karşı iade politikasını ölümüyle protesto etti.

 

Ekrem Akın Savaş          

31 Ağustos 1992’de İstanbul Reşitpaşa’daki evinde polis tarafından pusuya düşürüldü. Tüpgazını silah yaparak direndi ve şehit düştü. Dev-Genç’in yönetici kadrolarındandı.                       

 

Hülya Şimşek

4 Mart 1963’te Erzincan’da doğdu. Pir Sultan ve Mahir sevgisiyle büyüdü, kendi deyimiyle “15 yaşından beri katıksız bir antifaşist” tir. Anadolu TAYAD’ın kurucu üyelerinden biriydi. F Tipleri gündeme geldiğinde, Bursa’da destek eylemine başladı. Tutuklandı. Eylemini bırakmadı. Tahliyesinin ardından Küçükarmutlu’ya gelerek Ölüm Orucu’nu orada sürdürdü. 31 Ağustos 2001’de, Ölüm Orucu’nun 286. gününde Armutlu’daki direniş evinde şehit düştü.

 

Fatma Tokay Köse

14 Eylül 1967’de, Elazığ-Alacakaya Çataklı Köyü’nde doğdu. 1987’de Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü’nde öğrenciyken devrim mücadelesine katıldı. 1990’a kadar, gençlik örgütlenmesinde yer aldı. Bir süre sonra illegal örgütlenmede Kırşehir, Nevşehir ve Kırıkkale sorumlusu olarak görevler üstlendi. 1994’te tutsak düştü. 19-22 Aralık katliamının ardından Kütahya Hapishanesi’ne sevk edildi. Burada 6. Ölüm Orucu Ekibi Direnişçisi olarak Ölüm Orucu’na başladı. 31 Ağustos 2002’de şehit düştü.

               

Ali Rıza Karagöz

1968 doğumlu olan Ali Rıza, Sivaslı yoksul bir Kürt (Zaza) ailesinin çocuğuydu. Ailesinin maddi durumu nedeniyle öğrenimini lise ikinci sınıftan itibaren terk ederek yaşamını işçi olarak sürdürdü. Gazi halkının faşizme karşı mücadelesi içinde büyüdü. Militanlığı ve mütevaziliğiyle tüm Gazi halkının sevdiği, saygı duyduğu bir devrimciydi. 1990 yılından beri Devrimci Sol üyesi olarak profesyonel devrimcilik yapmaktadır. Bir dönem mahalli bölgelerde, gecekondu semtlerinde örgütlenme faaliyetleri sürdüren Ali Rıza, bu süreçte birim çapında çeşitli sorumluluklar da üstlendi.  1991 sonunda SDB üyesi olan Ali Rıza, Temmuz 1992de Birlik Komutanlığı görevini üstlendi. 1 Eylül  1992’de İstanbul Avcılar’da bir işkenceci polisin cezalandırılması eyleminde şehit düştü.

 

Asuman Koç

Aydemir Şahin

Hülya Ateş

Nurhan Azak

Orhan Korkut   

1994’ün 3-4 Eylül günleri boyunca Dersim’in Çemişgezek İlçesi’ne bağlı, Ulukale Köyü Arasor Deresi   mevkiinde süren çatışmalarda şehit düştüler.

Aydemir Şahin: 1970 yılında Malatya’nın Hekimhan İlçesi’ne bağlı Karaçayır Köyü’nde doğdu. Hekimhan Meslek Lisesi’ni bitirdi. Okul ihtiyaçlarını karşılamak ve ailesine maddi destekte bulunmak için hem okur hem de çalışırdı. Devrimcileri tanıdıkça mücadeleye her geçen gün daha fazla bağlanarak, kısa sürede Devrimci Sol saflarında yerini aldı. Israrıyla, mücadelesiyle, örnek kişiliğiyle 1993 Mart’ında gerillaya katıldı. Katledildiğinde grup komutanıydı.

Hülya Ateş: Hülya, 1977 Hozat doğumludur. Bir emekçi olarak büyüdü. İlkokuldan sonrasına gidemedi

ama Anadolu halk gelenekleri okulunda yetiştirdi kendini. Düzenin kadına biçtiği rolü daha küçük yaştan itibaren reddetti. İnisiyatifli, herkesin yardımına koşan, sözünü sakınmayan bir genç kız olarak yetişti. Devrimci Sol gerillalarıyla tanıştı. 1993 Temmuz’unda gerillaya katıldı.

Orhan Korkut: Orhan, 1974 Kahramanmaraş doğumludur. İlkokulu bitirdikten sonra, yaşamının büyük

bölümü Dersim’de geçmiştir. Dersim’de akrabalarının yanında kaldığı sırada devrimcileri, gerillaları tanımış ve gerilla olmaya karar vermiştir. 1993 Ekim’inde gerillaya katıldı. Bir halk kurtuluş savaşçısı olarak ölümsüzleşti.

Nurhan Azak: Nurhan, 1974 Pertek doğumludur. Devrimcilerle 1991’de lise ikideyken tanıştı. 1992’den

itibaren Devrimci Sol’cularla birlikte hareket etmeye başladı. Köyünde, liseli gençlik içinde, Pertek’te görevler aldı, sorumluluklar üstlendi. Haziran 1993’te gerillaya katıldı.

Asuman Koç:Asuman, 1971 Çemişkezek doğumludur. Okulu olan ama öğretmeni olmayan bir köyde yaşadığı için okula gidemedi. Okuma-yazmayı kardeşlerinden öğrendi. Çocukluktan beri devrimcilerle iç

içeydi. 1980-84 yıllarında köylerine gelen Devrimci Sol gerillalarını tanıdı. Amcası Hayri Koç da bir Devrimci Sol’cuydu. 1991’de Devrimci Sol gerillalarından Nazım Karaca ve Mürsel Göleli’yle tanıştı, onlardan çok etkilendi. 1993 Nisan’ında gerillaya katıldı. Bir savaşçı olarak ölümsüzleşti.

 


 

“Mahir Çayan sempatizanı olarak yetiştirildik. Haksızlığın olduğu yerde asla yerimizde durmamak kaydıyla…” Hülya Şimşek


 

 

Nurhan AZAK’ı Gerilla yoldaşları anlatıyor:

Her zamanki gibi, güneş doğmadan önce kalkmış, güneşin doğuşunu karşılamaya hazırlanıyorduk. Bugün bir farklılık vardı. İçtima sıramız, bir gün öncekine göre bir kaç kişi daha fazlaydı. Çünkü, Hayri Koç Müfrezesinden de yoldaşlar var. “Acaba görevleri bitti de mi geri geldiler?” diye düşünüyorduk. Yok yok öyle olsaydı hepsi gelirdi. Sadece bir kaç kişi var. Müfreze komutanımızın “Hazırol” emriyle herkes silahlarını sağ bacağının yanına çekerek hazırol pozisyonunu aldı. “Sağ baştan say” komutuyla sağ başta duran yoldaş “bir” diyerek sayımı başlattı. Ardı sıra “iki, üç… son” sözünün ardından sayım işlemi tamamlandı ve bulunduğumuz yemyeşil ormanda “Her Şey Parti İçin. Her Şey Cephe İçin!”şiarı en gür seslerimizle haykırıldı. “Rahat” komutuyla birlikte silahlarımızın namlusu öne doğru uzatıldı. Sağ eller arkaya çekilerek sol bacak yana doğru açıldı. Kafamız sürekli Hayri Koç Müfrezesinin neden geri geldiği, görevleri bittiyse neden hepsinin gelmediği sorularıyla meşguldü. Bir şeyler vardı ama neydi? Komutan bu soruların cevaplarını biz sormadan açıklamaya başladı;

“3 Eylül’de Ulukale Köyü yakınlarında saat 16 civarında Hayri Koç Müfrezesine bağlı olan Aydemir Şahin (Niyazi) yoldaşın komutasındaki grubumuz düşmanla çatışmaya girmiş, çatışma sonucunda 5 yoldaşımız şehit düşmüştür. Acımız ve üzüntümüz büyüktür. Ama bunlar kinimizin kaynağıdır. Savaşın bedel gerektirdiğini hepimiz biliyoruz. Bugün bu bedeli ödeyenler Nurhan Azak (Eylem), Asuman Koç (Makbule), Hülya Ateş (Perihan), Orhan Korkut (Hasan) ve Aydemir Şahin (Niyazi) yoldaşlarımız olmuştur. Yarın içimizden biri de bu onura layık olabilir. Şehitlerimizin hesabını sormak boynumuzun borcudur. Onlar şehit düşerken bize mesajlar iletmişlerdir. Eylem, şehit düşerken silahını yanındaki yoldaşını verip ‘Silahımın düşmanın eline geçmesini istemiyorum. Silahıma iyi bakın. Yoldaşlarıma ve halkıma selam söyleyin. Hepinizi çok seviyorum’ demiştir.”

Her zaman gülen, neşeli, canlı ve gözlerinde hayatın canlılığının pırıltısı hiç sönmeyen can yoldaşımız silahını miras bırakıp ayrılmıştı aramızdan. İlk katıldığı günlerde hiçbir şeye ses çıkarmaz, sadece güler ve biraz da çekingen dururdu. Sanki gerillaya katıldığına inanmıyor gibiydi. Ama bir kaç gün sonra bu çekingenliğini üstünden atıp gerilla yaşamına adapte olmaya başladığında, artık o ilk günkü çekingen ve sessiz halinden bir şey kalmamıştı. Artık konuşkan, her zaman canlı, yoldaşlarının sorunlarıyla ilgilenen, bulunduğu ortama neşe kaynağı olan Eylem vardı. Şimdi ise silahını miras bırakıp, aramızdan fiziki olarak ayrılmıştı.

Konuşmaya devam ediyordu komutanımız:

Asuman şehit düşerken: ‘Şehitler beni çağırıyor. Cemal abiyle (Nazım Karaca), Arif abi (Mürsel Göleli) beni çağırıyorlar. Ben şehitlerin, Cemal’in, Arif’in yanına gidiyorum. Yoldaşlarıma, anneme, babama ve halkıma selam söyleyin. Hepinizi çok seviyorum.’ diyerek şehit düşmüştür.

Köylü kızı, doğduğu dağlardan hiç kopmamış, bir zamanlar koşup oynadığı, kuzuları otlattığı dağlarına şimdi elde silah savaşmak için çıkmış ve 12’lere verdiği sözü yerine getirerek onlar gibi şehit düşmüştü. Asuman, o saf haliyle, sanki karşımızda durmuş bize bakıyordu ‘ben ölmedim, inadına yanımızdayım’ diyordu.

Ya şehit düşen grubun komutanı Aydemir… Aydemir’in o yürekli konuşkan çalışkan, emekçi yapısı, oradan oraya koşturan, ne olursa olsun, söylenen herşeyi hiç sızlanmadan büyük bir zevkle yerine getiren yapısını keşke herkes görebilseydi. O’nu tüm yoldaşlarımız tanıyabilseydi.

Hülya’nın o içten ve sıcak kahkahası halen kulaklarımızda çınlıyordu. Canlılığı ve hareketli olmasından dolayı, halkımız O’na “tam erkek gibi” derdi. Ve Hülya’yı severlerdi. O’nun insanlarla kısa sürede kaynaşması her zaman bizim için örnekti.

Orhan’ın sessiz, sakin yapısı, söyleneni yapan, sessizliğinin altında düşmanına büyük bir öfke taşıyan davranışları ve atikliği bir bir gözlerimizin önünden geçiyordu.

Beynimizde hüzün, öfke ve kinden başka bir şey yoktu. Gözlerimizden bunu görebilmek mümkündü.

Ve içtima bitmek üzereyken komutanın;

-Söylemek istediğimiz bir şey var mı? sorusuna hepimizin cevabı aynıydı;

-Hesabını soralım. Hem de kanları kurumadan soralım!..

Komutan da onaylayarak;

-Evet kanları kurumadan hesabını soracağız!.. diyerek konuşmasını tamamladı.

Bu, Beşler’imize verdiğimiz sözümüzdü ve verdiğimiz sözü de tuttuk…

 

 

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.