Örnek Resim

Anasayfa > GÜNDEM > Devrimci Eylem Çizgisi ve PKK’nin Yanlış Eylem Çizgisi -2

Devrimci Eylem Çizgisi ve PKK’nin Yanlış Eylem Çizgisi -2
Son Güncellenme : 04 Eyl 2016 20:59

DEVRİMCİ EYLEM ÇİZGİSİ VE PKK’NİN YANLIŞ EYLEM ÇİZGİSİ

BİRİ HALKIN İKTİDARINA GÖTÜRÜR DİĞERİ DÜZENE GÖTÜRÜR-2

SAVAŞ GERÇEĞİ DİYE HALKIN KATLEDİLMESİ MEŞRULAŞTIRILAMAZ

DEVRİMCİ SAVAŞ HAKLI BİR SAVAŞTIR!

BURJUVAZİ DEVRİMCİ EYLEMLERİ NEDEN KARALAR?

DEVRİMCİLER BUNA KARŞI NASIL ÖNLEM ALMALIDIR?

Bütün dikkatimiz gerillayı yayma ve kitleleri savaşa katma noktasında toplanmalıdır. Faşizme karşı sürdürdüğümüz devrimci şiddet politikamız bir kez daha kitlelerin önünü açacaktır. Bu perspektifle silahlı eylemlerimiz kitlelere cesaret, güven ve perspektif sunmalı, kitlelerin şiddetine yön vermelidir. Kitleler şiddetin yaptırım gücünü, değiştiriciliğini bizzat hayatın içinde devrimci şiddet eylemlerinin sonuçlarını, kendi gücünün neleri başarabileceğini görerek öğrenecektir. Özetle halkı faşizme karşı şiddet kullanmaya sevk etmek, gösteri ve eylemlerde yasallık sınırlarını aşıp meşruluk doğrultusunda şiddet kullanımına alıştırmak önümüzde duran bir görevdir. Kitleler diğer araçlarla birlikte şiddet kullanmayı da öğrenmelidirler. Halk kitlelerinin şiddetinin önünde hiçbir güç duramaz. (Savaş ve Biz)

Devrimci eylem örgütleyicidir, halkı saflaştırandır. Hesap sorandır. Hedef gösterendir. Mesaj ileten, çağrı yapandır. Dostu düşmanı gösterir. Faşist devletin sanıldığı kadar güçlü olmadığını ortaya koyar. Devrimcilerin cüretini yansıtır.

Şafak Yayla-Bahtiyar Doğruyol’un İstanbul Çağlayan Adliyesi’ndeki savcıyı rehin alma eylemini düşünelim. Bu eylem zamanlaması, hedefleri, biçimi, içeriğiyle pek çok şeyi gösterdi ve sorgulattı:

Adalet istemini ve bunun için canlarını ortaya koyduklarını;

Oligarşinin ve AKP iktidarının adaletsizliğini;

Kendi savcısını da gözden çıkartmaktan çekinmeyeceğini;

Devrimcilerin haklılığı ve meşruluğunu;

Silahlı devrimci eylemin haklılığı ve meşruluğunu;

Faşizmin güçsüzlüğünü, çürümüşlüğünü;

Devrimcilerin halk ve yoldaş sevgisini;

Faşizme ve adaletsizliğe karşı savaşmanın gerekliliğini gösterdi…

Her devrimci eylemin ortaya çıkardığı, halka gösterdiği gerçeklerdir bunlar. Ve bunlar oligarşinin düzeni için tehlikelidir. Bunun için oligarşi devrimci eylemi karalar. Devrimci eylemin verdiği mesajları belirsizleştirmeye çalışır. Amaç, etkiyi düşürmektir. Devrimcilerin, devrimci eylemin haklılığını ve meşruluğunu gölgelemektir.

Böylesine haklı ve meşru, geniş kitlelerde büyük sempati yaratan bir eylemde dahi oligarşi ve faşist AKP iktidarı devrimci eylemi karalamaya çalışıyorsa devrimciler devrimci eylemlerinde çok daha özenli, daha ciddi, daha seçici olmak durumundadırlar. Kolaycı düşünmeden, toptancı düşünmeden hareket edilmek durumundadır. Şaşılmaması gereken ölçü haklılık ve meşruluktur. Hedefin ve verilmek istenen mesajın netliğidir. Feda ruhudur.

Oligarşinin hiçbir yalan ve demagojisi bu silahlarımızı yenemez.

 

Devrimci Eylemdeki Yaratıcılık Nedir?

Devrimci eylemdeki yaratıcılık; koşullara teslim olmamakta, zorlukları ve her türlü engeli aşıp hedefe ulaşmakta somutlanır.

Yaratıcılık, Vietnam halkının eşsiz mücadelesinde somutlanmıştır. 1968 Tet saldırısı binlerce “Vietkong” askeri ve onları destekleyen yüzbinlerce sivil, görkemli CIA iletişim ağı ile muazzam Saygon güvenlik şebekesinin burnunun dibinde, günler, haftalar boyu gerekli hazırlıkları yaptı ve son ana kadar mutlak bir gizliliği muhafaza ederek, Güney Vietnam’ın bir ucundan ötekine dek her noktadan büyük bir saldırıya geçti. Bu zaferde Vietkongluların disiplini yanında yaratıcılıkları büyük rol oynamıştır. Aynı yaratıcılık topraklarının altını yer altı tünelleriyle birbirine bağlamalarında da görülür.

Yaratıcılık; 25. kata çıkıp ikiz kulelerde Sabancılar’ı ve işbirlikçileri beyninden vurmaktır. Yaratıcılık,  Alişan Şanlı gibi geride hiçbir iz bırakmadan dünyanın en korunaklı merkezlerinden ABD Büyükelçiliği’ne girip emperyalizmin beyninde patlamaktır.

Ülkemizden ve dünyadan örnekler saymakla bitmez.

Devrimci eylemdeki yaratıcılık; halka ve düşmana verilmek istenen mesajı en net ve en doğrudan vermekte somutlanır.

Devrimci eylemdeki yaratıcılık; en az silah ve en kısıtlı olanaklarla en büyük etkiyi yaratacak eylem hedefi ve planlamasında somutlanır.

Devrimci eylemdeki yaratıcılık; kolaya kaçmadan, halka zarar vermeme pahasına en uygun anı, en uygun yeri, en uygun silahı seçmek, canını tehlikeye atma pahasına hedefi vurmakta somutlanır.

Ülkemiz ve dünya devrimci pratiğini bunun sayısız olumlu örneğiyle doludur. Ve tabii ki tersinden milliyetçi anlayışın, dinci örgütlenmelerin sayısız çarpık olumsuz örnekleriyle doludur.

Güçlü ve haksız bir düşmana karşı zayıf ve haklı bir gücün savaşı fedakarlık ve yaratıcılık üzerine kuruludur. Kolaycı, toptancı, özensiz, sadece “güç gösterisi” üzerine oturan eylem anlayışı devrimcilerin değil milliyetçilerin, dinci örgütlerin eylem anlayışıdır.

 

Devrimci Eylem Anlayışı; Aynı Zamanda Solun ve Kürt Milliyetçilerinin Yanlış-Çarpık Eylem Anlayışlarıyla Mücadeledir!

M-L’lerin burjuva ideolojisi ve ondan etkilenen oportünist, reformist, milliyetçi anlayışlarla mücadelesi sadece ideolojik-teorik planda sürmez. Pratikle bütünleşmeyen mücadelenin ayakları havada kalır.

Mücadelenin öznesi halktır. Devrimci eylem düşmandan hesap sorarken bile halk kitlelerine öfkemizi, sınıf kinimizi, adalet özlemimizi yansıtır.

Halk, devrimci eylemlerde umudunu, özlemini görür. Gücünü görür. Düşmanın yenilmez olmadığını, sanıldığı kadar güçsüz olmadığını görür. Düşmanın saldırıları karşısında halkın da bir adaleti var der. Sırtını dayayacağı gücü görür. Devrimi, devrimciliği görür.

Devrimci eylem bu noktada solun ve Kürt milliyetçilerinin çarpık, yanlış eylem anlayışını da teşhir eder.

Devrimci eylem karşısında “bu devrimci, bu halktan yana” derken devrimci olmayan karşısında ise “bu halka karşı, böyle eylem olmaz” der.

Devrimci eylem, halkın katledilmesini sıradanlaştıran, meşrulaştıran, dost-düşman ayrımını belirsizleştiren, devrimciliğin ve devrimin meşruluğunu zedeleyen milliyetçi, dinci eylem çizgisine de darbe vurur.

Sadece son birkaç yıl içindeki devrimci eylemlere bakmak bile bunu göstermeye yeter. Bir yanda Kürt milliyetçilerinin ve dinci örgütlerin belirsiz-bulanık, kimin ne için yaptığının belli olmadığı, halkı bezdiren, yıldıran, bombalı-silahlı adaletsiz eylemleri… Diğer yanda ise halka umut, moral, güç veren, devrim ve devrimcilik umutlarını yeşerten devrimci eylemler; ABD Büyükelçiliği, AKP Ankara il merkezi, Emniyet Genel Müdürlüğü, İstinye Karakolu, Savcı M. Selim Kiraz’ın rehin alınması, Dolmabahçe, Taksim ve Vatan Emniyet Müdürlüğü, Bayrampaşa Çevik Kuvvet eylemleri…

 

Devrimci Eylemde Propaganda Nedir?

Devrimci Eylemin Gücü Nerededir?

Propaganda halka siyasi gerçekleri açıklamaktır. Yapılan bir devrimci eylem öncelikle o eylemin neden ve kime karşı yapıldığını hiçbir belirsizliğe, hiçbir yanlışlığa yer vermeden ortaya koymalıdır. Yani hedef ve verilmek istenen mesaj açık ve net olmalıdır. Haklılığını ve meşruluğunu sorgulatmamalıdır.

Devrimci eylem, kararlılığı ve cüreti yansıtır. Hesap sorma isteğini, adalet özlemini yansıtır.

Düzenin adaletsizliğine karşı halkın bir adaleti olduğunu gösterir.

Düzenin çürümüşlüğünü, düzenin çözümsüzlüğünü, halka kurtuluş getirmeyeceğini, halkın kurtuluşunun kendi iktidarı için savaşmaktan geçtiği bilincini kavratmasıdır devrimci eylemler.

Her yanıyla düzene karşı alternatiftir.

Devrimci eylemin propaganda gücü buralardadır.

Çok ve büyük silahlara sahip olabilirsiniz. Ancak bu silahlar doğru hedefe yönelmezse, halka zarar verirse, adalet terazisinin hassaslığını göstermezse kendini vuran silaha döner. Burjuvazinin, faşizmin özel olarak karşı propaganda yapmasına, eylemi karalamasına da gerek kalmaz. Çünkü yanlış eylemin kendisi bir kara leke gibi tam önümüzde durur.

 

Devrimci Eylemi ile Milliyetçi veya Dinci Örgütlerin Eylemleri Arasındaki Fark Nedir?

Bu Farkın Nedeni Nedir?

Devrimci eylemlerin hedefi halkı politikleştirmektir. Halka gerçekleri göstermektir. Eylemin hedefi ve yapılma tarzı mutlaka politik sonuçlar yaratacak şekilde örgütlenir.

Devrimci eylemin hedefi halkı örgütlemektir. Devrimci eylem yöneldiği hedefle, verdiği mesajlarla halkı örgütler.

Devrimci eylem, adalet anlayışımızı gösterir.

Devrimci eylemin hedefi nettir. Halkın kafasında hiçbir şüphe yaratmayacak kadar açıktır.

Devrimci eylem asla halka zarar vermez.

Devrimci eylem önce halkın güvenliğini esas alır.

Devrimci eylem kendi meşruluğunu da yaratır. Eylem sadece yakıp yıkmak ya da intikam değildir.

Devrimci silahlı eylemlerde seçilen silah türü, patlayıcı miktarı vb. yani silahın özellikleri de eylemin hedefine ve adalet anlayışına hizmet edecek şekilde kullanılır. Silahın büyüklüğü ya da patlayıcının tonlarca olması eylemin gücünü arttırmaz. Eylemin gücü yarattığı politik etkilerde, halka taşıdığı bilinçte, meşruluk anlayışında, devrimci değerlere uygunluğunda ve tüm bunların sonucu olarak halkı örgütlemesindedir.

Devrimci silahlı eylem halkı “canından bezdirmek” için yapılmaz. Silahlı eylem halkı odağına alır. Onun yararını, onun örgütlenmesini, onun bilinçlenmesini hedef alır.

Devrimci silahlı eylem, halk savaşının bir parçasıdır ve bu savaşı ileriye taşıma hedefiyle yapılır.

Devrimci eylem her şeyden önce araçtır; devrim ve halkın iktidarı için bir araç.

Milliyetçi ve dinci eylemlerde bu yukarıda saydığımız hedef ve ilkeleri, nitelikleri göremeyiz. Milliyetçi, dinci eylemlere baktığımızda belli başlı ortaya çıkan nitelikler, hedefler şunlardır:

Halka zarar verir. Asıl hedeflenen düşman güç yanında eylemlerinde halk da zarar görür. Ve bazen de doğrudan halkın kendisini hedef alırlar.

Halkı örgütlemek, halkı kazanmak diye bir hedefleri yoktur. Her siyasal anlayış kendi amaçlarına ulaşmak için halkı kazanmayı esas alır. Milliyetçi ve dinci anlayış halkı korkutarak, gücünü kullanıp baskı altına alarak kendi yanına çekmeye çalışır. Bu halkı örgütlemek, halkı kazanmak değildir, halkı sindirmektir.

Halk neden örgütlenecektir? Devrim için örgütlenecektir. Eğer devrim hedefiniz yoksa halkı da bu hedef için örgütleme çabanız olmaz.

Halkı, burjuvazinin, emperyalizm ve oligarşinin yaptığı şekilde milliyetlere, dini ve mezhepsel niteliğine göre bölerler. Halkı yanlış temelde saflaştırırlar. Bu saflaştırma doğrudan sömürü ve zulüm düzenine hizmet eder.

Dost, düşman kavramı belirsizdir. Çünkü milliyetçi, dinci eylemlerde dost da düşman da zarar görebilir.

Adalet anlayışı bulanıktır. Adaletsizdir.

Dost ve düşman adaletimizi devrimci eylemlerimizde görür. Adalet devrimci eylemlerin üzerinde yükselir. Çünkü baskının, zulmün, zorbalığın kol gezdiği, adaletin olmadığı bir ülkede devrimciler halkın adalet arayışına da yanıt verir. “Halkın Adaleti”, cezayı hak etmiş, suçu halk nezdinde de açığa çıkmış olanlara yönelmelidir sadece… Ayrıca verilecek ceza suç ile orantılı olmalı, devrimci adalet konusunda kuşku bırakmamalıdır. Devrimci adaletin gereğini yerine getirmeyen ve adalet anlayışında çarpıklık olanlar, hangi durumda olursa olsun, halkın vicdanına, adalet duygularına hitap edemez ve halkı kazanamaz.

 

Dost Kim, Düşman Kim?

Sınıflar Mücadelesinde Bu Sorunun Cevabı Çoktan Verilmiştir

Köle sahipleri – Köleler; Feodal beyler – Serfler; Burjuvalar – Proleterler…

Başka bir ifadeyle ezenler – ezilenler; sömürenler – sömürülenler; zenginler – yoksullar… Üretim araçlarının sahibi olanlar – üretim araçlarından yoksun olanlar… Her türlü zenginliğe sahip olan bir avuç asalak – her türlü zenginlikten mahrum bırakılmış milyarca emekçi…

Emperyalizm – ezilen dünya halkları. Türkiye oligarşisi – Türkiye halkları…

Bu ayrım tarihseldir, sınıfsaldır, nesneldir, bilimseldir.

Dost-düşman ayrımı tercihlere bağlı bir ayrım değildir.

M-L’ler için dost düşman tanımları nettir, berraktır. Bunun içindir ki eylemlerinde dostlarına (halk güçlerine) zarar vermez. Tersine eylemleriyle halk güçlerini birleştirir, devrim lehine saflaştırır, bilinçlendirir.

İdeolojik gıdasını burjuvaziden alan milliyetçi, dinci anlayışlar için ise durum farklıdır. Çokça vurguladığımız gibi dost ve düşman kavramları yer değiştirmiştir. Halkın düşmanlarına yönelmesi gereken silahlar halka yönelmiştir.

Devam Edecek

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.