Örnek Resim

Anasayfa > GÜNDEM > İçimizden Birinden

İçimizden Birinden
Son Güncellenme : 04 Eyl 2016 21:41

YABANCILAŞMA KAVRAMI VE GÜNÜMÜZ TOPLUMU ÜZERİNE

İki tür yabancılaşmadan sözedilebilir.

Bunlardan ilki, doğadan kopuş anlamındaki yabancılaşmadır.

İkinci yabancılaşma ise, bizzat kapitalist pazarın ve kapitalist toplumsal sistemin yarattığı yabancılaşmadır. Bunun sonucu olarak insan kendi doğasına yabancılaşır. Böylece insan kendine, kendi emeğine, ilişkilerine, dünyaya ve yaşama yabancılaşır. Kapitalist pazarın bir unsuru olarak işleyen çarklardan biri haline gelir. İnsanın kendi doğasına yabancılaşmasının kapitalizmin maddi temelini ya da yapısını ortaya koyduğunu görürüz.

Marx yabancılaşmanın kapitalizmin sistematik bir sonucu olduğunu öngörmektedir

Teorisi, Feuerbach’ın, Tanrı’nın insanların karakterlerini yabancılaştırdığı düşüncesini tartıştığı Hıristiyanlığın Özü (1841) çalışmasına dayanır.

Yabancılaşma, bir kavram olarak toplum ve bireyin hayatında çok önemli bir kavramdır.

“Yabancılaşma” terimini ilk kez felsefi anlamda Hegel kullanmıştır. Hegel, bu terimi Rousseau’dan esinlenerek kullanırken, Feuerbach, yabancılaşmanın kökenini insana dayandırmıştır. Yabancılaşma kavramını, bir olgu olarak ise ayakları üzerine Marx oturtmuştur.

Özel mülkiyet, emeğin yabancılaşmasından doğmuştu. Marx, Hegel’den alarak, insanın kendi kendisini ürettiğini ve bunun sonucunda da kendi doğruluğunu ürettiğini ortaya koymuştur. Yabancılaşma, zorunlu bir aşamadır ve insanın kendi kendisinden ayrılmasıdır.

“İşçi, yaşamını nesneye koyar. Ama o zaman yaşadığı hayat kendisine ait değildir.”

Marx’ın ortaya koyduğu gibi, bu durum bir yabancılaşmaya yol açar, işçi ne kadar çok üretirse o kadar az tüketecek nesnesi vardır.

Günümüz tüketim toplumunda ise insanın yabancılaşması artık uç boyutlara ulaşmıştır ve Marx’ın yaşadığı dönemden çok daha ileri boyutlardadır. Günümüz insanı kendi özüne yabancılaşmış, adeta bir makineye dönüşmüştür. Tükettikçe çoğalmaz yabancılaşır, yabancılaştıkça da azalır.

Yabancılaşmayı körükleyen çeşitli unsurlar vardır. İdeolojiler, dinler, kitle iletişim araçları, tüketicilik, yabancılaştıran emek vb… Örneğin neden din yabancılaşmaya yol açar? Çünkü “dinin gerçekleri” sorgulanamazdır ve her zaman “Tanrı böyle buyurdu” ya da  “kutsal kitapta öyle yazıyor” denilir. Kişi sorgulamaz kabul eder ve zamanla yabancılaşma başlar.

Medya ve reklamlar da kişiyi kendisine ve topluma yabancılaştırmada önemli rol oynar. Televizyon, filmler, reklamlar yabancılaşmanın dozunu arttırır. Bunlar kişiyi gerçek olmayan sanal bir dünyaya iter. İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, 1 milyondan fazla insan izole bir şekilde yaşamakta ve evlerinde kendilerini hapisteymiş gibi hissetmektedirler. İzolasyon; depresyon, anksiyete ve düşük özgüven gibi ağır sağlık sorunlarına neden olabilir. İzolasyon kişiye yalnızlık duygusu verir ve bunun sonucu kişinin dayanma kapasitesi düşer. Yalnız yaşamak gibi, duygusal izolasyon sonucu kişi toplumla etkileşime girmez, kimseye güvenmez, güvenemez. Bu güvensizlik beraberinde başka duyguları da meydana getirir ve sonunda huzursuz bir kişilik yaratır.

“Tüketici etiket ve marka satın alır.  “Ferahlatıcı tadı” olan diş macunu  ile dişlerini fırçalar. “Sinema yıldızlarının kullandığı sabunla banyo yapar. Reklamlar tarafından yönlendirilen tüketiciler haline gelir. Kişinin nesneler üzerindeki güç endişesi yoğunlaşır ve nesneler tarafından kontrol edilir. Kapitalist sistemin istediği tam da böyle kişiler, kişiliklerdir. Bütün bunlar sonunda “gösterişçi” ve “markalara” sahip olmak isteyen tüketiciler oluşur. Artık kişi kendi gerçek hayatını değil, ona sunulan ve bir yanılsamadan ibaret olan hayatı yaşayan biri haline gelir.

Günümüz toplumunda yabancılaşmanın boyutları genişlemiş ve araçları da çoğalmıştr. İnternet ve teknolojideki gelişmeler yabancılaşmayı boyutlandırmıştır. IPOD’lar, cep telefonları, internet (chat, oyun…) aletler kişilerin birbiri ile iletişimini engelleyen, kişiyi kendi dünyasına hapseden aletlerdir. Örneğin aynı masada oturup da birbiriyle hiç ilgilenmeyen başka alemlerde olan insanlar görebiliriz. Bunlardan birisi IPOD ile uğraşmakta, diğeri cep telefonu ile konuşmakta ve bir diğeri ise Facebook’ta en son gönderdiği mesajın kaç beğeni aldığına bakmaktadır. Aynı masayı paylaşan bu insanlar aslında diyalog yapmamaktadırlar. Kalabalıklar içindeki yalnızlıklardır bunlar. Bu kişiler sanal bir dünyada dolaşmakta, sanal arkadaşlıklar ve beğenilerde yaşamaktadır.

Gerçekte hiçbir şeyi paylaşmayan  arkadaşlıklar vardır. Tüm sosyal medya hesaplarında bütün gün aktif ve binlerce arkadaşları olan bu kimseler aslında kimse ile konuşmayan yapayalnız insanlardır.

Teknolojinin gelişmesine paralel olarak insanın kendine yabancılaşması da artıyor.

İnsanlar özellikle Facebook’ta yedikleri yemekleri, gezdikleri yerleri, hatta hemen her şeyi paylaşıyorlar ve ne kadar güzel bir hayat yaşadıklarını diğerlerine göstermek istiyorlar. Ama aslında bu insanların bir çoğunun gerçek hayatları, mutsuzluk ve trajediden ibarettir. Tüketim toplumunun “gösterişçi yaşam biçimi”nden başka bir şey değil. Ancak internette, kendi gerçekliklerinin dışında farklı bir hayat kuruyorlar ve böylece kendilerine hızla yabancılaşıyorlar. Kişi gerçek ilişkilerinden kopmaya başlıyor. Böylece gerçeklik ile sanal gerçeklik yer değiştiriyor. Kişi internet ortamında hiç tanımadığı kişilerle sürekli sohbet etmeyi tercih ediyorsa, o zaman kişi “gerçek ilişkilerine” de yabancılaşmaya başlayacaktır. Çevresindeki insanlar, doğa ve kendisine yabancılaşan kişi, artık neredeyse yaşama amacını da bilmeyecektir.

Sonuçta kendisini değersiz ve güçsüz hisseden kişi, yaşamı da anlamsız bulur ve hem kendisine hem de topluma ileri boyutlarda yabancılaşır. Bu, kişinin kendinden ve her şeyden uzaklaşmasını beraberinde getirir. Kişi her şeyden uzaklaşır artık her şey onun için anlamsızlaşır.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.