Örnek Resim

Anasayfa > GÜNDEM > İçimizden Birinden

İçimizden Birinden
Son Güncellenme : 18 Eyl 2016 16:43

AKP’NİN “DEMOKRASİ” TANIMI

15 Temmuz’dan bu yana günlerdir demokrasi şöleni diye meydanlara halkı çağıran AKP, sürekli demokrasi söylemlerini kullanmaktadır. Peki nedir bu her fırsatta dile getirilen demokrasi?  Kimin için demokrasi, ne kadar demokrasi ya da kim meydanlara çıktığında serbestçe konuşuyor? Kim gözaltına alınıyor? Bunların hepsine birlikte bakmak gerekiyor.

Demokrasi, dünyadaki tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir tür yönetim biçimidir. Yunanca  dimokratia (dimos, halk zümresi, ahali yani kratos, iktidar) sözcüğünden türemiştir. Türkçeye Fransızca “démocratie”  sözcüğünden geçmiştir

Ana yurdu Eski Yunan’daki filozoflar Aristo ve Eflatun tarafından eleştirilmiş, halk içinde “ayak takımının yönetimi” gibi aşağılayıcı kavramlarla nitelendirilmiştir.

Günümüzde burjuvazinin “demokrasi”ye getirdiği pek çok tanımvardır:

  • Çoğunluğun yönetimi
  • Azınlık haklarını güvenceye alan yönetim
  • Fakirin yönetimi
  • Sosyal eşitsizliği yok etmeye çabalayan yönetim
  • Fırsat eşitliği sağlamaya çalışan yönetim
  • Kamu hizmetinde bulunmak için halkın desteğine dayanan yönetim gibi…

Elbette bu tanımların hepsi burjuvazinin, halkların gözünü boyamak için kullandığı, “demokrasi”tanımlarıdır.

Liberal demokrasi, kendisini “iktidarı halkın belirlediğini ancak bu iktidarın bireysel özgürlüklerle sınırlandığı bir siyasal sistem” olarak belirtir.  Buna göre “hoşgörü ve tüm fikirlerin var olabildiği bir rekabet ve siyasi eşitlik prensiplerinde gerçekleştirilen, seçimlerle iktidara temsili bireylerin getirilmesi liberal demokrasilerin temel nitelikleri” dir.

Sosyal demokrasinin kendini tanımlama biçimi ise “ siyasi eşitliğin yanında sosyal demokrasi ile ekonomik eşitliğin de sağlanması gerekliliği”dir.

Sosyalizm ise sınıfsal özüne uygun olarak “halk demokrasisi”ni savunur.

AKP’nin anladığı son günlerde sıkça dile getirdiği, bilbordlara astığı, afişini yaptırdığı demokrasi hangi tanıma uymaktadır. Demokrasiyi sadece seçimlerde oy kullanmak olarak anlıyor AKP. Günlerdir demokrasi  demagojisini kullanıyor. En ufak muhalif bir sese tahammülü yoktur. Halka Taksim’e çıkmayı yasaklayan AKP, kendi çıkarları gerektirdiğinde herkesi Taksim’e çağırmış, ancak aynı günlerde Taksim Meydanı’nda yürüyüş yapmak isteyen başka bir gruba saldırmıştır. Bu da AKP iktidarının aslında demokrasi kavramını, işine geldiği gibi kullandığını göstermektedir. AKP her fırsatta “halkın iradesiyle geldik” der. Burjuvazi de her şeyi halka sorduğunu, danıştığını söyler.  Seçimleri, meclisi, referandumu örnek gösterir. Tüm bunlar doğru mudur? Nedir “halkın iradesi”? Sadece sandık başına gitmek midir? İktidarın halkın iradesini temsil etmesi demek, halkın yönettiği, söz ve karar hakkını doğrudan kullandığı, bağımsız ve özgür bir ülkenin var olması demektir. Oy kullanmak veya seçimlerin olması halkın iradesinin oluştuğu anlamına gelmez. Seçimler, bugün oynanan demokrasi oyununun bir parçasıdır sadece. Halkın iradesinin var olup olmamasının tek ölçütü asla seçimler olamaz. Bu ülkede hiçbir zaman gerçek bir halkın iradesi olmamıştır. Var olan tüm iktidarlar, bu tarz söylemleri demagoji malzemesi yapmıştır. AKP’nin de yaptığı budur. Gerçekten halkın iradesi söz konusu olsaydı, halkın zararına olan yasalar meclisten bir bir çıkar mıydı? Özelleştirmeler olur muydu? İşsizlik her geçen gün çığ gibi büyür müydü? Bugün ekmeğe, sebzeye, doğal gaza, elektriğe zam kararlarını halk mı veriyor? Halkın gerçek bir iradesi söz konusu olsaydı, halk kendi aleyhine bu kadar karar alır mıydı? Bunca açlığı, yoksulluğu çeker miydi? Demokrasi ve halk iradesini sık sık kullanan Tayyip Erdoğan yeri gelince  “isteseniz de istemeseniz de bu külliye yapılacak” diyor.  Yine hak gaspları, işkenceler, yasaklar halkın iradesi değildir olmaz. İktidardakiler halkın iradesini temsil edemezler. Onlar için halk sadece sömürülmek için vardır. Yaşadığımız açlığın, yoksulluğun, zulmün sorumlusu AKP’dir, bu düzendir. Özelleştirmeler, yeni imar yasaları, 2B adı altında yapılan arazi talanları, kıdem tazminatı dahil her türlü kazanılmış haklara yönelik saldırı yasaları, kentsel dönüşüm adı altında yapılan gecekondu yıkımları, OHAL bahanesiyle çıkarılan KHK ile halkın bir çok hakkı gasp edilmiş kazanılmış haklarına saldırılmıştır. Ayrıca tüm bunları KHK ile yaparak yargı denetimine de engel olmak hedeflenmektedir. Tüm bu olan biten de daha sayabileceğimiz onlarca yasanın hiçbirinde halkın iradesi söz konusu değildir. Şu kesindir: “Halkın iradesini temsil ediyoruz” cümlesi bir safsatadır. Tüm bunlar demokrasi olamaz halkın iradesini temsil edemez. Bu düzende hiçbir iktidar halkın iradesini temsil edemez. Onlar için önemli olan halkın iradesi değil; emperyalistlerin ve tekellerin iradesidir. Bildikleri tek irade budur.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.