Warning: file() [function.file]: Couldn't resolve host name in /home/yuruyus/public_html/yuruyus-info.org/wp-content/themes/trendwebportal/functions.php on line 217

Warning: file(http://xml.altinkaynak.com.tr/altinkaynak.xml) [function.file]: failed to open stream: operation failed in /home/yuruyus/public_html/yuruyus-info.org/wp-content/themes/trendwebportal/functions.php on line 217
Mücadelede Yitirdiklerimiz | Yürüyüş Dergisi
Örnek Resim

Anasayfa > HABER > Mücadelede Yitirdiklerimiz

Mücadelede Yitirdiklerimiz
Son Güncellenme : 11 Eyl 2016 16:49

Bağımsızlık Demokrasi Sosyalizm Mücadelesinde Yitirdiklerimiz
19 – 25 Eylül

 İbrahim Erler:

1972 İstanbul Kasımpaşa doğumludur. Ailesi aslen Ordu’ludur. Topraksızlık, ekmek kavgası, onları İstanbul’a sürüklemiştir. Bir süre Bayrampaşa Hapishanesi’nde tutsak kaldı. ’94 Mart’ında tahliye oldu. 1997’de milis komutanı olarak görev aldı. Bir süre bu görevini sürdürdükten sonra tutsak düştü ve şehit düşünceye kadar bir özgür tutsak olarak, zindanlarda, hücrelerde mücadelesini sürdürdü. 19 Aralık katliamı sırasında Ümraniye Hapishanesi’ndeydi. F Tipi hapishanelerin hücrelerine atıldıktan sonra, şehit yoldaşlarının bayrağını devralmak için yeni ölüm orucu ekiplerinin çıkarılması gündeme geldiğinde, o gönüllülerden biri olarak yine en öndeydi. Ölüm Orucu 4.Ekibi’nde ölüme yattı. 19 Eylül 2001 yılında İstanbul, Tekirdağ F Tipi Hapishanesi’nde feda eylemi yaparak şehit düştü.

 

Abdulbari Yusufoğlu:

15 Ekim 1980’de Mardin’in Nusaybin ilçesinde doğdu. Ortaokul yıllarından itibaren devrimcilere sempati duymuştu. İktidarın F Tiplerini gündeme getirmesi üzerine, TAYAD’lıların mücadelesinde yer aldı. İzmir’de hücrelere karşı mücadelenin emekçisi oldu. Mücadelenin en ön cephesinde yer almaya karar vererek İzmir’de Ölüm Orucu’na başladı. Daha sonra Ölüm Orucu’nu Küçükarmutlu’daki direniş evinde sürdürerek 20 Eylül 2001’de ölümsüzleşti.

 

Muharrem Karataş:

10 Şubat 1978 Çorum, Yoğunpelit Köyü doğumludur. Alevi inancından yoksul bir halk çocuğudur. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sosyoloji bölümü mezunudur. Muharrem’in hareketimizle tanışması 1998 yılında gençlik mücadelesi içinde olmuştur. Muharrem bir Dev-Genç’liydi. Gençliğin demokratik, akademik mücadelesinde defalarca gözaltına alındı. 8 Mayıs 2001 yılında gözaltına alınıp tutuklandı. Sivas E Tipi hapishanesinde bir süre tutuklu kaldıktan sonra tahliye oldu. 16 Kasım 2003’te Çorum’da tekrar tutuklandı ve Sincan F Tipi’nde tutsak kaldı. F Tipinden tahliye olurken şehitlerin hesabını sorma andı içerek mücadeleye koştu… 20 Eylül Cuma akşamı, saat 21.30 sıralarında Haziran Ayaklanması’nda katledilen Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük, İrfan Tuna, Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan ve nişan alınarak beyni patlatılan, gözü çıkartılan 12 insanımızın, 95 gündür komada olan 14 yaşındaki Berkin Elvan’ın hesabını sormak için, oligarşinin güvenliğinden sorumlu 250 bin polisin merkez karargâhı Emniyet Genel Müdürlüğü’ne ait 2 hedef, DHKC savaşçıları tarafından roketatarla vuruldu. Eylemden 2 saat sonra 5 bin katil, halk düşmanı polisin, helikopterlerle, köpeklerle katıldığı operasyonda, ODTÜ ormanları ile Konya yolu mevkiinde Muharrem bir yoldaşıyla birlikte kuşatmaya alındı ve çıkan çatışmada şehit düştü.

 

Turan Kılıç, Uğur Sarıaslan, Yusuf Bağ:

Buca Hapishanesi’nde 21 Eylül 1995’de özgür tutsaklara karşı gerçekleştirilen saldırıda, direniş destanı yazarak şehit düştüler.

Turan Kılıç, 1958 doğumlu, iki çocuk babası bir emekçiydi. İzmir’in Kınık ilçesi Taştepe köylülerinin önderiydi. Hareketin bölgede verdiği bütün görevlere koşturdu.

Yusuf Bağ, 1970 Kayseri-Pınarbaşı doğumludur. Çerkez milliyetinden ve İzmir’in ilk Dev-Genç’lilerindendi. Eylül 1993’te tutsak düştü.

Uğur Sarıaslan, 1971 Kayseri doğumludur. İzmir’de Liseli Dev-Genç saflarında görev aldı.

                                                                               

Aydın Yalçınkaya,                                                                           

Vedat Özdemir:

Ordu’nun Aybastı İlçesi’nde faşist cuntaya karşı direnişi örgütleyen Devrimci Sol militanlarından Aydın Yalçınkaya ve Vedat Özdemir, örgütlerinden bağımsız olarak dağa çıkmış olan Devrimci Yol militanlarından Feridun Aydınlı ve Mehmet Kuru ile birlikte 25 Eylül 1980’de Aybastı’da jandarma pususunda şehit düştüler.              

Bedii Cengiz:

1960 Mersin Kazanlı doğumluydu. 1975’te mücadeleye katıldı. Memur örgütlenmesinde çeşitli görevler aldı.   Cuntayla birlikte 11 yıl tutsak olarak direniş içinde yaşadı. Tahliye edildiğinde yeri yine belliydi. Parti Kuruluş Kongresi’ne katıldı. Şehit düştüğünde Genel Komite üyesiydi. Devrimci İşçi Hareketi sorumluluğu ve Seher Şahin Silahlı Propaganda Birliği’nin komutanlığı göreviyle partili yaşamına başlamıştı. Partinin kuruluşunun ardından önemli sorumluluklar üstlenerek bunları yerine getirmeye hazırlanırken 25 Eylül 1994’de kazayla yaralandı, illegalite koşullarında hareketin güvenliğini düşünüp hastaneye kaldırılmasına izin vermeyerek, kanıyla umudun adını yazarak şehit düştü.

                                                                               

 Taylan Özgür:

23 Eylül 1969’da İstanbul’da Beyazıt Meydanı’nda katledildi. Taylan Özgür’ün öldürülmesi, kontrgerillanın ilk planlı cinayetlerinden birisiydi. Taylan, ODTÜ Sosyalist Fikir Kulubü üyesiydi. Amerikan Elçisi Commer’in  arabasının ODTÜ’de yakılması eylemine katılan devrimcilerden biriydi.

 

24 Eylül 1996 Diyarbakır Hapishanesi Şehitleri

Mehmet ASLAN, Kadri DEMİR, Edip DÖNEKÇİ, M.Nimet ÇAKMAK, Erkan Hakan PERİŞAN, Rıdvan BULUT, Hakkı TEKİN, Mehmet Kadri GÜMÜŞ, Cemal ÇAM, Ahmet ÇELİK

24 Eylül 1996’da, oligarşinin planlı bir şekilde gerçekleştirdiği saldırıda, Diyarbakır’da özel timler tarafından demir çubuk, cop ve kalaslarla dövülerek katledildiler.

 

Ruhi Su:

“Kıyamet dedikleri /Ha koptu ha kopacak  / Yoksuldan halktan yana / Bir dünya kurulacak”
1912’de Van’da doğan Ruhi Su, “Ermeni Tehciri” zamanında anne-babasını kaybetti. Çocukluğu yetimhanede ve yoksul bir ailenin yanında geçti. Düşüncelerini müziğe, müziğini düşüncelerine katan Ruhi Su, ülkemizde müziğin, sanatçının sosyalizm mücadelesiyle bütünleşmesinin öncülerinden biri oldu. Ruhi Su, müziğinde ve yaşamında taviz vermediği sosyalist tavrı nedeniyle iktidarların baskılarıyla karşılaştı hep. 12 Eylül cuntası yıllarında rahatsızlandı. Tedavisi için yurtdışına çıkması gerekiyordu ama “sakıncalı” bir sanatçı olarak pasaport verilmedi. 20 Eylül 1985 tarihinde aramızdan ayrıldı.

 

Pablo Neruda:

Neruda, 1904 yılında Güney Şili’de doğdu. 20 yaşındayken Şili’nin en büyük şairlerinden biri oldu. Bir sosyalistti. Sosyalist Allende iktidarı döneminde çeşitli görevler de üstlendi. 1973 yılında faşist general Pinochet’in Allende hükümetine karşı gerçekleştirdiği darbeye karşı, direniş içinde yer aldı. İşbirlikçi generallere karşı halkın özgürlük kavgasının sesi olmaya devam etti. Cuntanın   saldırılarının yoğunlaştığı dönemlerde, Neruda halkın yanında olmakta tereddüt duymayan

gerçek bir vatansever olarak 23 Eylül 1973’te yaşama veda etti.

 

***

 

Günlük yaşamımız ne kadar devrimci olursa düşman karşısında da o kadar net oluruz” Uğur Sarıaslan

 

***

 Bir yoldaşı Uğur Sarıaslan’ı anlatıyor:

1992 yılının baharıydı. Üniversitelerde polis işgaline ve faşist saldırılara karşı kampanya yürütülüyordu. Bir yandan da kitle çalışması yürütüyorduk. Birgün 9 Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesinde okuyan bir arkadaş “bugün bizim bölümden birisi gelip bana ben Devrimci Sol’cu, SDB’li olmak istiyorum dedi. Şüphelendim” demişti. «Kimdir tanış bakalım» demiştik. Arkadaş ertesi gün yanında ‘ben Devrimci Sol’cu, SDB’li olmak istiyorum’ diyen Uğur’la gelerek bizleri Uğur’la tanıştırmıştı. Bir de biz sormuştuk “Devrimci Sol’u, SDB’yi nereden biliyorsun, neden Devrimci Sol’cu olmak istiyorsun?’ diye. Uğur anlatmaya başladı. Almanya’da büyüdüğünü, orada aradığını bulamadığnı, kendine yabancı olduğunu, Türkiye’ye geldiğini üniversiteye (Almanca) bölümüne girdiğini, ama kendi vatanında da Almanya’dan farklı şeyler görmediğini, bu çürümüşlük, yozluk zulüm düzenine karşı silahla savaşanların namını, eylemlerini gazetelerden okuyarak etkilendiğini, saflarımıza katılmak istediğini söylemiş ve eklemişti “ben bu düzene, bu otoriteye karşıyım”! Anlatımı açık, yürektendi. İlerleyen günlerde eğitim çalışmalarımızda yer almaya başladı.

Birgün bir mahallede ekip olarak yazılamaya çıkmıştık. Uğur da vardı. Ekip iki gruba ayrılmıştı, eylem bitince belirlenen yer ve saatte buluşacaktık. Belirlenen yer ve saatte Uğur’ların grubu henüz gelmemişti. Riski göze alarak beklemeye başladık. Yaklaşık bir saat sonra geldiler. “Ne oldu, nerede kaldınız” diye sorduk. Uğur gülerek coşkulu bir şekilde “doğruca bi kahvenin karşısına gittik, yazmaya başladık. Kahvede oturan yaşlısı genci arkadaşlar kolay gelsin deyip bizimle sohbete başladılar. Bu yüzden geciktik» demişti. Korkusuzdu, yaptığı her işini meşruluğuna doğruluğuna inanıyordu.

1992 Ekim’inde birlikte evlerinden gözaltına alınmıştık. Şubede polislere “SDB olup hepinizden hesap soracağız” deyince polisler dalga geçerek “gel o zaman seninle düello yapalım” demişler, Uğur da “Yapalım, halkın da izleyeceği bir yerde olsun” demiş, polisler çılğına dönmüşlerdi. Bu gözaltıyla birilkte tutuklanmış, 9-10 ay kadar Buca hapishanesinde kalmış o dönem Buca hapishanesinde Ali Rıza Komutan vardı. Uğur hep SDB’li olma düşüyle gidiyordu Komutan Ali Rıza’nın yanına.

Tutsaklığından sonra yeniden görüşmemiz 1993-94 yılbaşı gecesi olmuştu. Uğur “Ege’yi yeniden toparlayacağız, kendi ayaklarımız üzerinde duracağız, sana da iş düşüyor” demişti. Tutsaklık öncesi Baki’nin, Demet’in öğrencisi olan Uğur, Komutan Ali Rıza’nın ellerinde tam anlamıyla yoğrulmuştu. Ufku büyümüş, iddiası büyümüş ve büyük düşünüyordu. Adımlarını sağlam atıyordu. Bütün gücünü enerjisini savaşımızın büyümesine harcıyordu.

1994 30 Mart-17 Nisan kampanyasının yakınlaştığı günlerde bir iki istihbarat çıkartmıştık. En sonunda bir pankart asmayı uygun bulduk. Pankartı hazırlayıp imzasını yazacağımız anda Uğur “imza Devrimci Sol olacak, bir de bayrak koyalım” deyince hem sevinmiş, hem de şaşırmıştım. İlk kez Devrimci Sol adına eylem yapıyorduk. Sabah erken saatlerde pankartı asmış, yürümeye başlamıştık. Karşımızdan sabah koşusuna çıkmış Nato üssünde görevli bir Amerikalı geliyordu. Uğur “ah bir de silahımız olsa şunun kafasına sıkardık, pankartımızı da üzerine bırakırdık” demişti.

İzmir’de 95 yılında açılan TİYAD’ın ilk tohumlarını atan o olmuştu. Yeni EKSM için hemen yer ve para bulunmuştu. Açılışa üç gün vardı. İçedisi bomboştu? Uğur “burayı üç gün içerisinde dolduracağım” demişti. Ve öyle de oldu. Üç gün içinde herşeyiyle yeni bir kurum daha doğmuştu İzmir’de. Liseli gençliğe ve saflarımıza katılan genç insanlara özel bir önem veriyordu. Onların eğitimleriyle özel olarak ilgileniyordu. Yaptığı heriş, attığı her adım gerek liselilerde, gerek insanlarımızda moral arttırıyor, onlara güç veriyordu. Gittiğimiz ilişkilerin, kurumlarımıza gelen insanların, hemen herkesin sorunlarıyla tek tek ilgilenirdi. İnsanları sabırla dinler, anlar ve çözümünü söyler uygulamasında yol gösterirdi. Ama aklı hep savaştaydı. Parti-Cephe’nin ilanıyla bir savaşçı olma iddiası, düşü daha da büyümüştü. Savaşçı olma yolunda sağlam adımlarla yürüyordu.

İzmir’de partiyi selamlamak için kanı kaynıyordu. Önderimiz Fransa’da tutsak düşünce de yine İzmir’den önderliği sahiplenmenin ön önünde Uğur vardı. Her kampanyada mutlaka yeni yüzler, yeni insanlar onun sayesinde saflara katılıyordu. Gün geçtikçe artan kitlesellik içinde, gece gündüz sürece uygun örgütlenmeleri düşünür, insanları nasıl ve ne şekil istihdam edeceğine kafa yorardı. Statükolara karşı amansızca savaşırdı. Her zaman “günlük yaşamımız ne kadar devrimci olursa düşman karşısında da o kadar net oluruz” derdi.

Her sohbetimizde, savaşçı olma düşünü mutlaka gündeme getirir “o günler yakındır” derdi. Ve nihayet 1995’in ilk aylarında Parti-Cephe Uğur’un bu düşünü de gerçekleştirdi. Kısa bir sürede olsa bu düşün gerçeğe dönüştüğünü gören Uğur’un kendine güveni daha da artmış inancı daha da büyümüştü. Tutsaklığında, bu inancıyla direndi. Buca zindanında düşmanın karşısına bu inançla dikildi. Savaşarak şehit düştü.

***

 

YIKILMAZ DEME

Sarayları tahtları
Kaleleri hükümdarlıkları
Emeğe halka düşman orduları
Zalim diktatörlüklerin saltanatları
Yıkılmaz değil
Yıkılır
Hükümdarı bezirganı
Hamisi suçların ve ortakları
Talancının ilhakçının
Katilin celladın
Suretleri bilinmez değil
Bilinir
Bulunur ve kırılır boynu
Sana ürkütücü gelen
Sadece ulumasıdır
piç kurusunun
Sadece şatafatlı duvarlarıdır
Yürek bir kavga
Bir de feda demeye dursun
Gör bak nasıl diner ızdırabı halkın
Gör bak nasıl uyanırız yeni güne
Nasıl halayını çekeriz zaferimizin
Yıkılmaz deme
yıkılır bu düzen
Kurulur yeni bir dünya ellerinde senin
CİHAN (ÇAYAN) GÜN

 

 

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.