Örnek Resim

Anasayfa > GÜNDEM > Özgür Tutsaklardan

Özgür Tutsaklardan
Son Güncellenme : 04 Eyl 2016 21:23

Üretmeyen, Kendini Yenilemeyen Tüketir ve Giderek Tükenir…

 19-22 Aralık katliam operasyonu ve sonrası süreçte hapishaneler cephesinde köklü alt üst oluşlar yaşandı. Yıllardır canımızla, kanımızla elde ettiğimiz olanaklarımız gasp edildi. Adım adım geliştirdiğimiz, güçlendirdiğimiz örgütlü yapılarımız dağıldı ve koyu bir tecrite tabi tutularak inançlarımızdan, ideallerimizden vazgeçirilmek istendik. Ama boyun eğmedik. Zulmün tecritlerinde yok edilmek, teslim alınmak istenmemiz karşısında, yok edilemeyeceğimizi, asla teslim olmayacağımızı onlarca kez canımızı, kanlarımızı vererek haykırdık. Bugün düşman karşısında dik durmanın, ölümüne davamıza bağlı kalmanın, en koyu tecrit koşullarında dahi hızla örgütlü yapımızı yeniden kurmanın ve örgütlü yaşamamızı her geçen gün güçlendirmemizin haklı gururunu ve coşkusunu yaşıyoruz… Yaptıklarımızın ve daha yapacaklarımızın bir devrimci olarak, Özgür Tutsaklar olarak sorumluluğumuz ve en doğal görevlerimiz olduğunun bilincindeyiz…

Tecrit duvarları ne kadar yüksek örülürse örülürsün, kavgamızla, halkımızla atan yüreklerimiz durmadıkça, düşünmemizin, üretmemizin, yoktan var ederek geliştirmemizin önünü hiçbir güç kesemez, kesememiştir de. Çünkü bizler bugünün görevlerini yerine getiren, yarını kurmak için herkese ve her şeye rağmen yaratan, üretenleriz. Her koşulda kendini yenileyen bir gelenekten besleniyoruz. Bundan hiçbir koşulda vazgeçmedik, vazgeçmeyiz de…

Marks, “Sizler 15, 20, 50 yıl iç savaşlar ve uluslararası çatışmalardan geçeceksiniz; yalnızca var olan koşulları değiştirmek için değil, fakat aynı zamanda kendinizi değiştirmek ve kendinizi siyasi iktidara yetenekli kılmak için de… savaşıyorsunuz” der işçilere.

Evet, geniş düşünmeyen, var olanla yetinen bir devrimci, bırakalım devrimin sorunlarına çözüm üretmeyi, zamanla kendi dünyasının küçücük sorunlarına dahi çözüm üretemez, çıkış yolu bulamaz hale gelir ve giderek umutsuzlaşıp, bencilleşip kendini yemeye, tüketmeye başlaması da kaçınılmaz sondur.

Bu sondan kurtuluşun yolu ise Lenin’in deyimiyle;

“İnsan düşüncesi nesnel gerçeği doğru bir biçimde yansıttığı zaman ‘tutarlı’dır. Ve bunun doğruluğunun ölçütü pratik deney…”dir. Yani üretim…

Devrimcilik üretmektir. Eğer ki devrimcinin üretme faaliyeti durmuşsa geriliyor demektir. Haliyle ortada tutarlı olmayan, nesnel gerçeği yansıtmayan, kendine devrimciyiz dememize rağmen, onun temel espirisini yerine getirmeyen bir pratikle karşı karşıyayız demektir. Bu tutarsızlığı görmek, üzerine gitmek ve hızla iddiamızla, pratik faaliyetlerimiz arasında bir uyum sağlamaya çalışmak, ancak, tekrar devrimciliğimizin asli görevine dönüşmesi, üretkenlikle mümkündür.

Üretmeyen, gelişmez, çevresini de, devrimi de geliştiremez. Çünkü üretme eylemi, bir devrimci için gelişerek beslenmek, geliştirerek beslenmek faaliyetidir. Beslendiği kaynak örgütüdür, yoldaşlarıdır, halkıdır. Bu gelişim aynı zamanda örgütünü, yoldaşlarını ve halkını besleme, geliştirme eylemleridir de…

Üretmek sahiplenmektir. Sahiplenmek örgütlü yaşamak, örgütle bütünleşmektir. Bir örgütü güçlü kılan, yenilgisiz kılan, her zorluk karşısında zaferlerle çıkartan da bu bütünlüktür.

Yayın faaliyetimizin, örgütlenmemizin daha da geliştip yetkinleştirilmesinde, eğitimimizde önemli bir yeri olduğunu unutmamalıyız. Özellikle böylesi yokluk ve olanaksızlıklarla da bir savaş yürüttüğümüz dönemlerde, ağır tecrit koşullarında daha bir önem kazanıyor bu. Düşman da bu önemi bildiği için hücrelere atılmamızdan bugüne sistemli olarak üretim ve eğitim araçlarımızı hedef alıyor.  Baskı ve keyfi uygulamalarla bu olanakları kullanmamızı engellemeye çalışıyor. Düşman kendi deneyimlerinden de çok iyi biliyor ki, düşünme faaliyetlerine vurulacak pranga, bir devrimciyi gerçek anlamda tutsak almak, gelişmesinin önünü kesmek, dört duvar arasına gömmek çürümeye mahkum etmektir.

Bizi çürütemeyecekler…

Özgür Tutsaklar olarak kendi deneylerimizden de biliyoruz ki, tutsaklık özgürlüğün bittiği yerde başlar. Özgürlüğünü yitirmiş bir devrimci, ya da özgürlüğünü bilince çıkartamamış, onun gereklerini yerine getirmeyen bir devrimci, kendisini rehavetin kollarına bırakmış, üretme faaliyetinin dışına düşmüş, kendini yaşayan kişidir. Bunun hiçbir gerekçesi, bahanesi, teorisi yoktur, olamaz da. Niyetler ne olursa olsun böylesi bir durumda ortaya çıkan gerçek; nesnelliğe teslim olmak, kendi elleriyle gelişme, örgütlü düşünme ve yaşama damarlarını tıkayarak,  bireyselleşmenin, apolitikleşmenin, devrimci olan her şeyi dumura uğratacak, yabancılaşmanın kapılarını açacaktır ki buna izin vermemeliyiz.

Biliyoruz ki, hücre duvarlarını parçalamayan,  hapishane duvarlarını parçalamayan; örgütüyle, partiyle bütünleşmez. Bu bütünleşmeyi sağlayan bir devrimci ise devrimin coşkusunu, halkın acısını ve sevincini paylaşmaz, duyamaz. Ufuk darlığını parçalamayan bir devrimci yanılgılar, yanlışlar, hayal kırıklığı, kısır döngüsünden çıkamaz. Yanılgılar, yanlışlar, hayal kırıklıkları ise umutsuzluğu, çaresizliği, giderek kendine olan güvensizliği besler, geliştirir. Bu güvensizlik, güçsüzlük yürüteceğimiz her faaliyette, yapacağımız her işte bize düşman olur, elimizi-kolumuzu bağlar, üretme, yaratma heyecanımızı öldürür, yaşama coşkumuzu köreltir, ruhsuz, hissiz insanlar haline getirir.

İnanıyoruz ki, hiçbir yoldaşımız yüz kere, bin kere hayır diye haykıracağımız, haykırmamız gereken böyle bir yaşama, duruma asla prim vermeyecektir, vermek istemiyor. Şimdi bu isteğin gereğini yapmak için adımlarımızı hızlandırma, somutlama zamanı. Hangi alanda olursa olsun önüne üretime katılma hedefleri koymak, yaşamımıza bunu dikkate alarak bir plan-program  kazandırmakla  yükümlüyüz.

Tüketimin coşkusunu üretmenin coşkusuyla bütünleştirmeliyiz…


DİH’ten Açıklama:

“DEVRİMCİ KADIN TUTSAKLAR ONURUMUZDUR”

Devrimci İşçi Hareketi 30 Ağustos’ta Silivri Hapishanesi’nde Özgür Tutsaklara yapılan saldırılarla ilgili  bir açıklama yaptı. Açıklamada: “…Bir süre önce Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi’nden Silivri Kadın Kapalı Hapishanesi’ne sürgün sevk edilen DHKP-C davası tutsaklarına, 26 Ağustos’ta Silivri’de Kadın Kapalı Hapishanesi’nde, Özgür Tutsaklar Adalet Bakanlığı’nın son zamanlarda devrimci, tutsaklara yönelik ağır tecrit koşullarını protesto etmek için başlatmış oldukları Genel Direniş kapsamında hücrelerini ateşe vermişlerdir. Uzun zamandır hapishanelerde tutsaklara kitap, dergi eşya verilmemesi, sohbet hakkının uygulanmaması nedeni ile DHKP-C davası tutsakları hapishanelerde Genel Direniş kararı almışlardır.  Bu kapsamda Silivri’de eylem yapan devrimci kadın tutsaklardan Sevcan  Adıgüzel, Nurgül Acar ve Tuğçenur ÖZBAY’ya ters kelepçe takılmış, yine aynı hapishane’de tüm kadın devrimcilerin hücreleri hortum ile ıslatılmış, bütün eşyaları kullanılmaz hale getirilmiştir. Kadın devrimcilerin hücre aramalarına erkek gardiyanlar girmiş ve iç çamaşırlarını arayarak devrimcilere ayrıca işkence etmiştir. İşkence insanlık suçudur. İşkence yapmak şerefsizliktir. Bundan vazgeçin.  Devrimci Kadın Tutsaklar onurumuzdur…”


FRANSA HAPİSHANELERİNDE

DİRENEN ÖZGÜR TUTSAK ERDOĞAN ÇAKIR’IN DİRENİŞE İLİŞKİN ŞİİRİ…

İLERİ!

Ateş sardı yüreklerimizi

Sönmez artık

Yanan özgürlük ateşi

Donandı tüm tutsaklar

Nice manevi değeri…

Genel direniş…

 

122 kez sınanmış

Ateş çemberinde

Halka

Vatana

Sevgisi…

Düşmana olan kini.!F.. !

 

Düşer artık

Anadolu’nun kızıl toprağına

Halkın evladı

Güzel günlerin

YENİ İNSANI

Feda Ruhuyla

Donanmış olan sıra neferi

BİZ’lerin Yoldaşı

 

ABİSİ

BACISI

KARDEŞİ

ANNESİ

BABASI

DEDESİ…

 

Yürüyün

Yürüyün

Korkuları yenerek

Engelleri aşarak

Zaferleri tadarak

Yürüyün

Yürüyün

Geleceği bugünden

Yarına kurarak

Örerek ilerleyin

İlerleyin

İlerleyin

İLERİ

İLERİ

İlerleyin

 

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.