Örnek Resim

Anasayfa > GÜNDEM > Savaş ve Biz

Savaş ve Biz
Son Güncellenme : 11 Eyl 2016 14:46

“Devrimci mücadele ve savaşta belirleyici olan kadrolar ve siyasi çizgidir. Tayin edici güç halk kitleleridir”

SAVAŞTA UYANIK OLMALIYIZ!

Hain ve kalleş bir düşmana karşı amansız bir savaş veriyoruz. Düşman bizi yok etmek için yasalar çıkarıyor, gece gündüz planlar yapıyor. Yaratmaya çalıştığı muhbir vatandaş ağıyla halkı işbirlikçileştirmeye; komşusunu, arkadaşını ihbar etmeye çağırıyor. MOBESE kameralar, yüz tanıma sistemleri, arabalara takılan kameralar, ortam dinlemeleri, telefon dinlemeleri, sinyal kesiciler, hassas detektörler… Bütün bunları halkın güvenliği için yapmıyor. Hepsi halka karşı işledikleri suçların korkusundandır. Düşman devrimcileri yakalamak, yok etmek için bin bir türlü yöntem deniyor. Yılbaşına günler kala televizyon ekranında Taksim Meydanı’nda görev yapacak sivil polislerin görüntüleri yayınlanır. Simitçi, milli piyangocu, Noel Baba, kestaneci… Sivil polislerin görev yaparken gireceği kılıklar bol bol anlatılır. Aslında tüm bunlar başından itibaren halkı kontrol altına almak içindir.

Bu bir sınıf savaşı. Sınıf savaşı, tecrübe ve kavgalarla öğrenilen bir bilimdir. 46 yıllık tarihimizde savaş tecrübesini, savaş gerçekliğini can, kan bedeli öğrendik, hem de vura öle öğrendik. Bir anlık dalgınlığın ölümle sonuçlanabileceğini, ilk hatanın son hata olabileceğini savaşın içinde gördük. Savaş iki tarafın bir birini yok etmesi üzerine kurulu bir politikadır. Savaş bir tercih değil, zorunluluktur. Zorunluluğu kavrayan bir kafa yapısı, savaş ve geleceği örgütler. Savaşçı kafa yapısı dipdiri, pürüzsüz ve berraktır.

Bu kafa kendini korumayı değil saldırmayı, düşmanı kendi karargâhlarından çıkartmamayı hedefler.

Savaşçı uyanıktır. Düşmanın her türden saldırısına karşı uyanık olmalıdır. Düzen uyanıklığından bahsetmiyoruz. Düzendeki uyanıklık; şüpheci, güvenmeyen, kişisel çıkarlarla düşünene bir uyanıklıktır. Bahsettiğimiz devrimci uyanıklıktır. Bilimsel nedenlere dayanan, devrimin çıkarına dayanan bir uyanıklığı hedeflemeliyiz.

Düşmanın karşısında bizi koruyacak en etkili yöntem kurallı ve ilkeli olmaktır. Kurallar ve ilkeler binlerce acı deney ve tecrübe sonucu kazanılmış, koruyucu kalkanlarımızdır. Kurallı ve ilkeli olursak; doğal olmayan, savaşımıza zarar verecek herhangi bir durumu fark ederiz. Savaşçı, çok iyi bir gözlemci olmalıdır. Çevresini, insanları, düşmanı iyi gözlemlemelidir. Bir sokakta her zaman bulunmayan bir araba, sabahın çok erken saatinde geçen seyyar satıcı, üstü başı, elleri temiz hurdacı, mahallenin doğal yapısına uymayan bir aile… Bütün değişiklikler dikkatimizi çekmeli. Sokakta ısrarla peşimizden gelen biri, araba plakaları, binalardaki değişiklikler…

Gözlerimizin, algılarımızın 24 saat açık olması gerekir. Uykuda bile beynimiz düşmana karşı açık, ellerimiz tetikte uyumalıyız.

Uyanık olmak, egemen olmaktır. Çalıştığımız mahalleye, eylem yapacağımız yere vakıfsak oradaki bir değişiklik hemen dikkatimizi çeker. Avucumuzun içi gibi bileceğiz hareket alanımızı.  Bir anlık bir boşluk, bir zaaf, dalgınlık yoldaşlarımızın hayatına, örgütümüzün darbe görmesine sebep olabilir. Bir gerillanın nöbette uyuduğunu düşünelim veya parolayı yanlış ezberlediğini, yer değiştirirken kontrol çekmeden, işaretlere dikkat etmeden hareket ettiğini düşünelim. Düşmanın imhasıyla karşılaşabilir. Düşman, çok zeki olduğu için değil, boşlukları iyi değerlendirdiği için sonuç alır.

Kasırga Çocukları kitabında av kulübesinde geçen bir bölüm vardır. Komünistlerin asılmamasına karşılık, partizanlar kontun akrabalarını rehin alırlar ve bir kulübede takas için beklerler. Nöbet tutan partizanlar genç ve tecrübesizdirler. Gece gitar çalıp dans ederler. Andre rehin aldıkları düşmanın karısını da dansa kaldırır. Diğerleri tepki gösterir, düşmanla dans edilmeyeceğini söyler. Gece hepsi yorulur ve uyuyakalırlar. Kapıdaki nöbetçiler de bir şey olmaz diye düşünüp uyurlar. Bunu fırsat bilen kadın evden kaçar ve askerlere partizanların saklandığı yeri söyler. Uykuda düşmana yakalanan Andere’nin dişi kırılır. Ağzındaki kırık dişi kara tükürüp “şerefimizi uyurken kaybettik, Raymond. Dişlerimi kırarak iyi bir iş yaptılar; şimdi kiminle dans edeceğimi iyi bileceğim” der. (Kasırga Çocukları, 298 syf)

Düşmanın iyi niyetine güvenmeyeceğiz, yalanlarına kulaklarımızı tıkayacağız. Halkımız “su uyur düşman uyumaz” demiştir.

Eylem anında gelişebilecek bütün olasılıkları hesaplayacağız, hızlı olacağız, durumu hemen anlayıp ona göre karar vereceğiz. Hız ve inisiyatif bizi pratik yapar. Olasılıklar dışında gelişebilecek bir olaya karşı şok hali yaşamamalıyız.

Sakin, soğukkanlı, beyin algılarımız açık olacak; “şeytan ayrıntıda gizlidir”. Ayrıntıları atlamayacağız, tesadüflere değil bilimsel yöntemlere inanacağız. Düşmana beklemediği anda beklemediği yerden darbeler vuracağız. O bizi bulmak için Edirne’den Kars’a 300 ev basarken biz onu Taksim’de vurup çıkacağız.

Uyanıklık ideolojik netliktir. İdeolojik netliğimiz bizim dinamizmimiz, uyanıklığımızdır. İlkeli, kurallı ama hızlı olmalıyız. Uyanıklığımız, hızımız çevremizde uyuyanları harekete geçirmeli. Durgun bir göl değil, gürül gürül akan bir nehir olacağız. Hedefimize kilitlenmiş, pür dikkat düşmanı yok etmeye kilitlenmiş olacağız.

 

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.